Gündem

Adalet Tanrıçası uzanmış yatıyor!

Türkiye’nin içinde bulunduğu “devasa karmaşa” o kadar dikkat dağıtıyor ki, nereye bakarsanız bakın gerçeklerin tamamını göremiyorsunuz. Ülke gündemini en tepesinde “Silivri Adaletsizliği” yer alıyor. Rüşvet verdim diyen...

1 okuma

Türkiye’nin içinde bulunduğu “devasa karmaşa” o kadar dikkat dağıtıyor ki, nereye bakarsanız bakın gerçeklerin tamamını göremiyorsunuz. Ülke gündemini en tepesinde “Silivri Adaletsizliği” yer alıyor. Rüşvet verdim diyen beraat ettiriliyor, almadım diyen ise hapiste tutulup siyaset yasakları getiriliyor.

Bu kadar göz önünde olmasına karşın Silivri Hapishanesi yine tam olarak görülemiyor. Göstermek isteyenler ise canlarından vazgeçmek zorunda kalıyorlar. Sadece Silivri değil cezaevlerinin tümünde benzer durumlar var.

İçeriden gelen mektuplar insanlık adına yükselen çığlıklarla hak aramanın nelere mal olduğunu anlatıyor. ∗∗∗ Türkan Albayrak 62 yaşında Emekliler Meclisi yapılanmasının ön sıralarında yer alan bir hak savunucusu… Şu anda Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevinde tutuklu… 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da yapılan NATO toplantısı öncesinde, “belki bir protesto gösterisine katılabilir” kaygısıyla İstanbul’da gözaltına alınıp tutuklanıyor. Tıpkı Nagehan Kurt gibi… O da NATO tutuklusu!

Bu savaş makinesinin işlerini bitirip çekip gittiklerini bizim adli makamlara birisinin söylemesi lazım. Tabii “çok yetkili” birisi!.. Oradan “bırakın” talimatı gelmediği için pek çok insan boş yere çile çekiyor.

Nagehan Kurt’un, Grup Yorum üyesi olan iki kızından Silivri’de, diğBakırköy’de… Her iki anne de kendi durumlarından ziyade cezaevlerindeki koşulların insani hale getirilmesi için süresiz açlık grevinde olan Cem Dursun ile birlikte canlarını dişlerine takıp direnen Selda Özçelik, Güzin Tolga’yı yazmışlar. Cem Dursun’un suçODTÜ’de konser vermek! Ağır hastalıkları olan yüzde 98 görme engelli, Hasan Basri Yıldız göz tansiyon hastası Tacettin Erol Şahin için cezaevleri koşulları tedavilerine olanak tanımıyor.

Buralara bakıp yaşananları gören de pek yok. ∗∗∗ Hükümet medyası cezaevlerini Beştepe benzeri bir saray ya da yüksek konforlu bir malikâne gibi gösteriyor. Hürriyet’in “Neo-Özkök”ü Ahmet Hakan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan söz ederken “İmamoğlu’nun söylemini değiştirmesi gerekiyor” diye yazabiliyor.

Sanki hapishanede değil de köşkünde yan gelip yatıyormuş gibi… Selahattin Demirtaş için de öyle. O da hapishanede değil de “Edirne Park Rezidans”a yerleşmiş ülkeye en tepeden bakıyormuş gibi yorumlar yazıyor Ahmet Hakan: -Demirtaş, görüşmecim gelmesin dese hakkıdır! Halbuki daha basit bir soru var.

Demirtaş 10 yıldır neden Edirne F Tipi Cezaevi'nde yatıyor? Aynı soru Osman Kavala için de geçerli. Cezaevinde yatan siyasi lider denilince bu tayfanın aklına Tayyip Erdoğan’dan başkası gelmiyor: -Reis, 28 Şubat’ta çok çile çekti!

Adeta “Başbakanlık Ofisi” haline getirilmiş Pınarhisar “butik” cezaevinden yüzlerce mektup yazarak 119 gün misafir olmanın adına “dayanılmaz çile” demişlerdi, hâlâ da diyorlar. Sahici cezaevi deneyimleri olmadığı için başkalarının çilelerini seçim şalı olarak üzerlerine almaktan da geri durmadılar: -Ah ah, şu Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi'nin ağzı dili olsa da konuşsa! Diyarbakır sustu, şimdi Silivri konuşuyor!

Ama duymak için kulak değil vicdan lazım! TELE-1’deki yayınlarında bütün tutsaklarla birlikte Silivri’nin de vicdanı olan Merdan Yanardağ da şimdi Silivri’de… Seçkin bir entelektüel olan Yanardağ, aydınlatma görevine hücresinde de devam ediyor. Ahmet Büke’nin “Kırmızı Buğday” adlı son romanı üzerinden “Edebiyatın geri dönüşü mü?” başlıklı yazısında, (24 Ağustos 2026 BirGün) çok ses getirecek bir tartışmanın fitilini ateşliyor.

Böylece en ağır koşulların yaşandığı bir zindana “akademi” niteliği de kazandırıyor. ∗∗∗ Dünyanın zirvesi Everest’teki ilk Türk ve Müslüman Dağcı olan Nasuh Mahruki de Silivri’de… Sadece NATO toplantısı hakkında dört cümlelik yorum yaptığı için… Kendini ifade etti. Bu kadar!

NATO toplantısını beğenmediği için hapse atılmak, şiir okuduğu için hapse atılmaktan daha beter değil mi? Levent Üzümcü ise çok “şanslı” olarak kabul ediliyor. Çünkü ev hapsinde!

Onun suçda fikrini söylemek…  Bu arkadaşlarımız iktidarın hoşuna gitmeyen fikirlerini söylemişler. Bir de hiçbir şey söylemeden ve de yapmadan hapishanede olanlar var. Bunların başında 2019-2024 yılları arasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer geliyor.

Tunç Başkan aylardır “Ben neden içerdeyim?” diye soruyor: “Varsayalım ki kasten öldürmeyle suçlanıyorsunuz ama böyle bir şey yapmadığınıza eminsiniz. Sormaz mısınız, öldürülen kim? Nerede, ne zaman, nasıl öldürülmüş?

Ceset nerede? Ben de “zimmet”le suçlanıyorum. Soruyorum; nerede, ne zaman, nasıl yapmışım?

Ne kadar para zimmete geçirmişim? Sekiz aydır hiçbir hâkim bu sorularıma cevap vermediği için her ay SEGBİS üzerinden yapılan tutukluluk gözden geçirmelerine katılmıyorum. Dosyada tüm deliller toplandı her belge tekrar tekrar suçsuzluğumu kanıtlıyor.

14 aydır tutukluyum hâlâ iddianame bekliyorum.” Aslında bu soruların fiilen verilmiş bir cevabı var. Hukuk devleti katledildiği için deniliyor: -Adalet Tanrıçasının cesedi adliye saraylarının önünde uzanmış yatıyor!

İlgili Haberler