Eğitimden Elif’e!
Bugünlerde tümüyle ilgisiz görünseler de biri biriyle çok bağlantılı iki önemli konu gündem oluşturdu. Birinde, görevi toplumun insan kaynağının değerini artırmak olan eğitim, yeni ders yılına girdi. İkincisinde de...
Bugünlerde tümüyle ilgisiz görünseler de biri biriyle çok bağlantılı iki önemli konu gündem oluşturdu. Birinde, görevi toplumun insan kaynağının değerini artırmak olan eğitim, yeni ders yılına girdi. İkincisinde de ülkemizden yurtdışına gitmek zorunda kalan bir ailenin çocuğu Elif Eralp, Berlin’de çok önemli bir seçim zaferine imza attı. Bu iki olay, insan değeri konusunda sayısız dersler çıkarılmasını olanaklı kılıyor. “KÖKLER” VE “DEĞERLER” Yeni eğitim yılı da geçen yıllar gibi Turgutlu örneği saldırıları ve çok ağır sorunlarıyla başladı.
Bunlar asla olmaması gerekenler, ancak, toplumsal yaşam açısından bu çok önemli olan eğitimin niteliğine de yakından bakılması gerekiyor. Ülkemizin eğitiminin niteliğini Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli şöyle açıklıyor: “Bu model, öğrenciyi yalnızca bilgiyle donatılan bir birey olarak değil; değerleri olan, düşünebilen, üretebilen ve erdemli bir insan olarak yetiştirmeyi hedefler. ‘Köklerden geleceğe’ anlayışıyla millî ve manevi değerleri korurken çağın gerektirdiği dijital ve akademik becerileri de merkeze alır.” Bu açıklamanın, Türkçe yetersizlikleri bir tarafa, iki anahtar sözcüğü var: “kökler” ve “değerler”. Burada “köklerden geleceğe” deniliyor, ancak, kökün ne olduğu açıklanmıyor.
Yoksa Bakan Y. Tekin’in geçenlerde, egemenliği halkın yapan ve emperyalizme karşı verilen “Kurtuluş Savaşı” yerine “bundan böyle Milli Mücadele denilecek” vurgusu mu geçerlidir? Diğer taraftan, Temmuz 2017’de kesinleşen ders konuları ya da müfredat değişikliğiyle lise son sınıf biyoloji dersinde yer alan "Hayatın Başlangıcı ve Evrim" ünitesi müfredat dışı bırakıldı. Bir başka anlatımla, eğitimde ta önceki yüzyılda bilimselliği kanıtlanmış ve hemen tüm bilimsel çalışmalarda başvuru kaynağı olan Evrim Kuramına yer verilmiyor.
Bu gelişmelerin etkisiyle eğitim bilimsellikten iyice uzaklaşırken kökler de havada kalıyor. Değere gelince; eğitim sürecinde çocuklara ve gençlere yeterince değer verilmediği görülüyor. Şu korkunç haber çok şeyi açıklıyor: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Raporu’na göre, Mesleki Eğitim uygulaması çocukları “ücretsiz işgücü kaynağı yaptı ve daha da korkuncu yalnızca son eğitim yılında 95 çocuk “iş cinayetinde” yaşamını yitirdi. Okullardaki sağlıksız koşullara ek olarak, çocukları ve gençlerin silah taşıması ve tırmanan “akran şiddeti” de sağlıklı bir eğitime olanak tanımıyor.
Eğitim sonrasında da yıkıcı bir değersizleştirme yaşanıyor: Kamuda işe almalarda yazılı sınavı kazananların sözlüde elenmesinin yarattığı kişisel ve toplumsal yıkımlar giderek intiharlar eğitimi iyice anlamsızlaştırıyor. Eğitime verilen değer öğretmene verilen değerle ölçülür; Cumhuriyet, önemli bir yönüyle de “öğretmene değer” vermek demektir. Ya bu dönem? Sınıfta olması gereken öğretmen sokakta hak arıyor! Eğitim kültür ve sanatla beslenir, Kültür ve sanat eğitiminin önemsizleştirilmesini, ülkenin kültür ve sanat insanlarının yaşadığı, yasak, baskı ve cezalandırmalar tamamlıyor.
Spordaki eğitim yetersizliğini özellikle futbol ve basketbolun tüm liglerinin sahalara sürülen oyuncuların kimlikleri gösteriyor. ELİF’İMİZ BAŞARDI! Hafta başında gelen sevindirici haber şöyleydi: Geçen Pazar günü yapılan Berlin Eyalet Seçimlerinin geçici sonuçlarına göre Elif Eralp’i eyalet başbakanı adayı olarak gösteren Sol Parti yüzde 25,7 oyla sandıktan birinci çıktı. 12 Eylül 1980 faşizminden kurtulmak için Almanya’ya göçen bir anne-babanın çocuğu Elif , Tarkan şarkıları ve son zamanlarda kadın özgürlüğünün türküsü olan Erik Dalı eşliğinde yaptığı konuşmada "Şehrimizde sevgi ve adalet, nefrete karşı galip geldi” diyordu.
Böylece Elif Eralp, koalisyon ile de olsa Berlin Eyalet Hükümeti’nin Başbakanı oluyor. Eyalet hükümetleri eğitim ve polisi yönetmenin yanında başta konut olmak üzere toplumsal yaşamın önemli ögelerini yönetiyor. Özetle, Elif başardı. Elif biliyor ki, Alman hükümetinin onu görevden alması ve yıllar önce aldığı hukuk diplomasının yok sayılması asla söz konusu olamaz. Bir başka partiye geçmesi de düşünülemez. Elif’in büyük başarısının önemini daha da artıran bir nokta daha var.
Özellikle de Almanya’da aşırı sağcı siyaset yükselirken, Nazi yıkımını yaşamış olan bir toplumun başkentinde, faşizmin tam karşıtı özgürlükçü özelliği ile solun eyalet düzeyinde iktidar olmasıdır. Diğer taraftan Elif’in büyük başarısı, kaçınılmaz olarak, Almanya’dan İsrail’e dünyanın her tarafında yükselen faşizmin düşmanlığını da çekiyor. Ülkemizdeki siyasal gelişmeleri etkilemesi de kaçınılmaz olan EE’nin kazandığı çok büyük başarı bir kez daha kanıtlıyor ki bu ülkenin insanına, çok değil, iki şey “özgürlük ve olanak” sağlandığında, o, başarıyor.
Yurtdışında yetişen ve büyük başarılara ulaşan bilim insanları, sanatçılar, futbolcular ve siyasetçiler bunu kanıtlıyor. “Benim özüm insandır” diyen bir kültürün ülkesi insanını ezmez; tam tersine insanının, beyni ve bedeniyle özgürlük içinde gelişmesine olanak ve öncelik verir. İşin başı budur!



