01 October 2026, Thursday
“COP31’in en önemli çıktısı hedefleri yatırım kararına dönüştürmek olmalı”
Gündem

“COP31’in en önemli çıktısı hedefleri yatırım kararına dönüştürmek olmalı”

Garanti BBVA, sürdürülebilir finansman vizyonu doğrultusunda taahhütlerle sermaye arasında köprü kurmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. BBVA ile birlikte üstlendiği COP31 Küresel Bankacılık Partnerliği doğrultusunda...

Garanti BBVA, sürdürülebilir finansman vizyonu doğrultusunda taahhütlerle sermaye arasında köprü kurmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. BBVA ile birlikte üstlendiği COP31 Küresel Bankacılık Partnerliği doğrultusunda bu yaklaşımı farklı platformlara taşıyan banka, Sustainable Brands Türkiye 2026’da düzenlenen Road to COP31 sahnesinde Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ile yer aldı. Edige, şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerini somut ve finanse edilebilir yatırım planlarına dönüştürmesinde finans sektörünün üstlenmesi gereken rolü değerlendirdi.

İyi tanımlanmış hedeflerin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Edige, şirketlerin bugün nerede olduklarını, nereye ulaşmak istediklerini, bu hedefe hangi yatırımlarla gideceklerini ve ilerlemelerini nasıl ölçeceklerini ortaya koyan uygulanabilir dönüşüm planlarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Güvenilir veri ve performans göstergelerinin de yalnızca raporlama açısından değil, doğru finansman yapısının kurulabilmesi açısından önem kazandığını söyledi. Sürdürülebilirlik hedeflerinin yalnızca sürdürülebilirlik ekiplerinin gündeminde kalmaması; CFO’ların, yatırım ekiplerinin ve üst yönetimin yatırım ve sermaye tahsisi kararlarının içine girmesi gerektiğini belirten Edige, dönüşümü ertelemenin şirketler açısından giderek daha somut bir maliyet yarattığını vurguladı.

Edige, “Hep dönüşmenin maliyetini konuşuyoruz. Bence artık dönüşmemenin maliyetini de konuşmamız gerekiyor. Çünkü geciktikçe bazı yatırımların maliyeti artıyor, teknoloji seçenekleri azalıyor, müşterilerinizin beklentileri değişiyor ve hareket alanınız daralabiliyor” dedi.

İyi hedef, doğru veri ve güçlü bir dönüşüm planının sürdürülebilir finansmana erişimde giderek daha önemli unsurlar haline geldiğini ifade eden Edige, asıl meselenin bunların şirketin gerçek yatırım planına dönüşmesi olduğunun altını çizdi. Edige, konuşmasında sürdürülebilir finansmanın farklı yatırım ve risk ihtiyaçlarına nasıl yanıt verebildiğini gösteren güncel örneklere de yer verdi: BBVA Grubu, Aksa Enerji’nin Mersin’deki depolamalı rüzgâr enerjisi yatırımı için Sinosure garantisiyle 124 milyon dolarlık, 12 yıl vadeli bir finansman yapılandırdı. Depolama gibi dönüşüm açısından önemli bir teknolojide banka ile ihracat kredi kuruluşunun birlikte oluşturduğu risk yapısı, yatırımın finansmanını mümkün hale getirdi.

Garanti BBVA’nın sürdürülebilirlik koordinasyonunu üstlendiği Kınalı–Malkara Otoyolu finansmanında, 400 milyon euroluk sürdürülebilirlikle bağlantılı yanı sıra 575 milyon euroluk faiz riskinden işlemi de sürdürülebilirlik performans hedefleriyle ilişkilendirildi. Böylece sürdürülebilirlik kriterleri yalnızca kredinin koşullarına değil, finansal risk yönetimine de taşındı. Garanti BBVA, Avrupa Birliği ile ticaret yapan ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamına giren şirketlerin, sertifika fiyatlarındaki dalgalanmalardan kaynaklanan karbon maliyeti riskini daha etkin yönetebilmeleri amacıyla türev araçlara dayalı bir hazine çözümü geliştirdi.

Çözümün ilk uygulaması Medcem Çimento Grubu ile gerçekleştirildi. İşlem kapsamında, 2027 yılında teslim edilecek SKDM sertifikalarının işleme konu edilen bölümüne ilişkin fiyat bugünden sabitlenerek şirketin gelecekteki karbon maliyetinin daha öngörülebilir hale getirilmesi sağlandı. Bu örnekler, sürdürülebilir finansmanın ayrı bir “yeşil ürün” kategorisi olmaktan çıkarak kredi, sermaye piyasaları ve risk yönetiminin birlikte ele alındığı daha bütüncül bir finansman mimarisine doğru evrildiğini ortaya koyuyor.

COP31’in Türkiye açısından farklı sermaye kaynaklarını ve risk paylaşımı mekanizmalarını daha büyük ölçekte harekete geçirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Edige, şirketlerin sürdürülebilirlik hedefleri ile yatırım bütçelerinin aynı masada ele alınmasının kritik olduğunu söyledi. Edige, “Dönüşüm, hedef açıkladığınız anda değil; ‘Hangi tesise, hangi teknolojiye, ne kadar yatırım yapacağım ve bunu hangi takvimde gerçekleştireceğim?’ dediğiniz anda başlıyor. Bu netleştiğinde bizim de finans sektörü olarak işimiz kolaylaşıyor.

Doğru krediyi, doğru sermaye piyasası aracını, doğru risk paylaşımı mekanizmasını kurabiliyoruz. O nedenle COP31’in Türkiye açısından en önemli çıktısının hedefleri yatırım kararına dönüştürmek olması gerekiyor” dedi.

İlgili Haberler