Akıl Defteri, bu kez gündemin yoğun başlıklarından uzaklaşarak müziğe kapı araladı. Programın konuğu, Karaman’ın yetiştirdiği sanatçılardan Ali Aksoy oldu. Samimi bir sohbet havasında geçen programda Aksoy’un hayatı, müziğe olan tutkusu, bağlamayla tanışma hikâyesi ve yıllar içerisinde edindiği tecrübeler konuşuldu.
1960 yılında Karaman’a bağlı eski adı Gödet, bugünkü adıyla Güldere köyünde dünyaya geldiğini anlatan Ali Aksoy, müziğe ilgisinin henüz 5-6 yaşlarında başladığını söyledi. Dedesi Ali Çavuş’un da saz çaldığını belirten Aksoy, çocukluk yıllarında sürekli türküler söylediğini ve eline geçen çeşitli eşyalarla ritim tuttuğunu anlattı. Aksoy’un bağlamayla tanışma hikâyesi ise programa damga vuran anılardan biri oldu.
Henüz 14-15 yaşlarındayken bir inşaat ustasında gördüğü bağlamayı satın almak isteyen Aksoy, parası olmadığı için ustaya bir hafta çalışmayı teklif ettiğini söyledi. Bir haftalık emeğinin karşılığında aldığı bağlamanın müzik hayatındaki dönüm noktalarından biri olduğunu ifade etti. Herhangi bir müzik eğitimi ya da düzenli ders almadan kendisini geliştirdiğini anlatan Aksoy, radyodan dinlediği sanatçıları ve karşılaştığı bağlama ustalarını dikkatle takip ederek çalmayı öğrendiğini belirtti.
Askerlik sonrasında müzik hayatının daha profesyonel bir noktaya geldiğini anlatan Aksoy, uzun yıllar düğünlerde ve çeşitli etkinliklerde sahne aldığını söyledi. Yaklaşık 40 yıl boyunca köy köy gezerek müzik yaptığını ifade eden sanatçı, hayatını büyük ölçüde müzikten kazandığını dile getirdi. Programda uzun sap ve kısa sap bağlama arasındaki farklılıklar da konuşuldu.
Aksoy, İsa Uğuz Hoca ile tanışmasının ardından bağlama düzeni ve akort sistemi konusunda kendisinden destek aldığını, sonrasında ise çalışmalarını kendi çabalarıyla ilerlettiğini anlattı. Bağlamanın ve kopuzun geçmişine ilişkin değerlendirmelerin de yapıldığı programda, halk müziğinin tarihsel yolculuğu ve bağlama kültürü üzerine sohbet edildi. Gecenin en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Ali Aksoy’un kendisine ait “Uyan Oğul” eserinin hikâyesini anlatması oldu.
Aksoy, 2001 yılında geçirdiği ağır kalp krizinin ardından yaklaşık 15 gün yoğun bakımda kaldığını, daha sonra servise çıktığında kendisinden dört yaş büyük ağabeyinin ziyarete geldiğini anlattı. Ağabeyinin yastığının altına bıraktığı zarfta duygularını anlatan bir şiir bulunduğunu belirten Aksoy, daha sonra bu şiiri bestelediğini söyledi. Yıllar sonra ağabeyini de kalp krizi sonucu kaybettiğini anlatan Aksoy, eserin kendisi için çok özel bir hatıra olduğunu dile getirdi.
Aksoy ayrıca eseri usta sanatçı Musa Eroğlu’na dinlettiğini, Eroğlu’nun türküyü çok beğenerek telefonuna kaydettiğini ve daha sonra stüdyo kayıtlarının gerçekleştirildiğini anlattı. Musa Eroğlu’nun eseri seslendirmesinin kendisi için büyük anlam taşıdığını ifade etti. Ali Aksoy, hikâyesini anlattığı “Uyan Oğul” türküsünü programda bağlaması eşliğinde canlı olarak seslendirdi.
Duygusal anların yaşandığı performansın ardından eserin hikâyesi ve taşıdığı anlam üzerine sohbet devam etti. Programda Aksoy’un yalnızca bağlama değil, farklı enstrümanlarla olan serüveni de gündeme geldi. Karaman Belediyesi bandosunda görev yaptığı dönemleri anlatan Aksoy; klarnet ve tenor saksafon çaldığını, ayrıca cura, divan bağlama, meydan bağlama, tar ve mızraplı tambur gibi farklı enstrümanları da deneyimlediğini söyledi.
Saksafonu kendi çabasıyla öğrenme hikâyesini de paylaşan Aksoy, yaklaşık 40 günlük yoğun çalışmanın ardından bando repertuvarındaki onlarca marşı çalabilir hale geldiğini anlattı. Aksoy, bando döneminde popüler eserleri farklı enstrümanlara uyarladığını ve konserlerde seslendirdiklerini de belirterek, Tayfun Talipoğlu’nun bir program çekimi sırasında bandonun seslendirdiği bir eseri beğenerek iki kez çaldırdığını aktardı. Akıl Defteri, Ali Aksoy’un yıllara yayılan müzik serüveninin anlatıldığı samimi sohbet ve türkülerle izleyenlere farklı bir program sundu.