01 November 2026, Sunday
Ekonomi

Cumhuriyet’in değeri

Bugünlerde Cumhuriyetimizin 103. Kuruluş gününü coşku ile kutluyoruz.  Cumhuriyet, biri birini tamamlayan bir değerler bütünüdür; düşünce ile uygulamanın birlikteliğine dayanan ve özgün bir çağdaşlaşma atılımıdır.  Bu...

Bugünlerde Cumhuriyetimizin 103. Kuruluş gününü coşku ile kutluyoruz.  Cumhuriyet, biri birini tamamlayan bir değerler bütünüdür; düşünce ile uygulamanın birlikteliğine dayanan ve özgün bir çağdaşlaşma atılımıdır.  Bu değerlere ve onları canı pahasına savunanlara yönelik, iç ve dış düşmanlarının, yıllardır sergilediği saldırılar dur, durak bilmiyor. Buna karşı halk Cumhuriyet değerlerine bu hafta bir kez daha coşku ile kanıtladığı gibi,  artan bir kararlılıkla sahip çıkıyor.  Bu değerlerin, kendilerinden uzaklaşılmasının yol açtığı yıkıcı sonuçların daha iyi görülmesi için, bir kez daha özetlenmesi gerekiyor.  NİTELİKSEL DÖNÜŞÜM Cumhuriyet, Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında ve hemen sonrasında, Mustafa   ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen bir büyük niteliksel dönüşümdür.

Cumhuriyet çağdaşlaşması, insanlığın hak ve özgürlük yönündeki gelişmelerinin ve bunların yansıdığı Osmanlı’nın son yüzyılının deneyim ve birikimlerinin sonucudur. Aslında Cumhuriyet, bu topraklarda da insanlığın, ürettikçe özgürleştiğinin, özgürleştikçe de daha çok ve daha nitelikli  ürettiğinin ayırdına varılmasıdır.  Cumhuriyet’in temeli egemenliğin kayıtsız, koşulsuz millette olduğudur. Saltanat ve Hilafetin kaldırılması sonrası yönetim erki tümüyle halkın seçtiği TBMM’de toplanır.  TBMM, yasama organıdır; vergisi ve harcamasıyla bütçe yapma hakkı onundur; bir evet efendimciler topluluğu değildir; yürütme erkini denetler.

Egemenliğin halkın olmasının temelinde kamu yönetimi ile kutsal dinin biri birinden ayrı tutulması, laiklik ilkesi vardır. Bu ilke, insan hakları ve eşitliğe dayalı Cumhuriyet için vazgeçilmezdir. Cumhuriyet, gerçekte, yıllarca bir var olma savaşı veren toplumun, “geleceği nasıl olacaktır?” sorusunun anlamlı ve olumlu yanıtıdır.

Cumhuriyet, ülke insanının yaratıcı yeteneklerinin geliştirilmesin önündeki tüm engellerin kaldırılması ve her konuda “ biz yaparız”  bilincinin ve kararlılığının ulusal bir çerçeveye oturtulmasıdır. Cumhuriyet çağdaşlaşması, bütüncüldür; ekonomik ve toplumsal yaşamın tüm öğelerini içerir:  Özetlenen bu temeller üzerinde yükselen Cumhuriyet’in ana dayanakları şunlardır: Hukuk ve kurumlaşma, eşitlik, bilimin yol göstericiliği, üretim ekonomisi ve barış. Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü toplumsal yapının dokusudur.

Bu doku, temel, evrensel insan hak ve özgürlük sözleşmelerine ne kadar uygun işlerse toplumsal ve ekonomik gelişmenin altyapısı da o kadar sağlıklı oluşur. Yargıç, savcı, savunma üçlüsünün tam bağımsızlığı ve tarafsızlığı; yalnızca hukuk kurallarına bağlı çalıştığı gerçekleştiği ölçüde toplumsal adalet gerçekleşir. Cumhuriyet’in kurucuları için en yaşamsal sorun, onun ilelebet yani, sonsuza kadar yaşamasını sağlamaktır.

Bunu gerçekleştirecek olan da etkin çalışan kamu kurumlardır.  Cumhuriyetin kurumlaşmasının ön hazırlık süreci,  ekonomik ve teknolojik yapılabilirliğe ve “kurumsal bağımsızlık” ilkesine dayanır.  Başta TCMB olmak üzere,  Devlet İstatistik Enstitüsü (bugünkü TÜİK); Maden Tetkik ve Arama; Elektrik İşleri Etüt İdaresi, Sümerbank, Etibank ve Hıfzıssıhha Enstitüsü; Türk Dil ve Tarih Kurumları; Ankara’da önyüzünde Kurucu imzalı  “Hayatta En Hakiki Mürşit Bilimdir, Fendir, yazılan Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin ve Ziraat Mektebinin açılması; Konservatuar kurulması ve İstanbul Üniversitesinin yeniden yapılandırılması kurumlaşmanın tepeleridir.   O yılların çok zor ulaşım ve barınma koşullarında gerçekleştirilen sıtma, cinsel hastalıklar,  verem savaşı gibi sağlık hizmetleri; tarım alanında ülkenin her tarafına yayılan örnek çiftlikler kurulması, bunların içinde de özellikle Atatürk Orman Çiftliği -AOÇ; kültür ve sanatın toplumsallaşmasının kurumu  Halkevleri ve Halk Odaları; yaparak öğrenme yöntemiyle tüm ülkeyi eğitimin aydınlığına taşıyan Köy Enstitüleri… bilimselliği ve kamu yararını ilke edinen somut kurumlaşma çabalarıdır. Özenle altının çizilmesi gereken bir nokta var: Cumhuriyet ‘in kurumlarına atanacak kişilerin yalnızca, eğitimine, deneyimine ya da niteliğine bakılır.   Cumhuriyetin insan hakkı yaklaşımının temeli eşitliktir denilirse, bu, hiç de yanlış olmaz.  1924 Anayasası “Her türlü grup, sınıf, aile ve kişi ayrıcalıkları kaldırılmıştır ve yasaktır” der.  Uygarlık Yasası da denilen Türk Medeni Kanunu da tanıklıktan miras hakkına her alanda kadın-erkek eşitliğini esas alır.

Bu ilkenin doğal sonucu, kadına yaşamın her alanında eşitliğinin,  elbette seçme ve seçilme hakkının, üstelik birçok Avrupa ülkesinden önce,  tanınmasıdır.  Eşitlik ilkesinin iki uygulaması ekonomik ve toplumsal açıdan çok önemlidir.  Cumhuriyet yönetimi,  kamu kesiminin tüm mal ve hizmet alımlarının açık, yarışmacı bir rekabet ortamında yapılmasını kesinkes uygular. Böylece halkın vergileriyle oluşan kamu kaynaklarının etkin kullanımı, en kaliteliyi, en ucuza almakla, sağlanır.  Cumhuriyet, insanına eşit davranmanın adıdır;  eğitimde kamu olanaklarından yararlanmada ve kamuda işe almalarda nesnel bir bakışla yazılı sınavlar ilke edinilir. Bu eşitlikçi yaklaşım,  yalnız ahlak boyutuyla değil, eğitimin ve kamu hizmetlerinin kalitesi yönüyle de çok önemlidir.

Ekonomiye gelince, Cumhuriyet ekonomisi,  yerli üretim olanaklarının geliştirilmesine dayanır. Kapitülasyon kalıntısı Osmanlı’nın ağır dış borçları ödenir; ekonomik ve buradan kaynaklı siyasi bağımsızlık duyarlılığıyla asla dış borç alınmaz; dış ticaret, bütçe dengesi ve para miktarının üretim ile uyumlu tutulması ilkelerine dayanır; vergide adalet ilkedir;  sanayileşmeye büyük önem verir; yerli malı kullanımını özendirir. Barış, emperyalist güçlere karşı verilen Kurtuluş Savaşı ile kurulan Cumhuriyet’in temel değerlerinden biridir.

Ve Atatürk’ün “yurtta barış dünyada barış sözlerinde somutlaşır. Bu ilkeye dayalı olarak tüm komşularla imzalanan barış ve saldırmazlık anlaşmaları ülkeyi,  insanlığın yaşadığı en büyük savaş olan II. Dünya Savaşı’nın dışında tutmayı sağlamış; ancak, çok yönlü yıkımlara yol açan Soğuk Savaş’ın dışında tutmaya yetmemiştir.

Sonuç olarak, insanlığın gelişme doğrultusunu doğru değerlendiren, Osmanlı deneyiminden ve Kurtuluş ve Kuruluş yıllarının gelişmelerinden “egemenlik ulusundur” anlayışıyla yararlanmasını bilen ve Lozan Barış Anlaşmasıyla tam bağımsızlığı uluslararası düzeyde de tanınan Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde kurduğu Cumhuriyet ile büyük bir niteliksel ilerleme gerçekleştirdi.Hukuk devleti ve kurumlaşma, laiklik,  eşitlik, eğitim, bilimsel bilginin yol göstericiliği, kültür ve sanat ve barış yaklaşımlarıyla insanlığın gelişmesinin evrensel değerlerini içselleştiren Cumhuriyet,  dört dörtlük bir çağdaşlaşma başarısıdır. Yapılması gereken Cumhuriyet değerlerinin, başta bu değerleri savunan siyasal partiler olmak üzere sendikalar, meslek oda ve birlikleri vb. kurumların etkin katılımıyla ülke siyasetinde yeniden egemen olmasını gerçekleştirmek,  Perşembe günü geniş halk kitlelerinin istediğinin siyasal olarak kurumlaşmasını sağlamaktır.   

İlgili Haberler