26 October 2026, Monday
İsrail'de kritik seçim
Ekonomi

İsrail'de kritik seçim

İsrailliler yarın sandık başına gittiklerinde tanıdık bir soruyla karşı karşıya kalacak: Ülkenin en uzun süre görev yapan başbakanı Binyamin Netanyahu iktidarda kalmalı mı? Son yıllarda yapılan neredeyse her seçim,...

İsrailliler yarın sandık başına gittiklerinde tanıdık bir soruyla karşı karşıya kalacak: Ülkenin en uzun süre görev yapan başbakanı Binyamin Netanyahu iktidarda kalmalı mı? Son yıllarda yapılan neredeyse her seçim, Netanyahu hakkında bir referandum niteliği taşıdı. Bu kez birçok İsrailli, verecekleri kararın her zamankinden daha önemli olduğunu düşünüyor.

Seçim yalnızca ülkeyi kimin yöneteceğini değil, İsrail'in hangi yöne ilerleyeceğini de belirleyecek. Bu seçim, 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana yapılan ilk genel seçim olma özelliğini taşıyor. İsrail tarihindeki en ölümcül güvenlik zaafı olarak nitelendirilen saldırının ardından Gazze'ye yönelik saldırılar, Lübnan ve İran'da yaşanan savaşlar, ülke nüfusunun büyük bölümünü seferber ederken İsrail'in uluslararası alanda daha da yalnızlaşmasına yol açtı.

Birçok seçmen için bu seçim, 7 Ekim'deki başarısızlıklara tanıklık eden yönetimi değerlendirmek, çatışma döneminde ülkeyi kimin yönetmesi gerektiğine karar vermek ve artan askerlik yükünün sorumluluğunu kimin üstleneceğini belirlemek açısından ilk fırsat. Görev süresini tamamlamak üzere olan Netanyahu hükümeti, onlarca yıl sonra dört yıllık görev süresini eksiksiz tamamlayan ilk hükümet oldu. Netanyahu, İsrail'i daha önce görülmemiş ölçüde milliyetçi ve dini bir çizgiye taşıyan aşırı sağcı ve ultra-Ortodoks ortaklara dayanıyordu.

Netanyahu, hükümeti Yüksek Mahkeme'yi ve iktidarı denetleyen diğer mekanizmaları zayıflatmayı amaçlayan yargı reformunu hayata geçirmeye çalışırken yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanan görevdeki ilk İsrail başbakanı oldu. Yargı reform girişimi, 2023'te kitlesel protestolara yol açtı. Yarınki seçimde belirleyici olacak soru, İsrail'in aynı yönde ilerleyişini sürdürüp sürdürmeyeceği ya da rotasını değiştirip değiştirmeyeceği.

Ancak İsrail'de koalisyonların kurulma biçimi nedeniyle yanıtın netleşmesi haftalar sürebilir. Anketler, ne Netanyahu'nun ittifakının ne de muhalefetin tek başına çoğunluğu elde etmesinin muhtemel olduğunu gösteriyor. Bu da seçimin mevcut siyasi krizi çözmek yerine yeni bir krizi başlatabileceği anlamına geliyor.

İsrailliler bireysel adaylara değil, parti listelerine oy veriyor. Milliyet, din, etnik köken ve ideoloji bakımından bölünmüş bir toplumda bu sistem, çok sayıda partinin yarıştığı bir tablo ortaya çıkarıyor. Her seçim döneminde onlarca parti liste sunuyor.

Bu seçimde 37 liste yarışıyor. Ancak yalnızca yüzde 3,25'lik seçim barajını aşan partiler, İsrail parlamentosu Knesset'teki 120 sandalyeden pay alabiliyor. Anketler, 11 ila 13 partinin barajı geçebileceğine işaret ediyor.

Sandalyeler, nispi temsil sistemiyle dağıtılıyor. En büyük iki parti, Netanyahu'nun sağcı Likud'u ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un liderliğini yaptığı yeni merkezci Yashar partisi. Eisenkot, Netanyahu'nun başlıca rakibi olarak öne çıkıyor.

Kanal 12'nin son kamuoyu yoklaması, Eisenkot'un 23 sandalyeyle ilk sırada yer alacağını, Likud'un ise 21 sandalyede kalacağını öngörüyor. Ancak diğer araştırma şirketlerinin tahminleri farklı. Netanyahu yanlısı Kanal 14'ün anketinde Likud'un 30, Eisenkot'un ise yaklaşık 20 sandalye kazanacağı tahmin ediliyor.

Kimin başbakanlık görevini üstlenmeye daha uygun olduğu sorusunun yöneltildiği ikili karşılaştırmalarda ise Eisenkot, Netanyahu'nun önünde istikrarlı bir farkla yer alıyor. Ancak seçimi en fazla milletvekili çıkaran parti olarak tamamlamak, iktidarı kazanmak için yeterli değil. Başbakanın hükümet kurabilmesi için 61 sandalyeye ihtiyacı var ve bugüne kadar hiçbir parti tek başına bu çoğunluğu elde edemedi.

Bu nedenle seçim gecesi genellikle siyasi tablonun yalnızca bir bölümünü netleştiriyor. Asıl mücadele, günler, haftalar, hatta aylar sürebilen koalisyon pazarlıkları sırasında yaşanıyor. Anketlerin çoğu, Likud'un yanı sıra Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir liderliğindeki iki aşırı sağcı parti ile iki ultra-Ortodoks partiden oluşan Netanyahu ittifakının 49 ila 55 sandalye kazanacağını öngörüyor.

Bu sayı, hükümet kurmak için gereken 61 sandalyenin altında. Kağıt üzerinde güçlü görünen muhalefet ise kendi içinde ciddi biçimde bölünmüş durumda. Eisenkot'un sağında eski başbakan Naftali Bennett ile eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman'ın partileri, solunda ise Yair Golan liderliğindeki Demokratlar Partisi bulunuyor.

Bennett ve Liberman, Eisenkot'a destek açıklamadı ve her ikisi de başbakanlık hedefini koruyor. Kamuoyu yoklamalarına göre, kurulabilecek alternatif bir hükümetin muhtemelen Arap partilerinin desteğine ya da bu partilerin oylamada çekimser kalmasına ihtiyacı olacak. Ancak bazı muhalefet liderleri Arap partileriyle herhangi bir iş birliğine gitmeyeceklerini açıkladı.

Hiçbir tarafın net çoğunluğa sahip görünmediği bu tabloda siyasi çıkmaz, azınlık hükümeti, ulusal birlik hükümeti ya da yeniden seçime gidilmesi olası senaryolar arasında. Anketler iki ittifaktan hiçbirinin rahat bir çoğunluk elde edemeyeceğini gösterdiğinden, sonuç küçük farklara bağlı olabilir. Özellikle hangi küçük partilerin yüzde 3,25'lik seçim barajını aşacağı ve barajın altında kalan partilere ne kadar oy verileceği belirleyici olacak.

Barajı geçemeyen partilere verilen oylar, parlamentoda sandalye kazanılmasını sağlamayacak. Katılım oranı da önem taşıyor. Birkaç bin oy, bir partinin tamamen parlamento dışında kalmasıyla parlamentoya girmesi arasındaki farkı belirleyebilir.

Bu oylar, iki ittifak arasındaki çıkmazı çözecek kilit partiyi de ortaya çıkararak siyasi dengeleri değiştirebilir. Arap seçmenlerin sandığa katılımı kritik önem taşıyabilir. İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan Filistinli İsrail vatandaşları, geleneksel olarak genel seçmen ortalamasının altında katılım gösteriyor.

2022 seçimlerinde Arap seçmenlerin katılım oranı yüzde 53,2 olurken ülke genelindeki oran yüzde 70,6 olarak kaydedilmişti. Bu seçimde araştırma şirketleri Arap seçmenlerin katılım oranının yüzde 60'ı aşmasını bekliyor. Böyle bir artış, barajı aşmak için gereken oy sayısını yükselterek küçük partilerin parlamentoya girmesini zorlaştırabilir.

İsrail'in Gazze'ye yönelik acımasız saldırıları, Lübnan ve İran'daki savaşlar, İsrail'in diplomatik konumunu onlarca yılın en zayıf noktasına taşıdı. Netanyahu hakkında, Gazze'de işlediği savaş suçları gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılmış bir yakalama kararı bulunuyor. Netanyahu, tutuklanma riski nedeniyle Avrupa ülkelerinin çoğuna seyahat etmekten kaçınıyor.

ABD Başkanı Donald Trump seçim öncesinde Netanyahu'ya destek verdi. Ancak ABD kamuoyunun genelindeki tablo, Netanyahu açısından çok daha olumsuz. Pew Araştırma Merkezi'nin Mart 2026'da yaptığı bir ankete göre, araştırmaya katılan ABD'li yetişkinlerin yüzde 60'ı İsrail'e olumsuz bakıyor.

Katılımcıların yüzde 59'u ise Netanyahu'nun uluslararası meselelerde doğru kararları vereceğine çok az güvendiğini ya da hiç güvenmediğini belirtti. Öte yandan Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada dahil olmak üzere bazı ülkeler Filistin devletini tanıdı; İsrail yerleşimlerine ve yerleşimci şiddetiyle bağlantılı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlar ve ticari kısıtlamalar uygulamaya başladı. Ben-Gvir ve Smotrich de şahsen yaptırımlara maruz kaldı ve birçok Batı ülkesinde seyahat yasağıyla karşı karşıya.

Netanyahu hükümetinin yeniden seçilmesi halinde uluslararası baskının artması bekleniyor. Eisenkot'un ya da başka bir muhalefet liderinin başında bulunduğu bir hükümet ise en azından başlangıçta gerilimin bir miktar azalmasını sağlayabilir. Artan şiddete karşı daha kararlı adımlar atılması, bazı Avrupa hükümetleri ve ABD'deki Demokrat Parti ile ilişkilerin yeniden iyileştirilmesine fırsat yaratabilir.

Ancak bu durumun genel eğilimi tersine çevirmesi beklenmiyor. Muhalefetin önde gelen adaylarının İsrail'in güvenlik ve dış politikasında köklü değişiklikler yapması öngörülmüyor. Dolayısıyla yeni bir hükümet, diplomatik açıdan bir miktar hareket alanı kazanabilir ancak geçmişte yaşananların yükünden tamamen kurtulamaz.

MARDİN'in Nusaybin ilçesinde yol kenarındaki su kanalına uçan otomobildeki aynı aileden 4'ü çocuk, 6 kişi öldü. Kaza, öğleden sonra Nusaybin ilçesi Cizre yolu üzerindeki kırsal Tepealtı Mahallesi mevkisinde meydana geldi.  

İlgili Haberler