Çin örneği merceğinden Türkiye'nin yüksek teknoloji yatırım programı üzerine
Ekonomi

Çin örneği merceğinden Türkiye'nin yüksek teknoloji yatırım programı üzerine

Çin’in son on yılda gerçekleştirmiş olduğu teknolojik atılım pek çok açıdan yakından incelenmeyi hak ediyor.  John Ross tarafından mronline.org’de kaleme alınan “Çin'in Teknolojik Bir Lider Olarak Yükselişi: Küresel...

1 okuma

Çin’in son on yılda gerçekleştirmiş olduğu teknolojik atılım pek çok açıdan yakından incelenmeyi hak ediyor.  John Ross tarafından mronline.org’de kaleme alınan “Çin'in Teknolojik Bir Lider Olarak Yükselişi: Küresel Güney'in Kalkınması Açısından Etkileri”(1) başlıklı kapsamlı analiz, Çin'in son yıllarda elde ettiği eşsiz teknolojik atılımın arka planındaki makroekonomik şifreleri gözler önüne seriyor. Ross, Çin'in elektrikli araçlar, insansız hava araçları, batarya teknolojileri, yenilenebilir enerji, telekomünikasyon ve yapay zekâ gibi geleceği şekillendiren kritik sektörlerde küresel teknoloji ufkunu belirleyen bir güç hâline geldiğini belirtiyor.

 Makaleye göre, tarihte ilk kez bir Küresel Güney ülkesi bu düzeyde bir teknolojik bağımsızlığa ulaşarak Batı hegemonyasını sarsmayı başarmıştır. Ross, Çin’in bu başarısının tesadüfi olmadığını, arkasında onlarca yıla yayılan iki temel makroekonomik sürecin yattığını savunuyor: Sabit Sermaye Yatırımlarının GSYH İçindeki Payının Artırılması: Ekonomik gelişmenin temel motoru emeğin toplumsallaşmasıdır. Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler, üretim sürecine soyut fikirler olarak değil, sabit dönüşerek dahil olur.

Bu durum, üretimde kullanılan sabit sermayenin payını sürekli olarak artırır. Marx bunu "sermayenin organik bileşiminin artması" olarak tanımlar. Çin’in devasa yatırım gücü, bilimsel keşifleri hızla ürüne dönüştürmesini sağlamakta.

Çin, gayri safi sabit sermaye oluşumunun GSYH içindeki oranını 1962’deki %15,4 seviyesinden 2013’te %44,1’e yükseltti. Günümüzde bu oran %39,9 seviyesinde olup, dünyadaki tüm büyük ekonomilerden daha yüksek. (ABD’de bu oran %21,7’dir) Yani ABD’li bir bilim insanının inovasyonu ürüne dönüştürmek için elinde olan her 1 dolara karşılık, Çinli bir bilim insanının elinde 2 dolar bulunuyor.

∗∗∗ Araştırma ve GelişHarcamalarının GSYH Payının Artırılması: Çin, günümüzde GSYH’sinin %2,5’ini Ar-Ge’ye ayırmakta. Çin bu oranla Fransa, İtalya ve Kanada gibi G7 ülkelerini geride bırakmış olsa da hâlâ ABD’gerisinde. Ross, IMF, OECD ve Batılı medyanın Çin’e sürekli olarak "yatırımları azaltıp tüketim oranını artırma" yönünde yaptığı çağrıların da temelsiz olduğunu belirtiyor.

Ross’a göre Batı’nın bu tavsiyesi, Çin’in büyüme hızını yavaşlatarak kendi hegemonyalarını koruma çabasından ibaret. Diğer yandan Çin, bu devasa dönüşümü dış borçla değil, kendi iç kaynaklarıyla finanse ediyor. Sermaye çıkışlarını engelleyen sıkı sermaye hesabı kontrolleri, kamu bankalarının finans sektöründeki mutlak egemenliği ve devlet işletmelerinin ekonomideki öncü rolü, Çin’in ulusal zenginliğinin emperyalist merkezlere akmasını engelliyor.

Çin’in geliştirdiği bu modelin, önemli sorunlar ve gelecekte olası açmazlar barındırdığı söylenebilir ancak sunduğu teorik ve pratik çerçevenin, emperyalist bağımlılık zincirini kırmak isteyen tüm Küresel Güney ülkeleri için bir tür geçiş programı olarak dikkate değer bir yol haritası sunduğu da görülüyor. Türkiye’nin son dönemde "Milli Teknoloji Hamlesi" adı altında duyurduğu sanayileşme stratejilerine bu mercekle bakıldığında, karşımıza bambaşka bir tablo çıkıyor. Bakanlığın gururla sunduğu HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı, özünde kamusal kaynakların sermaye sahiplerine transfer edilmesini öngören devasa bir sübvansiyon mekanizmasıdır.

Program kapsamında vergi muafiyetleri ve doğrudan hibe şeklinde dağıtılacak 30 milyar dolarlık bütçe, halkın vergilerinden ve ülkenin birikimlerinden karşılanmakta. Üstelik bu programdan yararlanmak için belirlenen kriterler son derece net: Başvuran projelerin en az 1 milyar TL toplam yatırım tutarına sahip olması ve yatırımcıların yüksek mali yeterliliği aranmakta. Bu durum, halktan toplanan milyarlarca liralık kamusal kaynağın, yeni Kamu İktisadi Teşebbükurmak, kamu mülkiyetinde sanayi tesisleri inşa etmek yerine, zaten devasa kârlar elde eden yerli ve uluslararası sermaye gruplarının kasasına aktarılmasının hedeflendiğini kanıtlıyor.

∗∗∗ İktidarın "bağımsız teknoloji üretimi" ve "sanayide devrim" söylemleri, TÜİK'in 2024 yılı GSYH verileriyle de çarpıcı bir şekilde yalanlanmakta. Üretim yöntemine göre sektörel büyüme oranları incelendiğinde, Türkiye ekonomisinde en çok büyüyen sektörün %9,9 ile rant ve spekülasyonun merkezi olan inşaat olduğu görülmekte. Buna karşın, tüm bu “vizyon”un merkezinde yer alması gereken imalat sanayii ise %0,5 gibi adeta durma noktasına gelen bir hızla en vahim durumdaki sektörler arasında yer almıştır.

 (Aynı verilere göre, 2024 yılında devletin nihai tüketim harcamaları %0,8 oranında azalmıştır. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve kamu hizmetlerinde halkın hakkı olan bütçeden "tasarruf" adı altında kısıntıya gidilirken, diğer yandan HIT-30 gibi programlarla patronlara milyarlarca dolar hibe edilmesi, iktidarın sınıfsal tercihini açıkça ortaya koymaktadır.) Çin'in teknolojik atılımını sürdürmesini sağlayan en önemli mekanizmalardan biri, sermayenin emperyalist merkezlere kaçmasını engelleyen sıkı sermaye hesabı kontrolleri ve finans sisteminin tamamen kamu bankalarının egemenliğinde olması. Buna karşılık Türkiye'nin 2030 Sanayi Stratejisi, "küresel pazarlara entegrasyonu" ve açık sermaye hareketlerini temel alarak ülkeyi küresel finans oligarşinin ve spekülatif sermaye hareketlerinin insafına bırakıyor.

Devlet kendi eliyle yerli teknoloji ürettiğini iddia , bu projelerin finansmanı ve hammadde süreçleri dışa bağımlı kalmaya devam ediyor, yaratılan katma değer yabancı finansörlere ve yerli ortaklarına akıyor, olası "yerlilik hamleleri" ise montaj sanayii sınırında kalmaya mahkum oluyor. Sözün özü gerçek bir teknolojik atılım yabancı ve yerli sermayeye hibe dağıtarak değil, ancak stratejik sanayi tesislerinin kamu yatırımlarıyla inşası, enerji altyapısının ve bankacılık sisteminin kamulaştırılmasıyla mümkün. 

İlgili Haberler