Giresun, Eynesil’de hayatını kaybeden Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan ile ölümü araştıran gazeteci Canan Coşkun ve belgeselci Kazım Kızıl’a dava açıldı. Üçü de olay yerinde tanıkla yaptıkları görüşmeyle ilgili olarak “iştirak halinde birden fazla kişi ile birlikte cebir veya tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak” ile suçlandı. İddianamede Kazım Kızıl’a ayrıca “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçu yöneltildi.
İlk duruşma Görele 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 22 Ekim’de görülecek. ADLİ TIP: YÜKSEKTEN DÜŞME 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan, 12 Nisan 2018’de Giresun’un Eynesil ilçesindeki evinin önünde yaralı bulunmuş, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
Savcılık ölümle ilgili verdiği takipsizlik kararında, “Tüm dosya kapsamından, Rabia Naz Vatan’ın evinin çatısından düşerek vefat ettiği kanaatine varılmıştır” dedi. Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun raporundaki “vücutta tespit edilen kırıkların özellikleri itibarıyla ayaklar üzerine yüksekten düşmeye bağlı spesifik bulgular olması dikkate alındığında, ölümün trafik kazasına bağlı olmadığı” bilgisine de yer verildi.
SON TANIK Rabia Naz’ı yerde yaralı halde gören son kişi, Mürsel Küçükal’dı. Savcılığın soruşturmasının ardından kurulan Meclis Komisyonuna da ifade vermişti. Konuyu araştırmak üzere Eynesil’de bulunan ve diğer tanıklarla konuşan Canan Coşkun, 11 Kasım 2019’da Küçükal’ın evine giderek onunla da görüşmek istedi.
Coşkun evde konuşmak istiyordu ancak Küçükal onu olay yerine götürdü ve tanık olduklarını anlatmaya başladı. Bu sırada yanlarına Şaban Vatan ve Kazım Kızıl da geldi. Mürsel Küçükal olayı anlatırken Şaban Vatan’ın kendisini yerde sürünmeye zorladığını, eziyet ettiğini söyleyerek şikayetçi oldu.
İddianamede olay şöyle özetlendi: “Şüphelilerin, Mürsel Küçükal’ı Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturması yürütülen 2018/525 Soruşturma sayılı dosyada vermiş olduğu tanık ifadesinde ölen Rabia Naz Vatan’ın o anki halini canlandırmasını istediklerinin ve müştekiye baskı yaparak zorla yerde süründürerek, özgürlüğünü kısıtlayarak, bir yere gitmesine engelleyerek bu eylemlerini video kaydı altına aldıklarının bildirilmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma işlemlerine başlanıldığı…” Canan Coşkun’un ise Küçükal’ın sürünmesini istemediğine, engel olmaya çalıştığına dair ses kayıtları soruşturma dosyasında yer aldı. Coşkun ve Kazım Kızıl, durumdan rahatsız olarak olay yerinden ayrıldıklarını da ifadelerinde belirtmelerine rağmen dosyada sanık olarak yer aldılar. Canan Coşkun BirGün’e yaptığı açıklamada “Bu dosya yedi yıl boyunca açık tutuldu.
Rabia Naz’ın şüpheli ölümünü araştırırken çektiğimiz görüntüler ve yaptığımız görüşmelere el konuldu, en sonunda da bu dava kapsamında bizi kriminalize etmek için kullanıldı. Anayasa , Rabia Naz Vatan’ın ailesinin başvurusuyla ilgili 2025 yılında verdiği kararda ‘soruşturmanın özensiz yürütüldüğüne, gerektirdiği derinlik ve ciddiyette yürütülmediğine’ hükmetti. Biz de Eynesil’de yaptığımız araştırmada bu sonuca varmıştık.
AYM, aynı kararda ‘üzerinden uzun zaman geçtiği için soruşturmanın yeniden açılmasında hukuki fayda olmadığını’ savunmuştu. Eynesil’deki gazetecilik faaliyetlerimiz engellenmeseydi AYM’nin olaydan yedi yıl sonra ulaştığı tespitler çok daha öncesinde ortaya çıkacaktı” değerlendirmesini yaptı.