13 October 2026, Tuesday
Bir rüya, bir insan, bir ömür
Ekonomi

Bir rüya, bir insan, bir ömür

Oxford sözlük, her yıl bir kelimeyi "yılın kelimesi" seçiyor. Son yıllarda “dijitalleşme” sözlükçülerin hedefinde. Bu olgunun yaratığı sosyal ve psişik sorunlar. "Rage bait" geçen yılın sözcüğüydü. Bu, sosyal medyada...

Oxford sözlük, her yıl bir kelimeyi "yılın kelimesi" seçiyor. Son yıllarda “dijitalleşme” sözlükçülerin hedefinde. Bu olgunun yaratığı sosyal ve psişik sorunlar.

"Rage bait" geçen yılın sözcüğüydü. Bu, sosyal medyada "çok tıklanma için" başkalarını bilerek sinirlendirmek, öfkelendirmek için üretilmiş içerik demekmiş. Türk sözlükçülerden görüş alsaydı, bu yolla "para kazanan tipleri" de eklemesi gerekirdi Oxford'un.  İngilizler bundan 422 yıl evvel ilk sözlüklerini yazmışlar.

2500-3000 kelimeden oluşan sözlükten bugünlere, "kolektif" hazırlanan sözlüklere geldiler. Tabii konu oturduğu yerden bir sözlük yazmak, geliştirmek değil. İngiliz imparatorluğu, tarihin gördüğü en büyük imparatorluktur.

1897'de Kraliçe Victoria iken, Britanya neredeyse dünya kara yüzeyinin dörtte birini kontrolü altına almıştı. Dünya insanlarının dörtte biri, yani tam 444 milyon insan İngiliz egemenliğ. Bu, İngilizcenin de "dünya dili" olmasından başka bir şey değildi.

İlk İngilizce sözlüğün yayınlanmasından tam 400 sene sonra dünya üstünde konuşulan dillerden birinde, Zazaca dilinde bir sözlük yayınlandı. Sene 2004'tü, 922 sayfadan oluşan sözlük, lacivert deri kapaklı bir fasikül olarak raflarda yerini aldı. Sözlük, 27-30 bin sözcüğü ve deyimi bir araya getirmişti.

Bu, ilkokulu dahi zor okumuş, köyünde bağlama yaparak ve çalarak, yaprak keserek, hayvan güderek ayakta kalan, çocuk yaşta geldiği Kadıköy'de, Cumhuriyet adlı bir fırında, "ekmek işçisi" olarak çalışmaya başlayan, daha sonra Almanya'ya giden Musa Canpolat adındaki bir adamın eseriydi. İnkâr edilmiş, horlanmış, yasaklanmış, ilkel bulunmuş, bizzat konuşanlarca "köy dili" diye küçümsenmiş bir dildi bu. Canpolat, henüz çok genç yaşta, annesinden öğrendiği tüm kelimeleri mavi bir tükenmez kalemle küçük bir deftere yazmaya başladığında, ilk tepkileri bu dili konuşanlardan görmüştü: "Theyro qız, hewnune gırsu vineno".

Kendileri de Zazaca anadiline sahip arkadaşlarına göre, "küçük kuş, büyük rüyalar görüyor" du. Ama bu, onu hırslandırmaktan başka bir şeye yol açmadı. Tam 34 sene boyunca defterler dolduran Musa Canpolat en sonunda, 2004'te "Türkçe-Zazaca Sözlük"ü yayınlamayı başardı.

Küçük kuş, "çok büyük bir şey" başarmıştı. Dilcilerin, edebiyatçıların, sözlükçülerin başarmak bir yana, aklından dahi geçirmediği bir şeyi yapmıştı. -Elbette bir imparatorluğun değil- küçücük bir bökonuştuğu, inkâr edilmiş bir dili onurlandırmıştı.

Yasaklanmış ve konuşmacılarına en hafifinden "para cezaları" verilmiş bir dili yeniden inşa etmişti. Bu eşi benzeri pek görülmemiş, bir köylü çocuğundan doğan "akademik" bir başarıydı. Geçen hafta Alp Selek'i kaybettik.

O çok iyi bir hukukçu, ta bundan on yıllar evvel gerçekleşmiş "Kavel Direnişi" işçilerinin avukatıydı. 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün, "DİSK davası"nın savunmanı. Sosyolog Pınar Selek'in babası.

Türkiye onu tekrar hatırladı ve andı. Cenaze töreni canlı yayınlandı.  Geçen hafta Musa Canpolat da öldü. Türkiye'de çok kimselerin tanımadığı, doğduğu, çobanlık ettiği, Kadıköy'de ekmek işçisi, Almanya'da sendikacı olduğu ve yukarıda anlattığım o büyük eseri yazdığı fazla konuşulmadı.

Sözlüğün yanı başında durduğu tabutu başında, Hüseyin Çağlayan'ın, Daimi Cengiz'in döktürdüğü bir kaç sözcük, internetten yayınlandı. Ama Canpolat'ın "mirası" çok büyüktür ve bu zamanla daha iyi anlaşılacaktır. Bazı fikirler için zamana ihtiyaç vardır çünkü.

Nitekim Diyarbakırlılar, tam 19 yıl evvel ölmüş Mehmet Uzun'u bugünlerde, üstelik 5 gün sürecek etkinliklerle anıyorlar mesela.          Tıpkı Oxfordçular gibi- biz de Musa Canpolat'a sorsaydık, "bu yılın kelimesi ne olmalı" diye, acaba bize Zazaca'da ne derdi? "Xıraviniye", "dıjdiye" (kötülük, yoksa hırsızlık)?

Bilmiyoruz. Ama geçen hafta, 9 Ekim günü kaybettiğimiz Musa Canpolat'ın ardından biz -Alp Selek'e dediğimiz gibi- "mekanê to, gulun sosın vo" (mekanın gül bahçesi olsun) diyoruz şimdi.

İlgili Haberler