28 October 2026, Wednesday
Gündem

Babalar ve Oğullar: Brezilya halkı neyi reddetti?

Fon vurgunu ortaya çıktığından beri Türkiye’de AKP iktidarı içinden çıkan bazı babaların, oğullarının, damatlarının ve hatta manevi kızlarının halka yaptıklarını konuşuyoruz. Korumakla yükümlü oldukları milyonların...

Fon vurgunu ortaya çıktığından beri Türkiye’de AKP iktidarı içinden çıkan bazı babaların, oğullarının, damatlarının ve hatta manevi kızlarının halka yaptıklarını konuşuyoruz. Korumakla yükümlü oldukları milyonların cebinden kendi ceplerine para aktarmak için devlet kurumlarını adeta “bir ahtapotun kolları” gibi kuşatan organizasyon ağını deşifre etmeye çalışıyoruz. Dünyanın başka bir ucunda ise Brezilya halkı yaptıkları seçimde yine bir baba-oğul ilişkisine dayalı soygun düzenine engel olma iradesi gösterdi.

"Yetenekli" baba Bolsonaro’nun sırtını Trump’a yaslayan yeteneksiz oğlunun iktidarını reddetti. Dördüncü kez ülkeyi yönetmek üzere, milyonların yoksulluktan çıkmasını sağlayan sosyal politikalarla tanınan Lula’yı 4. kez seçti.

Brezilya halkının tam olarak neyi reddettiğini anlamak çok önemli. Sandıkta yenilen Bolsonaro programının birbirini tamamlayan iki ayağı vardı: Latin Amerika’yı Washington’ın nüfuz alanına bağlamak ve ekonomik istikrarın bedelini çalışanlara, emeklilere, yoksullara ödetmek. Oğul Bolsonaro, ABD öncülüğündeki bölgesel güvenlik ittifakına katılmayı vaat ediyordu.

Brezilya’nın zengin kritik maden yataklarını, Amerika’nın Çin’e bağımlılığını azaltacak bir kaynak olarak sunuyordu. Trump’ın Latin Amerika’ya biçtiği role uygun şekilde  Brezilya’nın doğal kaynaklarını Amerikan çıkarlarına açan, güvenlik politikasını Washington’a bağlayan, ekonomik yönelimini bu ilişkinin ihtiyaçlarına göre belirleyen ülkeler zincirine eklenmeyi vaat ediyordu. Arjantin’de Milei bu projenin başlıca ortaklarından biri.

Ülkenin lityum sahalarına ve enerji kaynaklarına yönelen yatırımlar Arjantin’in Trump’ın bölgesel düzenindeki önemini artırıyor. Fakat kaynak ihracatından gelen büyüme, aynı ölçüde iş ve toplumsal refah yaratmıyor. Ülkenin stratejik değeri yükselirken halk hem fakirleşiyor hem sosyal güvencelerden yoksun bırakılıyor.

Brezilya’daki sonuç, bu bağımlılık projesinin kıtanın en büyük ülkesine yayılmasına da engel oldu. Oğul Bolsonaro, kamu harcamalarını millî gelirin %1,5’i kadar azaltmayı vaat ediyordu. Kulağa teknik bir bütçe hedefi gibi geliyor.

Oysa bu rakamın içinde insanların emekli aylıkları, çocukların eğitimi, hastaların tedavisi, yoksul ailelerin geçimi var. Brezilya bütçesinin büyük bölümünü emeklilik ödemeleri, asgari ücrete bağlı sosyal ödemeler, sağlık ve eğitim oluşturuyor. Böylesine büyük bir kesintiyi bunlara dokunmadan yapmak mümkün değil.

Türkiye’de derinden yaşadığımız üzere, emeklinin cebinden eksilen para mahalle esnafının satışından, küçük işletmenin gelirinden, kuryenin işinden de eksiliyor. Sosyal harcamalar daraldığında, bu harcamalarla ayakta duran ekonomik faaliyet de daralıyor. Oğul Bolsonaro’nun kamu harcamalarını sosyal harcamalar üzerinden daraltma planı işte bu zincirleme etkiyle ilk yıl Brezilya’nın ekonomik büyümesinde %3’e yakın bir kayıp yaratacaktı.

Ardından ekonomi yavaşladıkça vergi gelirleri de azalacak, yeni kesintiler gündeme gelecekti. Bütçeyi kurtarma vaadi, hem toplumu yoksullaştıran hem bütçeyi zora sokan bir döngüye dönüşecekti. Bu programın uygulanmış örneği hemen yanı başlarında, Arjantin’de duruyor.

Milei’nin motorlu testeresi kamu yatırımlarına, sosyal harcamalara ve kamu istihdamına indi. Merkezi yönetimde 51 bini aşkın, kamu şirketlerinde ayrıca 23 bin çalışan işten çıkarıldı. Kamu yatırımları donduruldu.

Sağlık, eğitim ve bilim kurumlarının kaynakları budandı. Enflasyon düştü, bütçe fazla verdi. Sonuçların bedelini kim ödedi?

İşini kaybedip kayıt dışı çalışmaya itilenler. Kamu hizmeti zayıfladığı için özel hizmet satın almak zorunda kalanlar. Geliri yetmediği için gündelik ihtiyaçlarını borçla karşılayanlar.

Bilimsel çalışmalarını sürdürecek ücret ve kaynak bulamayan genç araştırmacılar. Bugün Arjantin’de çalışanların %40–50’si kayıt dışı işlerde geçiniyor. Gençlerde bu oran yaklaşık %70’e ulaşıyor.

Bütçe hesabındaki düzelmenin yanında, geleceğini planlayamayan bir toplum büyüyor. Kısaca enflasyon durgunlukla düşüp bütçe fazla verirken, halkın hayatı enflasyondakş büyük düşüşe rağmen toparlanmadı. Brezilya’da sandıkta yenilen oğul Bolsonaro programı, bu yolu izlemeyi öneriyordu.

Anlaşılması gereken, halkın sosyal haklarını “bütçeye yükü fazla olsa da” korumayı tercih ettiğiyle sınırlı değil. O yükün nasıl hesaplandığı kritik. Emekliye yapılan ödeme hemen maliyet sayılırken, zengine tanınan vergi ayrıcalıkları neden aynı tartışmanın merkezine yerleşmiyor?

Harcamalar konuşulurken yüksek faizlerin payı neden geri plana itiliyor? Kamu maliyesini düzeltmenin yolu, sürekli aynı kesimlerin gelirini ve güvencesini azaltmaktan geçmek zorunda değil. Brezilya halkının kararı bu nedenle önemli.

Bütün sorunları çözülmüş bir ülkenin memnuniyet oyu değil bu. Hayat pahalılığının, borçluluğun ve siyasi yorgunluğun sürdüğü bir ülkede, sosyal kazanımların tasfiyesini öneren programa verilmiş bir ret. Türkiye’den bakarken üzerinde durmamız gereken de bu irade.

Devletin kaynaklarını kimin kullandığıyla, bütçenin yükünü kimin taşıdığı aynı siyasi meselenin parçaları. Halktan toplanan kaynakların ayrıcalıklı çevrelere aktarıldığı bir düzende, tasarruf sırası neden hep halka geliyor? AKP yönetimindeki Türkiye’de asgari ücretlinin insanca yaşayacağı ücrete, emeklinin geçimine, çocuğun okulda bir öğün yemek yemesine, okul kapısında güvenle içeri girmesine gelince kaynak bulunamıyor.

Ama fon vurgununda ortaya çıkan iddialar, kamu kaynaklarının iktidar çevresindeki ilişkiler ağına nasıl seferber edilebildiğini gösteriyor. Milyonların ihtiyaçlarına ayrılmayan para, borsada fiyatları şişirmenin, manipülasyonla özel servetler yaratmanın kaynağına dönüşüyor. Kazanç bu ağı kuranların cebine girerken kayıp, geçiminden zaten kesilmiş milyonlara bırakılıyor.  Brezilya halkının reddettiği programla Türkiye’de hesap sormamız gereken düzenin buluştuğu yer işte tam burası.

İlgili Haberler