Ekonomi

Beslenenlerden gelen

CHP, Cumhuriyet ile yaşıttır ve Cumhuriyet değerlerinin partisidir.   CHP’nin tarihi, çok büyük ölçüde, önce içinden çıkanların ve sonra da besleyip büyüttüklerinin neden olduğu ağır sorunların tarihidir.   Geçmişte...

7 okuma

CHP, Cumhuriyet ile yaşıttır ve Cumhuriyet değerlerinin partisidir.   CHP’nin tarihi, çok büyük ölçüde, önce içinden çıkanların ve sonra da besleyip büyüttüklerinin neden olduğu ağır sorunların tarihidir.   Geçmişte CHP’den ayrılanların saldırılarına tanık olunuyordu.

Şimdilerde durum çok değişti, yıkıma varan saldırılar daha çok içerden, Partinin besleyip büyüttüklerinden geliyor; ve giderek de yoğunlaşıyor.   Bu bağlamda son günlerde yaşananlar, bambaşka bir özellik taşıyor. CHP- Butlan yönetimi, aşırı derecede siyasallaşmış olan yargı eliyle, Yeni Parti’yi durdurmaya uğraşıyor.

Bu durum kimi partililerde, özellikle de belediye başkanlarında yeni şaşkınlıklar yaratıyor.  Oysa gün, şaşkınlık değil,   sarsılmayan bir kararlılık günüdür.   BUTLAN YİNE GÖREVDE Geçtiğimiz günlerde, bir kez daha görülmedik ve çok ilginç bir hukuk olayı yaşandı.   Butlan CHP’si Yeni Parti lideri Özgür Özel’in, CHP Genel Başkanı olarak Butlan kararının iptali için Yargıtay’a yaptığı başvuruyu geri çekti.

Bunun üzerine Özel:  “Bu adımla, adaleti dolandırmaya, yargıda kapkaç yapmaya çalışıyorlar.”   O gün bu karardan mağdur olan CHP Genel Başkanı sıfatı ile başvuran biziz."  Butlan yönetimi şu anda partide maddi ve manevi yağma yapıyor. Hem Atatürk'ten beri hep birlikte biriktirdiğimiz siyasi mirası yağmalıyorlar. Ki, bu çalmaktan bile kötü bir şey.  Karar ne olursa olsun biz, Yeni Parti ile yürüyüşümüzü sürdürüyoruz."  Ek olarak Yeni Parti, bugünlerde CHP içinden gelen birilerinin neden olduğu “isim” sorunuyla da karşı karşıyadır.

CHP’nin Butlan Genel Başkanı zamanında, 2015 Seçimlerinde Ardahan Milletvekili seçilen ve Genel Başkan Yardımcısı yaptığı Öztürk Yılmaz’ın, CHP’den ayrılarak kurduğu Yenilik Partisi eliyle, yargıya taşınan bir isim benzerliği sorunu yaşanıyor. Bu hukuk belirsizliği ortamında bu konuda nasıl bir sonuç alınacağı belli değildir.  VE YAVAŞ! Butlan CHP’si ile Yeni Parti eşitlenir mi?

Daha doğrusu nasıl eşitlenir?  Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı başta Ankara’nın önceki Başkan M. Gökçek tarafından kullanılan amblemini kullanmayı sürdürdüğü ve  Atatürk Orman Çiftliği’ne yeterince sahip çıkmadığı için bu köşede eleştirdim. Yavaş, bu konularda olduğu gibi, Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Ankara’nın birçok ilçe belediye başkan adaylarının saptanmasında belirleyici olduğu, bunların birçoğunun AKP yolunu tutması karşısında da kamuoyuna bir açıklama yapma gereği bile duymadı.

  Ancak aynı Yavaş geçen hafta Cumhurbaşkanı ile görüşmesinden sonrasında basında yer alan şu açıklamayı yaptı:  “Bugünün ihtiyacı yeni cepheler açmak değildir. Eğer bu tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir rahatsızlık sebebi olarak görülüyorsa gereğini yapmaktan da çekinmem”.   Bu sözlerde çok şey var.

Yapılan cephe açma suçlamasının kime yönelik olduğu belli edilmiyor. Ancak, “her iki partinin” denilerek Butlan CHP’si ile Yeni Parti, bu ikisi arasındaki oluşumlarından kaynaklanan “nitelik farkı” görmezlikten gelinerek ve çok büyük bir yanlış yapılarak “eşitleniyor”. İkide bir hukukçuluğu ile övünen Yavaş, bu açıklamasıyla, Butlan yönetiminin yasal dayanağının, çok tartışmalı ya da gerçek hukukçuların yok sayılmalı dediği bir yargı kararı olduğunu, Yeni Parti’nin ise halk tarafından kurulduğunu tamamıyla bir tarafa bırakıyor.

Oysa gün, her zamankinden daha çok açık tavır alma günüdür. Eklemekte yarar var, Yavaş yalnız değil, kimi belediye başkanları da benzer bir tutum takınıyor.  Önemli bir nokta var. Ö.

Özel’e “ Yeni Parti’yi CHP bagajından kurtar, dahası, oy istediklerini “ikna” et, yönetimine o kesimin kişilerini al” önerileri yapılıyor. Bunların amacı, şimdi Butlan’ ile gelene 13 sene boyunca yapıldığı gibi, Yeni Parti’nin Cumhuriyet değerlerinden uzak tutulmasıdır.   Oysa o köprünün altından çok sular geçti, tekrar altını çizelim; Yeni Parti’yi halk kuruyor, parti yöneticilerini ve yerel ve genel seçimlerdeki adaylarını, bu hafta, 14 aydır tutuklu bulunan İmamoğlu’nun, Ö.

Özel ile aynı dili kullanarak bir kez daha özenle vurguladığı gibi yalnızca “üyeleri” seçecektir. Şu nokta akıllara kazınmalıdır; çünkü ortada bir halk birikimi var ve diyor ki “demokrasi ertelenemez; parti yönetimlerini ve her yerin adaylarını yalnızca üyelerin seçmesi engellenemez.”   Bu halk, hukukun üstünlüğünü, kadın-erkek eşitliğini, dogmalardan uzak bilimsel eğitimi, işe almalarda ve diğer işlemlerinde tarafsız olan kamu yönetimini, kişilerin özgürce yaşamasını, iş bulabileceği, emeğinin karşılığını alabileceği ve enflasyonun ezmediği bir ekonomik yaşamı,  özgürlükçü demokrasiyi, iktidarı değiştirebileceği egemenlik hakkını, kısaca Cumhuriyet’in değerlerini özlüyor ve istiyor. ABD kaynaklı “size Monarşi uygun olur” dayatmasını; yaşam tarzına karışılmasını reddediyor.

Akbelen’e de Lozan’a, aslında belki de tarihinde ilk kez, tam bir duyarlılıkla “kendine” daha doğrusu egemenlik gücüne sahip çıkıyor. Bugün, halkla birlikte olmak gerekiyor. 

İlgili Haberler