Üniversite yıllarında dershanecilik sektörüne adım attığını anlatan Mehmet Önal, 1997-1998 eğitim döneminde Karaman’a geldiğini ve uzun yıllar dershanecilik yaptığını söyledi. 2015 yılında özel okulculuk serüveninin başladığını belirten Önal, yaklaşık 10 yıllık okul işletmeciliğinin ardından yeniden dershaneciliğe döndüklerini ifade etti. Önal, öğretmenliğin kendisi için ayrı bir yeri olduğunu belirterek, sınıfa girmekten ve öğrencilerle birebir iletişim kurmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Karaman’da yaklaşık 30 yıllık bir eğitim geçmişine sahip olduğunu vurgulayan Önal, yıllar önce ders verdiği öğrencilerinin bugün kendisini gördüğünde sarılmasının yaptığı işin en değerli karşılıklarından biri olduğunu dile getirdi. Okul yöneticiliği döneminin ciddi sorumluluklar getirdiğini anlatan Önal, yüzlerce öğrencinin ve çok sayıda personelin sorumluluğunu taşımanın kendisini zaman içerisinde yıprattığını söyledi. Önal, öğretmenlik tarafını ise çok daha fazla sevdiğini belirterek, öğrencilerle şakalaşmanın, onların sorunlarını dinlemenin ve ders anlatmanın kendisini dinç tuttuğunu ifade etti.
Uzman Kadro Eğitim Kurumları’nın kuruluş sürecini de anlatan Mehmet Önal, uzun yıllardır birlikte çalıştıkları eğitimci arkadaşlarıyla yeniden aynı çatı altında buluştuklarını söyledi. Ekibin önemli bir bölümünün yaklaşık 20 yıldır birlikte çalıştığını belirten Önal; Türkçe-edebiyat, kimya, fizik ve biyoloji başta olmak üzere farklı branşlarda deneyimli öğretmenlerden oluşan bir kadro kurduklarını ifade etti. Önal, kurumun adının da ekip olarak birlikte belirlendiğini ve “Uzman Kadro” isminin yılların deneyimini yansıttığını kaydetti.
Öğrencilerin eğitim kurumu tercihinde yalnızca ders başarısının dikkate alınmaması gerektiğini vurgulayan Önal, velilere önemli mesajlar verdi. Bir öğrencinin öncelikle güvenilir ve doğru insanlara emanet edilmesi gerektiğini belirten Önal, eğitim hayatı boyunca akademik başarının hiçbir zaman tek önceliği olmadığını, öğrencinin ahlaki gelişimi ve güvenliğinin de büyük önem taşıdığını söyledi. Öğrenci ile öğretmen arasındaki bağın samimiyet üzerine kurulması gerektiğini belirten Mehmet Önal, çocukların yapmacık davranışları kolaylıkla fark ettiğini söyledi.
Önal, öğretmenliğin yalnızca ders anlatmak olmadığını ifade ederek öğrencilerin dikkatini, ruh halini ve derse olan ilgisini sürekli gözlemlemenin gerektiğini dile getirdi. Ders sırasında zaman zaman espri yapmanın ve öğrencinin dikkatini yeniden toplamanın öğrenme sürecini olumlu etkilediğini anlattı. Programın dikkat çeken başlıklarından biri de öğrencilerin matematik korkusu oldu.
Mehmet Önal, günümüzde matematik sorularının yalnızca işlem bilgisinden ibaret olmadığını, uzun metinleri anlayabilmenin de büyük önem taşıdığını belirtti. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren kitap okuma alışkanlığı kazandırılması gerektiğini söyleyen Önal, okuduğunu anlama becerisi gelişmeyen öğrencilerin uzun matematik sorularında zorlanabildiğine dikkat çekti. Velilerin çocuklarını başka öğrencilerle kıyaslamasının yanlış olduğuna dikkat çeken Önal, her çocuğun farklı yetenekleri bulunduğunu söyledi.
Bazı öğrencilerin sayısal, bazılarının görsel, sözel ya da farklı alanlarda daha güçlü olabileceğini ifade eden Önal, matematiğin tek başarı ölçütü haline getirilmemesi gerektiğini belirtti. Önal, öğrencilerin kapasitesine uygun hedefler belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Her çocuk 40 matematik sorusunun 40’ını yapacak diye bir kaide yok. Kimi 15 yapar, kimi 20, kimi 35 yapar.
Ona göre hayal kurdurmalıyız” mesajını verdi. Yoğun sınav baskısının öğrenciler üzerindeki etkilerine de değinen Önal, özellikle lise ve üniversite hazırlık dönemindeki gençlerin sosyal yönlerinin giderek zayıfladığını söyledi. Çocukların sürekli daha yüksek başarıya zorlanmasının mutsuzluğa ve hayal kırıklığına neden olabileceğini belirten Önal, velilerin çocuklarını iyi tanıması ve onların gerçek potansiyeline uygun hedefler belirlemesi gerektiğini ifade etti.
Önal, çocukların doğru alanlara yönlendirilmesinin, yalnızca yüksek sınav sonuçlarının peşinden koşmaktan çok daha önemli olduğunu belirterek eğitimde sağlıklı ve gerçekçi beklentilerin önemine dikkat çekti.