Gündem

Amerikan stratejisi ve ‘okul bahçesinde kavga eden çocuklar’

Şiddetlenen küresel güç mücadelesinin etkilemediği toprak parçası yok. Tarihsel sürecin hızlandığı, yüzyıllık gelişmelerin on yıllara sığdırılmaya çalışıldığı 21. yy’a özgü hegemonya savaşında cepheler, ittifaklar,...

1 okuma

Şiddetlenen küresel güç mücadelesinin etkilemediği toprak parçası yok. Tarihsel sürecin hızlandığı, yüzyıllık gelişmelerin on yıllara sığdırılmaya çalışıldığı 21. yy’a özgü hegemonya savaşında cepheler, ittifaklar, müttefikler vs her şey yeniden şekilleniyor.  Bölgemizde, Ortadoğu’da, Avrasya’da yaşanan gelişmelerin hızına yetişmek mümkün değil.

Hemen her gün yeni bir kriz-gerilim vuku buluyor.   Peşinen söylemekte yarar var. Tarihin bu momentinde yaşanılanların hiç biri de ne tesadüf ne de şaşırtıcı.

Bir adım geriye çekilip fotoğrafın bütününe bakıldığında, meselelerin bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı olduğu görülebilir.  19. YY EMPERYALİZMİNİN DÖNÜŞÜ! Neler olduğunu anlamak için Amerikan emperyalizminin yaşadığı güç yitimine bakmak gerek.

19 yüzyıl “klasik” emperyalizmini geri getiren Trump ABD’si kaybedileni almak, güç yitimini durdurmak ve ülkeyi yeniden “büyük yapmak” için hamleler yapıyor.  Çin’in yükselişi, küresel güneyin ortaya çıkışı, ABD’nin kaynak yitimi Washington için bu durumu yaşamsal bir meseleye dönüştürüyor. Amerikan emperyalizmi bir varlık savaşı veriyor.   ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİ’NİN ANLATTIKLARI Yer küredeki en büyük emperyalist gücün küresel üstünlüğünü sürdürmesi gerektiği, bunun için de ne tür tahkimat yapması gerektiğine dair yönelim bizzat 4 Aralık 2025’te açıklanan yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde açıkça yer alıyor.

  Strateji belgesi ABD’nin neyi, neden yapması gerektiğine dair bir yol haritası çizdiği gibi bunu çok net ifadelerle gerekçelendiriyor da:   “Amerika’nın dünyanın en güçlü, en zengin ülkesi olmaya devam etmesini sağlamak için tutarlı bir stratejiye ihtiyacı var.”  “Soğuk Savaş sonrası uygulanan Amerikan stratejileri yetersiz kaldı. Ne istediğimizi net bir şekilde tanımlamak yerine yanlış değerlendirmelerde bulunuldu.”  “Elitlerimiz küresel yükleri Amerika’nın sonsuza kadar sırtlayacağı yönünde vahim bir şekilde yanlış hesaplar yaptılar.”  “Müttefiklerin ve ortakların kendi savunma maliyetlerini Amerikan halkının üzerine yıkmalarına ve bazen bizim için ikincil veya ilgisiz olan çatışmalara ve anlaşmazlıklara çekmelerine izin verdiler.”  “Birleşik Devletler hiçbir ulusun çıkarlarımızı tehdit edebilecek kadar baskın hale gelmesine izin veremez. Başkalarının küresel ve hatta bazı durumlarda bölgesel hakimiyeti de engellenmelidir.”  “Tüm kritik deniz yollarında seyrüsefer özgürlüğünü korumak istiyoruz.

Düşman bir gücün Ortadoğu’ya, onun petrol ve gaz kaynaklarına ve bunların geçtiği boğazlara hâkim olmasını engelleyeceğiz.  PENTAGON’UN SAVUNMA DİSKURUNUN GÖSTERDİKLERİ Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nden bir süre sonra, 23 Ocak’ta, Pentagon’un açıkladığı Ulusal Savunma Strateji’de bu tespitleri tahkim ediyordu.  Savunma Bakanlığı’nı‘Savaş Bakanlığı’na dönüştürülmesinin adeta sağlamasını yapan belge, Trump’ın “Önce Amerika” stratejisini askeri doktrine işleyerek emperyalizmin askeri yol haritasını gösteriyor.  Pentagon’un stratejisi de müttefikler arasında daha fazla yük paylaşımını, güç kullanarak Hint-Pasifik bölgesinde Çin’i caydırmayı, savunma sanayini canlandırmayı, Batı Yarımküre’ye hükmetmeyi hedef olarak belirliyordu.  AMERİKAN STRATEJİSİNİN TEMEL TAŞLARI Amerikan emperyalizmin askeri-siyasi yönelimlerinin çıktılarına bugünlerde bizzat tanıklık ediyoruz. Kanlı Ortadoğu sahasında “Pandora’nın kutusu” açılırken birbirini tetikleyen gelişmeler yaşanıyor.  Biat etmeyeni şiddetle ekarte et: ABD ve İsrail, Ortadoğu’yu kanlı bir dönüşüme tabi tutarken bu planlara karşı en önemli engel olan İran’ı da savaş üzerinden denklemden çıkarmak çalışıyorlar. İran’ın direnişi karşısında cebelleşen Washington son olarak bu ülkeye karşı tarihin en büyük finansal saldırısını başlattı.

İran savaşı bitirilmeyecek, zamana yayılacak.  Örgütlere kilit, rejimlere yatırım: İlhan Uzgel hocanın da vurguladığı üzere Ortadoğu’da örgütlerin kapısına kilit vuruldu. ABD artık düne kadar kullandığı örgütler değil “güçlü rejimler, liderler” ile yol yürümeye karar verdi. HTŞ’nin iktidara taşınması SDG’nin feshi, PKK’nin silah bırakması, Hamas-Hizbullah’ın vurulması, Haşdi Şabi’nin tehdit edilmesi hepsi birbiriyle bağlantılı.

Erdoğan, Colani, Sisi ve diğer liderlerle kurulan ilişki bu iklimin eseri.  Askeri-ekonomik yükü müttefiklere yık: Her iki belgede de vurgulandığı üzere ABD, her yerde o bölgelerin yükünü müttefiklerin üzerine yıkmaya başladı. NATO Avrupa’ya, Ortadoğu Türkiye ve Sünni ülkelere, Asya-Pasifik Güney Kore-Japonya’ya “emanet” edildi. ABD tüm bu bölgelerde de yeni ittifaklar, paktlar sistemi kurdurdu.  Deniz ticaret yollarını kontrol et: Amerika’nın ana stratejilerinden bir diğeri de nerede olursa olsun deniz ticaret yollarının kontrol edilmesine yönelik.

Bu yolların ABD’nin denetiminde olmasının “yaşamsal” bir konu olduğu kaydediliyor. Hürmüz Boğazı’nın bu kadar önemsenmesinin nedeni de bu yaklaşım.  SURİYE, TÜRKİYE, İSRAİL, KÜRTLER: BAHÇEDEKİ ÇOCUKLAR Tüm bu emperyalist stratejiler çerçevesinde İran’a yönelik savaş, Türkiye ve Suriye’deki süreçler ile Ortadoğu’daki çatışmalar bir yere oturuyor. Amerikan emperyalizmi çok yönlü bir oyun kurarken bunun kontrollü veya kontrolsüz çok boyutlu çıktıları da oluyor.  Burada da Amerikan emperyalizmi bir kez daha devreye giriyor.

Türkiye-İsrail gerilimi bunun ötneklerinden. Daha önce de Türkiye ve HTŞ yönetimi ile SDG arasında benzer şekilde bir gerilim yaşanmıştı.  18 Ekim 2019 tarihinde Trump, SDG ile HTŞ ve Türkiye arasındaki gerilimi okul bahçesinde kavga eden çocuklara benzetecekti. Trump, Erdoğan’la görüşmesinden sonra şöyle diyecekti: "Yaptığım şey sıradışıydı, okul bahçesindeki çocuklar gibi bir süre kavga etmelerine izin verdim, sonra ayırdım.”   Aynı Trump 2 Ekim 2024’te ise benzer bir benzetmeyi İsrail-İran gerilimi için de kullanacak iki ülkeyi, "okul bahçesinde kavga eden çocuklara" benzetecekti.  İSRAİL-TÜRKİYE GERİLİMİ VE ABD’NİN OYUNU Emperyalist küstahlıkta sınır tanımayan Trump ve Amerikan yönetimi taşları yeniden dizerken tıpkı İsrail-Türkiye krizinde olduğu üzere müttefikleri arasındaki rekabete oynayabiliyor.

Her ikisi de ülkelerinde iç meşruiyeti kaybeden Netanyahu ve Erdoğan hamaset dozu yüksek gerilimi karşılıklı yükseltirken bundan besleniyorlar. Son günlerde gündemden düşmeyen İsrail-Türkiye gerilimine bir de bu gözle bakmakta yarar var. 

İlgili Haberler