Ferhat Gündoğdu mekanizmanın bir prototipidir
19 Temmuz 2001 Hürriyet gazetesindeki haberde, maçtan tam bir gün öİstanbul Beyoğlu’ndaki Euro Plaza Oteli’nde, maçın orta hakemi Sadık İlhan, yardımcı hakemleri Kenan Kozak, Nurhan Altınsaat ve 4. hakemi Ferhat...
19 Temmuz 2001 Hürriyet gazetesindeki haberde, maçtan tam bir gün öİstanbul Beyoğlu’ndaki Euro Plaza Oteli’nde, maçın orta hakemi Sadık İlhan, yardımcı hakemleri Kenan Kozak, Nurhan Altınsaat ve 4. hakemi Ferhat Gündoğdu için bir eğlence organize edildiği ileri sürüldü. Savcılık dosyasında, otelde bu hakem grubuna kadın temin edildiği ve tüm faturaların Ali Fevzi Bir tarafından ödendiği iddiaları emniyet ifadelerinde yer aldı.
İstanbul Ali Sami Yen Stadyumu’nda oynanan karşılaşmayı Gaziantepspor 3-1 kazandı. Ancak hemen ardından 2002’nin başlarında düzenlenen operasyonla hakem Sadık İlhan tutuklandı ve tüm bu yaşanan olaylar dosyalarına girdi. Ferhat Gündoğdu hakkındaki şike çetesi iddianamesinin ardından Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde talimatla ifade verdi.
2003’te delil yetersizliğinden beraat etti ve adli olarak aklandı. Yaşanan bu skandalların ardından hakemlik kariyerini erken sonlandırarak tamamen TSK’daki askeri görevine odaklandı. Yine sosyal medyada yapılan haberlere göre, Merkez Hakem Başkanı Ferhat Gündoğdu, askeri kariyeri sırasında 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yargılanan Metin İyidil’in görev süresi boyunca askeri idari kadrosunda yer almıştır.
Metin İyidil, yaveri/personel daire başkanı olarak görev yapmıştır. Bu ülkede 12 Eylül sonrası oluşan yapılar ile devamında son 24 yıl içinde kurulan mekanizma tesadüfen oluşmamıştır. Futbolun bu uygulama sürecinin merkezinde yer alması da tesadüf değildir.
Futbol ve siyaset ilişkisi, Türkiye’de ve dünyada kitleleri etkileme gücü nedeniyle, iktidarlar ve kulüpler arasında karşılıklı bir çıkar, kontrol ve meşruiyet aracı haline gelmiştir. Türkiye’de iktidarlar, futbolun potansiyelini artırmak ve siyasi rant sağlamak için yıllarca propaganda aracı olarak kullanmayı başarmışlardır. Siyasilerin sağladığı ekonomik, sosyal ve siyasi güçten faydalanmak isteyen futbol kulüpleri de siyaseti kullanarak bu imkânlardan sonuna kadar yararlanma yolunu seçmişlerdir.
Bu durum, Türkiye’de futbol ve siyasetin iç içe olduğunu göstermektedir. TFF başkanının ve kulüp başkanlarının hükümetin ekonomi politikasını oluşturan ‘rant’ kurgusunun merkezinde olan inşaat sektöründen dolayı müteahhit olması tesadüf değildir. Devlet ihaleleriyle oluşan servet transferlerinin yarattığı ekonomik gücün tekrar iktidarın devamlılığı için kullanılması zorunluluğu, futbolun kullanışlı bir araç haline getirilerek amacı dışında bir propaganda ve örgütlenme pazarı haline gelmesini sağladı.
Ekonomik bir olgu olan futboldaki egemenliğin bir parçası olan kuralsız oluşumların eylemleri kapsamında şike, bahis ve maç manipülasyonları bu süreç zarfında kendine uygulama alanı buldu. Kuralsızlığın uygulama alanının temeli ve dayanağı, manipülasyonların odağı hakemlik müessesesidir. Usta hakemlerin tasfiyesi ile başlayan sürece baktığımızda, yeni bir başlangıcın değil, bir kontrol mekanizmasının oluşturulmasına yönelik olduğu belli olduğu gibi, Dünya Kupası’na hakem alınmamasına kadar kötü sonuçlar doğuran bu organizasyonun gelinen noktada daha fazla olumsuz sonuçların açığa çıkmasına neden olabilecek içeriklere sahip olduğu çok netti.
Özellikle mobbinge ve manipülasyona yönelik baskılar, işin bahis ve maç sonuçlarını etkilemeye kadar gidebilecek sürecin açığa çıkarılması bakımından büyük bir belirsizliğe neden olmaktadır. Antalya’da 5 hakemin; Tugay Kaan Numanoğlu, Bahattin Şimşek, Burak Şeker, Murat Erdoğan ve Mert Güzenge’nin büyük bir irade ortaya koyarak hem hakemlik mesleği adına hem de kişisel ahlaki değerleri adına açtıkları bu dava, bu süreç için mihenk taşıdır. Burada mühim olan, ‘fon’ skandalında olduğu gibi, süreci öznelleştirerek kişilere bağlanması ve büyük resmin ve onu oluşturan paydaşların gözden uzak tutulmamasının sağlanmasıdır.
TFF seçiminde atanan kişinin kulüpler tarafından seçilmesine rağmen, onların atadığı kurulların aldığı kararların çıkarlarına ters gelip ayaklarına basıldığı zaman ortalığı ayağa kaldırmaları tam anlamıyla ikiyüzlülüktür. TFF Genel Kurulu’nun %95’ini profesyonel kulüp temsilcileri oluşturuyor. Ve bunların hiçbiri futbolun içinden gelmiyor.
Tamamına yakını esnaf kökenli, iş hayatlarından siyasi bağlantılarla iş adamı diye tanımlanan kimliğe bürünmeleri neticesinde kulüp başkanları olmalarıyla birlikte bu noktada karar mekanizmasında futbolun kaderini belirleyen çok önemli kararların alınmasına neden olmaktadırlar. Ve AİHM’de açılan davalardan, onlardan birini de hakem İbrahim Tokmak’ın açtığı dava, TFF aleyhine sonuçlanmasına, kurulların antidemokratik olduğuna karar verilmesine ve bu işleyişin değiştirilmesinin istenmesine rağmen, kontrol mekanizmasını kaybetmemek uğruna bu karar uygulanmamaya devam etmektedir. İşin en büyük krizi, bu mobbingler ve manipülasyonların şampiyonluklara ve küme düşmelere etki edip etmemesidir.
Bu noktada iş farklı bir boyuta evrilir. Ve Ferhat Gündoğdu sistemin yapısal kodlarının bir dışavurumudur.



