İnsan var insan var
Ekonomi

İnsan var insan var

Bugün okuduğumda beni sarsan, bir önemli hakikati ifade eden bir vecize gözüme ilişti: vecize Andrey Tarkovski’ye ait: “İnsanın başka insanlara acı vermeden yaşayabilmesi için bir ideali olmalı, manevi ve ahlaki bir...

8 okuma

Bugün okuduğumda beni sarsan, bir önemli hakikati ifade eden bir vecize gözüme ilişti: vecize Andrey Tarkovski’ye ait: “İnsanın başka insanlara acı vermeden yaşayabilmesi için bir ideali olmalı, manevi ve ahlaki bir ideali” Bu okuduğum kısa ve özlü söz, Bediüzzaman Hazretlerine ait iki vecize ve Mehmet Akif Ersoy’a ait sadece kalemin değil kalbin, ruhun, sancının eseri olan o sarsıcı, silkeleyici şiirler aklıma geldi. “Gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenasi edilse, ezhan enelere dönüp etrafında gezerler.” Belirli bir hedefi, ideali, hayali, vizyonu olmayan insanlar kendi egolarını beslerler, zihinleri kendilerine dönüktür. Kendilerini başkalarına anlatıp dururlar ve kendi lezzetleri, çıkarları etrafında döner dururlar, kimseyi görmezler.

“Unutmayalım ki insanları canlandıran öldüren .” Küçük bir meseleden dolayı hayata ve yakınlarına küsen insanların en önemli özelliği büyük bir hedefin onları sabah erkenden sıcak yataklarından kaldıramamış olmasıdır. İnsanın dünyaya verecek bir şeyinin olmaması, anlamlı bir hedefin arkasından gitmemesi hem kendisini hem de çevresini zora sokuyor. Manevi ve ahlaki bir hedef sahibi, kaliteli insan işiyle boş insan kişiyle uğraşıyor.

Rabbimiz yirmi dört saati eşit olarak bizlere vermiş ve zamanın dünyadaki birçok şeyden daha kıymetli olduğunu anladığımız an büyümeye, gelişmeye ve olgunlaşmaya başlarız. Kâinat boşluk kabul etmiyor, bedava verilen zamanların içini ya dünya ve ukba bize kâr getirecek işlerle dolduracağız ya da zarar getirecek boş uğraşlarla. Mehmet Akif Ersoy vurdumduymaz, bencil, tembel, dinin emirlerini işine geldiği gibi anlayan, ümitsizlik ve umutsuzluk bataklığından bir türlü çıkamayan bizleri dertli gönlüyle eleştirel bir dille uyandırmaya çalışır.

Bugün nasibini yerleştirince kursağına; 'Yarın' nedir? Onu bilmez, yatar donup sağına. Yıkılsa arş-ı hükûmet, takılsa kabre vatan, Vazifesi değil; çünkü 'hepsi Allah'tan!

' Ne hükmü var ki, esasen yalancı dünyanın? Ölürse, yan gelip yatacak cennetinde Mevla’nın. Fena kuruntu değil!

Ben derim, sorulsa bana: 'Kabul ederse cehennem ne mutlu, amca, sana! ' Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun! Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'Davransana...

Eller de senin, baş da senindir! His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?Hayret veriyorsun bana...

Sen böyle değildin. Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz? Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!

Karşında ziyâ yoksa sağından, ya solundanTek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan. Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var. Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

Hüdâ’yı kendine kul yaptı, kendi oldu HüdâUtanmadan bu işe, tevekkül diyor haa! Kısaca, bir insanın bir başka insana yük olmadan acı, gam, keder, üzüntü vermeden bu dünyadan konup göçebilmesi için sabah onu sıcak yatağından kaldıracak, tutkuyla bağlandığı, günün en az beş saatini ayırdığı net bir hedefinin olması şarttır. Hedef sahibi insan zihnini, gönlünü, kalbini afaki âlemde dağıtmaz; kendisiyle uğraşır, işiyle uğraşır.

Yük alır, yük olmaz; neşe, huzur, umut verir; acı vermez, kimsenin baş ağrısı, gönül sızısı olmaz.

İlgili Haberler