Gerçek vergi rekortmeni kim?
Ekonomi

Gerçek vergi rekortmeni kim?

Tuncay KAPUSUZOĞLU Gelir İdaresi Başkanlığı, gelir ve kurumlar vergisinde 2025'in rekortmenler listesini önceki hafta açıkladı. Türkiye genelinde ilk 100’e girenleri gösteren listede son dönemin artık kanıksanan...

2 okuma

Tuncay KAPUSUZOĞLU Gelir İdaresi Başkanlığı, gelir ve kurumlar vergisinde 2025'in rekortmenler listesini önceki hafta açıkladı. Türkiye genelinde ilk 100’e girenleri gösteren listede son dönemin artık kanıksanan “gizleme” olayı 2025 yılı rekortmenleri için de gerçekleşti. Gelir vergisinde ilk 100’deki 78 kişi ve kurumlar vergisinde ilk 100’deki 36 kurum adının açıklanmasını istemedi.

Geçmişte nadiren rastladığımız “isminin açıklanmasını istememe” talebi, günümüzde genele dönüşmüş, özellikle gelir vergisinde oldukça yaygın hale gelmiştir. 2000 yılında ilk 100’e girenler listesinde sadece 14 kişi adının açıklanmasını istemezken, 2025 yılı rekortmenlerinde bu sayı 78 olmuştur.  ADLARI NEDEN GİZLİ Bu sorunun net bir yanıtı yok. Zira, ortada öteden beri devam eden bir eğilim bulunmuyor.

Geçmişte olmayan talep neden günümüzde “esas” haline geldi? İş insanları neden son dönemde kazancının ve ödediği verginin bilinmesini istemiyor? Bunun, sosyal kaygılar, güvenlik sorunu, borç talepleri, kazanç/vergi oranı dengesizliğinin bilinmesinin istenmemesi gibi çok sayıda nedeninin olduğu açıktır.

Ancak, ödenen verginin bilinmesini istememenin en büyük nedeni “açıklamama”nın esas haline gelmesidir. Ödediği vergiyi açıklamayanların çoğunluğa dönüştüğü ortamda diğer iş insanlarının büyük kısmı da ortada göze çarpacak şekilde görünmek istememektedir. Kazancın bilinmesinin getirdiği endişe, ödenen vergi ile övünmeyi bastırır hale gelmiştir.

Öyle ki, gelir vergisi rekortmenleri listesi, gizlenenlerin yüzde 80'e dayandığı yapıda artık anlamını büyük ölçüde yitirmiştir.  REKORTMEN PROFİLİ Gelir vergisi rekortmenleri listesinde adını açıklayan 22 kişinin 18’i menkul sermaye iradı, 2’si ücret geliri, 2’si de serbest meslek kazancı elde etmiştir. Açıklanan listede gizlilik esas olduğu için somut bir profil analizi yapmak güçtür. Ancak, rekortmenlerin gizlenenler de dahil büyük kısmının menkul sermaye iradı elde edenler olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Menkul sermaye iratları büyük ölçüde ortaklıklardan elde edilen kâr paylarından ve faiz gelirlerinden kaynaklanmaktadır. Ortada bir sermaye kazancı, yani paradan para kazanma söz konudur.  Kurumlar vergisi rekortmenlerine baktığımızda unvanını açıklayan 64 şirketin 39’unun bankacılık, sigortacılık, finansman ve fon işletmeciliği alanında faaliyette bulunduğunu görmekteyiz. Kurumlar vergisindeki rekortmenlerde de gelir vergisinde olduğu gibi ağırlık üretimden elde edilen kazançlarda değil, para ve fonların işletilmesinden sağlanan kazançlardadır.  GERÇEK REKORTMEN EMEKÇİ Anayasa’nın 73.

maddesine göre, “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.”  Ödenen vergiyi kişilerin mali gücüne göre değerlendirdiğimizde, geçmiş yıllarda olduğu gibi 2025 yılında da ülkenin vergi rekortmeni açık ara emekçilerdir.  Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2026 yılı Ocak–Haziran dönemi merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerini Temmuz ayı içinde açıkladı. Bu dönemde toplam bütçe gelirleri 7 trilyon 787 milyar 344 milyon TL; toplam vergi gelirleri de 6 trilyon 619 milyar 741 milyon TL olarak gerçekleşti.

Toplam bütçe gelirlerinin %85’i vergi gelirlerinden oluşmaktadır. Bu dönemde tahsil edilen gelir vergisinin toplamı 1 trilyon 785 milyar 288 milyon TL olup vergi gelirleri içindeki oranı %27’dir. 2026 yılı Ocak-Haziran döneminde stopaj yoluyla tahsil edilen gelir vergisi 1 trilyon 633 milyar 909 milyon TL’dir ve toplam tahsil edilen gelir vergisine oranı %92’dir.

Stopaj yoluyla alınan gelir vergisi tutarı içinde ücretlilerden kesilerek tahsil edilen vergi tutarının oranı 2025 yılında %51’dir. Bu verilere göre toplam tahsil edilen gelir vergisinin yaklaşık %47’sinin ücretlilerden stopaj yoluyla kesilerek tahsil edilen vergi olduğunu söyleyebiliriz. Yani ülkedeki gelir vergisinin neredeyse yarısını ücret geliri elde eden emekçiler ödemektedir.  2025 yılı Haziran ayı verilerine göre, 2026 yılı Haziran ayında gelir vergisi tahsilatında %145,70 oranında çarpıcı bir artış meydana geldi.

Diğer verilerde sonucu etkileyecek önemli bir değişiklik olmadığına göre, bu artışın en önemli nedeni gelir vergisi tarifesindeki dilimlerin enflasyon ve ücret artışlarının oldukça gerisinde kalmasıdır. 2026 yılı gelir vergisi tarifesinde %15 vergi alınacak tutar tavanı 190 bin TL’dir. Bu tutar aşıldığında %20 oranıyla vergileme başlamaktadır.

2026 yılındaki dilimlerde artışın belirlenmesinde uygulanan yeniden değerleme oranı %25,46’dur. Geçmiş yıllarda da enflasyon oranının altında kalan artış tutarları ücret gelirlerinin hızla daha yüksek oranda vergilenmesine yol açmıştır. Üçüncü dilimle beraber ücret gelirlerinin vergilemesinde küçük bir avantaj sağlayan farklı oran uygulaması, yalnızca yüksek gelirlileri içermekte olup sorunu çözmemektedir.  Geçen yılın Haziran ayına göre gelir vergisi tahsilatındaki artışın en önemli nedeni tarife nedeniyle vergi oranının artmasıdır.

Bu artış, 2027 yılında açıklanacak 2026 yılı sonuçlarına göre de ücretlilerin arayı açarak vergi rekortmeni olmaya devam edeceğini göstermektedir.  SONUÇ Son yıllarda gerek gelir vergisi gerekse de kurumlar vergisi rekortmenleri adlarının açıklanmasını istememektedirler. 2000’li yıllardan itibaren artarak devam eden bu trend, ilan edilen listelerin son derece anlamsız hale gelmesine yol açmıştır. Bunun nedenleri konusunda farklı iddialar vardır.

Tamamının geçerli olduğunu söyleyebileceğimiz bu iddiaların ötesinde, isim ve unvanların açıklanmaması talebinin en büyük nedeni, eğilimin bu yönde olması ve açıklanan rekortmenlerin göze batacak hale gelmesidir. Eğilim, davranışın en önemli tetikleyicisidir.  İlan edilen vergi rekortmenlerinin yanında ilan edilmeyen en büyük rekortmen emekçilerdir. Mali güce göre ödenen vergiyi esas aldığımızda ücret geliri elde eden emekçilerin stopaj yoluyla ödedikleri gelir vergisinin toplam gelirleri içindeki oranı, diğer gelir elde edenlerinkiyle karşılaştırıldığında aradaki fark kapanmayacak kadar yüksektir.

Emekçilerin mal ve hizmet alımında ödedikleri KDV ve ÖTV tutarları ile diğer giderlerini indirme olanağının olmaması, üzerlerindeki vergi yükünün boyutunu katlanarak artırmaktadır.  Kurgulanan bu yapıda toplam vergi gelirleri içinde büyük ağırlığı ücretiyle geçimi sağlayan emekçilerin ödediği vergiler oluşturmaktadır. Bu, kabul edilmesi mümkün olmayan bir yapıdır. Geçimini zor sağlamanın ötesinde aileleriyle birlikte yaşam savaşı veren kitlenin ülkenin vergi sisteminin motor gücü olması büyük bir çarpıklıktır.

Anayasa’nın 73. maddesi mali güce göre vergi ödemeyi öngörmektedir. Ancak, gelinen aşamada ülkede mali güce göre vergi ödendiğini söylemek mümkün değildir. 

İlgili Haberler