Bir Sigaranın Sonu, Farkındalığın Başlangıcı “Söndürdüm Ya…”
Gündem

Bir Sigaranın Sonu, Farkındalığın Başlangıcı “Söndürdüm Ya…”

Sigaranın insan sağlığına verdiği zararı artık anlatmaya gerek yok. İçen kişi bunu biliyor. Ciğerine giren dumanı, cebinden çıkan parayı, bedenine verdiği zararı bir şekilde göze alıyor ve artık sorumluluk onda. Ama...

9 okuma

Sigaranın insan sağlığına verdiği zararı artık anlatmaya gerek yok. İçen kişi bunu biliyor. Ciğerine giren dumanı, cebinden çıkan parayı, bedenine verdiği zararı bir şekilde göze alıyor ve artık sorumluluk onda.

Ama sonra o sigaranın sonunu da sokağa bırakıyor ya, kimi söndürerek hatta kimileri de söndürmeden... Geçen hafta birkaç kez bunun üzerine insanlarla konuşurken buldum kendimi. Bir genç, çöp kutusunun yanında sigarasını söndürüp yerde bıraktı.

Hiç üşenmeden peşinden gittim, sordum nedenini; “Abla, söndürdüm ya” dedi. “Peki neden yerde bıraktın?” dedim. Biz mecbur muyuz tek tek toplamaya?

Geri gitti aldı, çöpe attı. Bir başka genç adam dükkânın önüsigarasını içti, sokağa kaldırım kenarına attı. Tam kapıdan girerken yetiştim, sordum.

"Neden izmariti yere attın?", “İçtim bitti” dedi. Ama mesele bitmemişti. Bif öbek izmarit.

"Döndüğümde görmeyecegim bunları" dedim. Bir dükkânın önünde yedi-sekiz kişi sohbet ediyordu. Beyaz gömlekli olan, izmaritini caddeye doğru fırlattı.

Dükkânın önü zaten onların kullanım alanı ya, orası olmaz! Yanlarına gidip “İzmaritinizi neden yere attınız?” diye sordum. Herkes birbirine baktı.

Beyaz gomlekli arkadaş, siz şimdi attınız, tam benim önüme düştü. "A ben mi? dedi.

O kadar yaptığının farkında değil. Olay otomatikleşmis. " “Biz toplamak zorunda mıyız?” dedim onlara da.

O da gidip aldı. Bütün bunlar bana bir şeyi yeniden düşündürdü: Bağımlılık yalnızca kişinin kendisine yaptığı bir şey midir? Bağımlılık, insanın kendi davranışının sonucunu görme biçimini de etkiliyor.

“Ben içiyorum, bana ne?” dediğimiz yerde mesele yalnızca sigara olmaktan çıkıyor. Çünkü o izmarit artık hepimizin sokağında. Geçtiğimiz günlerde Zeytin Ağacı dizisinin üçüncü sezonunda küçük detay ama çok güzel bir sahneye rastladım.

Depresif genç kız sahilde sigarasını içiyor. Tam o sırada aralarının açık olduğu ayrı anneden olan ablası geliyor; arayı düzeltmek istiyor. Depresif kızın sigarası bitiyor.

Ablası ona izmariti yere atmamasını söylüyor.Babalarının bir sözünü söylüyor: “Cebine koyamayacağın hiçbir şeyi sokağa atmamalısın.”Kız gülümsüyor.“Ben de zaten atmayacaktım. Bana da sürekli bunu söyledi.”Ne kadar sade...Ne kadar eski...Ve ne kadar bugünle ilgili.Belki de farkındalık dediğimiz şey bazen çok büyük cümleler kurmak değil.Elindeki küçücük şeyi nereye bıraktığını fark etmek.Kendine yaptığını fark etmek.Başkalarına bıraktığın şeyi fark etmek.Sokağın sadece sana ait olmadığını değil, senin de sokağa ait olduğunu hatırlamak..... Çünkü bağımlılıklar birbirinden kopuk meseleler değil.

Sigara ile başlayıp başka alışkanlıklara, başka kaçışlara, başka bağımlılık biçimlerine uzanan bir alan var.Ben burada kimseye “sigarayı bırakmalısın” demeyeceğim. Kimsenin özgür iradesine karışmam. Doğru digara nasıl icilir onu anlatabilirim.

Sigara mi seni içiyor yoksa sen mi sigarayı içiyorsun diye sorabilirim. Gerçekten bırakmak isteyen insanla çalışacağım.Kendi isteğiyle...Kendi kararının arkasında durarak...Çünkü insanın bir alışkanlığını değiştirmesi, önce kendisiyle kurduğu ilişkiye bakmasını gerektiriyor. Kolay değil, zor da değil.

Hem cebinden havaya üflediği paraya...Hem az az çoğalan zarar verdiği ciğerlerine...Hem de yaşadığı şehre bıraktığı izlere bakarak.Belki ilk adım çok küçük olacak:Bir sigarayı söndürmek.İzmariti cebine koymak.Çöp kutusuna atmak. Ama bazen insanın kendisiyle ilgili büyük bir değişimi, elindeki küçücük bir şeyi nereye bıraktığı gösterir. Bir izmarit kadar küçük görünen şey, bazen bir bağımlılığın bütün hikâyesini anlatır.

İlgili Haberler