10 October 2026, Saturday
Ekonomi

Çürüme, ahlaki şok… Ya sonra?

Bir aylık izin ve haberlerden arınma süreci ardından memlekette olup bitenleri kendime özetlemeye çalışıyorum. Tek sözcükle 'çürüme!' Öyle bir çürüme ki kokusuna burun dayanamaz. Geçen gün İstanbul’da durduk yere çöken...

Bir aylık izin ve haberlerden arınma süreci ardından memlekette olup bitenleri kendime özetlemeye çalışıyorum. Tek sözcükle 'çürüme!' Öyle bir çürüme ki kokusuna burun dayanamaz. Geçen gün İstanbul’da durduk yere çöken bina, hakemliğin ve futbolun hali, okullardaki saldırılar ve bunu kazanca dönüştürmek için üretilen kurşun geçirmez çanta, çalınıp çırpılan paranın miktarını söylemekte zorlandığım fon skandalı ve en son İzmir’de yaşanan belediye başkanı transferi aynı çürümenin farklı fotoğrafları… Gözümün önünden hiç gitmeyen ve aklıma dünyadan benzer görüntüleri getiren bir başka fotoğraf da 60 yaşındaki emekli polis Ali Şekeroğlu’nun Anayasa Mahkemesi gibi sembolik bir mekânın önünde, geçinemeyen emeklilerin eylemi sırasında intihar etmesi.

Bir yanda iktidarla “iltisaklı” isimlerin -kimileri bakan, siyasetçi, kimileri üst düzey bürokrat- İstanbul’u depreme hazırlamaya yetecek kadar çok milyarlarla kendilerini “fonlamaları”, diğer yanda yeni doğan torununa bir çeyrek altın takamama duygusu altında ezilen bir polis emeklisinin intiharı… Bu iki fotoğrafın yan yana durduğu ve görülebildiği bir yerde hiçbir iktidar bir gün bile ayakta kalamazdı! Ama bizde iktidar partisi her gün yeni katılımlarla büyüyor! Bazı büyümelerin ölümcül bir hastalık işareti olduğunu umursamadan!

Daha birkaç ay önce AKP’ye katılmasına dünya görüşünün izin vermeyeceğini, bunu yaparsa annesinin evlatlıktan reddedeceğini, eşinin kendisini boşayacağını söyleyen Cemil Tugay ezeli rakiplerden birinden diğerine transfer olan futbolculara rahmet okutacak bir konuşmayla AKP’ye koştu. Bu transferler çürümenin bir diğer göstergesi ve bu noktada “aday belirleyen anketleri ve yapay zekâyı” suçlamak da mümkün değil. Özeleştiri şart ve tek gerçek özeleştiri de hangi pozisyon için olursa olsun seçilecek kişiye tabanın, mahalle meclislerinin ve üyenin karar vermesi olabilir!

25 yıldır ülkeyi tek başına yönetenler, dayanılmaz kokuların çıktığı bu çürümeden kendilerine hiç pay çıkarmıyor. Milyarları götürenlerle intihar eden emekli polisin fotoğrafının yan yana görülmemesi için medyası, mahkemesi ve tüm kurumlarıyla olağanüstü çaba sarf ediyor. Ancak boşuna, bunların yapısal bir krizin sonucu olduğunu gizlemek mümkün değil.

Tunus’ta kendini yakarak iktidarı değiştirirken Arap Baharı denilen fırtınayı tetikleyen 26 yaşındaki seyyar satıcı Mohamed Bouazizi… 2012 krizi sırasında Yunanistan’da Syntagma Meydanı’nda, Parlamento’nun karşısında “Çöplük karıştırarak yaşamak istemiyorum” diyerek kendisini vuran 77 yaşındaki emekli eczacı Dimitris Christoulas… Ve bizim emekli polisimiz Ali Şekeroğlu… Yapısal krize karşı farklı ülkelerden “bireysel çaresizlik eylemleri.” Yapısal krizlerin bireysel çaresizlik eylemlerine yol açtığı her toplumda, iktidarlar durumu ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın, benzer çaresizlikleri yaşayan geniş kitleler önce kendini kurbanla özdeşleştirir. Bunu güçlü bir ahlaki şok izler; ahlaki şoklar toplumsal öfkeye yol açar. Bu öfke farklı toplumlarda farklı biçimlerde kendisini gösterse de ahlaki şokların mutlaka toplumsal ve siyasal sonuçları olur!

Türkiye toplumunun bu sosyolojik sürecin dışında bir yol izleyeceği düşünülmesin. Yukarıdaki tablonun toplumda yaygın bir ahlaki şoka yol açtığı ve alttan alta bir öfke biriktiğine kuşku yok. Bir yanda ekonomik sıkıntı içindeki bir vatandaşın ölümü, diğer yanda iktidarla bağlantılı kişilerin milyarlarca liralık kazanç elde ettiği ortada ve iktidar çevreleri de bunun farkında.

Sonra özür dilese de ağzına geleni söyleyen de var, “Toplumsal öfke kabarıyor. Vakit daralıyor” diye uyaran da! Şimdi herkes için en hayırlı olan, karnı tok sırtı pek vatandaşların özgür ve demokratik cumhuriyetinden yana olan herkesin yan yana gelerek toplumsal öfkeyi yapıcı bir kanala aktarmalarıdır.

İlgili Haberler