28 September 2026, Monday
Türkiye ile derin sanat diyaloğu
Ekonomi

Türkiye ile derin sanat diyaloğu

Bahreyn Kraliyet Ailesi'nin üyesi olan uluslararası alanda tanınan disiplinlerarası çağdaş sanatçı Şeyh Raşid bin Halife El , anıtsal eseri 'Inhabited Crate - Multicolored' ile sanatseverlerin karşısına çıktı....

Bahreyn Kraliyet Ailesi'nin üyesi olan uluslararası alanda tanınan disiplinlerarası çağdaş sanatçı Şeyh Raşid bin Halife El , anıtsal eseri 'Inhabited Crate - Multicolored' ile sanatseverlerin karşısına çıktı. Marc-Olivier Wahler'in küratörlüğünü üstlendiği bu büyük ölçekli çelik yerleştirme, Tersane İstanbul'da kapılarını açan Contemporary İstanbul'un 21'inci edisyonu kapsamında sergilendi. Aynı zamanda Bahreyn Ulusal Sanat Konseyi Başkanı ve Bahreyn Sanat Derneği fahri başkanı olan sanatçı, Habertürk'e verdiği röportajda; eserinin endüstriyel dokuyla kurduğu estetik diyaloğu, Orta Doğu geometri geleneğinin modern malzemelerle harmanlanışını ve Türkiye ile Körfez bölgesi arasındaki derin kültürel köprüleri samimiyetle anlattı.

Tarih, endüstri ve çağdaş sanatın kesişim kümesinde yer alan bu özel buluşma, iki dost coğrafya arasındaki sanatsal alışverişi yepyeni bir boyuta taşıdı. • Bahreyn Ulusal Sanat Konseyi Başkanı olarak, Körfez bölgesinin dinamik sanat sahnesinin uluslararası platformlardaki gelişen varlığını yakından gözlemlediniz. Türkiye'nin en köklü çağdaş sanat fuarlarından biri olan Contemporary İstanbul'un 21'inci edisyonuna katılmak, iki bölge arasındaki kültürel ve sanatsal bağları güçlendirmek açısından sizin için ne ifade ediyor?

Körfez'in sanat sahnesi son yıllarda muazzam bir gelişim kaydetti. Artık iddialı kurumlarımız, vakıflarımız, müzelerimiz, galerilerimiz, koleksiyonerlerimiz ve kendi kültürel kimliklerine bağlı kalırken uluslararası diyaloglara özgüvenle katılan daha genç bir sanatçı neslimiz var. Contemporary İstanbul'un 21'inci edisyonuna katılmak, Bahreyn'den bir bakış açısını daha geniş bir uluslararası bağlamda sunmak için önemli bir fırsat sunuyor.

Türkiye ve Körfez, köklü tarihi ve kültürel bağları paylaşıyor ancak daha derin bir sanatsal alışveriş için hâlâ büyük bir potansiyel mevcut. Bu tür platformlar, sanatçılar, kurumlar, küratörler, galeriler ve izleyiciler arasında ilişkilerin doğal bir şekilde gelişmesine olanak tanıyor. Katılımımı bu büyük diyaloğa yapılan bir katkı olarak görüyorum ve bunun Bahreyn'in çağdaş sanat sahnesine yönelik merakı artıracağını ve bölgelerimiz arasında gelecekteki iş birliklerinin önünü açacağını umuyorum.

• Türkiye ve Körfez bölgesi, asırlık bir medeniyet ve kültürel mirası paylaşıyor. Bahreyn Ulusal Sanat Konseyi Başkanı olarak, son yıllarda Türkiye ile Körfez ülkeleri arasında gelişen kültürel ve sanatsal diyaloğu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sanat, bu iki dost bölge arasında nasıl yeni bir ortak dil yaratabilir?

Türkiye ile Körfez arasındaki diyalog, özellikle sergiler, sanat fuarları, kurumsal ortaklıklar ve iki bölge arasındaki sanatçı ile koleksiyoner hareketliliği sayesinde giderek daha aktif hâle geldi. Bu olumlu bir gelişme, ancak inanıyorum ki başarabileceklerimizin henüz başındayız. Sanat ortak bir dil yaratır; çünkü insanların siyaset, ekonomi ve coğrafyanın ötesinde bağ kurmasını sağlar.

Hafıza, aidiyet, göç, aile, mekân ve değişim gibi paylaştığımız insanî deneyimleri ortaya çıkarırken, kültürel farklılıkların da anlaşılmasına ve saygı duyulmasına imkân tanır. En güçlü diyalog, yalnızca bir kültürü diğerine sunmak üzerine kurulmaz. Bu, gerçek bir iş birliğiyle ortaya çıkar: birlikte çalışan sanatçılar, bilgi paylaşımında bulunan kurumlar ve alışılmadık bakış açılarıyla karşılaşan izleyiciler.

Bu süreç sayesinde sanat, hem kişisel hem de kalıcı ilişkiler inşa edebilir. • Anıtsal yerleştirmeniz 'Inhabited Crate – Multicolored', Tersane İstanbul'un tarihi ve endüstriyel karakteriyle güçlü bir diyalog kuruyor. Bu eserin geliştirilme sürecinde, Tersane İstanbul'un Haliç kıyısındaki benzersiz konumu ve sahanın tarihi hafızası tasarım kararlarınızı nasıl etkiledi?

Tersane İstanbul; tarihin, endüstrinin ve çağdaş yaşamın bir arada var olduğu bir yer. Haliç üzerindeki konumu, denizcilik ve mimari mirasıyla birlikte yerleştirmeye ekstra bir boyut kazandırdı. Sahanın endüstriyel karakteri beni, mühendislik ürünü ve mimari hissettiren, ancak yine de açık ve geçirgen kalan bir yapı ile çalışmaya yönlendirdi.

'Inhabited Crate – Multicolored'ın modüler ızgarası; tersaneler ve endüstriyel inşaatla ilişkilendirilen tekrarı, düzeni ve işlevselliği yansıtıyor. Aynı zamanda şeffaflığı, çevreleyen mimarinin, gökyüzünün, suyun ve insan hareketliliğinin onun içinden görünür kalmasını sağlıyor. Çalışmanın sahaya hükmetmesini değil, onun hafızasıyla bir diyaloğa girmesini istedim.

Geçmiş varlığını sürdürürken, yerleştirme renk, ışık ve insan hareketine dair çağdaş bir deneyim sunuyor. • Eser sert ve endüstriyel bir malzemeden-fırın boyalı galvanizli çelik tel örgüden-yapılmış olmasına rağmen, içine giren ziyaretçilere son derece akışkan ve canlı bir renk deneyimi sunuyor. Geleneksel Orta Doğu estetiğini ve geometrik formları modern endüstriyel malzemelerle bir araya getirirken aradığınız dengeyi nasıl tanımlarsınız?

Görünür çelişkilere ilgi duyuyorum; sağlamlık ve şeffaflık, düzen ve hareket, kapalılık ve açıklık. Galvanizli çelik güçlü, pratik ve endüstriyeldir; ancak açık bir örgü haline getirildiğinde, ışıklandırıldığında ve renk katmanlarıyla donatıldığında şaşırtıcı derecede hafif ve neredeyse maddesiz görünebilir. Geometri, mimaride, paravanlarda, avlularda, çinilerde ve dokuma desenlerinde olsun, Orta Doğu'nun görsel kültürüne her zaman derinden nüfuz etmiştir.

Bu gelenekleri birebir kopyalamakla ilgilenmiyorum. Bunun yerine, bunların temel ilkelerini tekrarı, ritmi, dengeyi ve süzülen ışığı çağdaş bir dile çevirmeye çalışıyorum. • Contemporary İstanbul her yıl Doğu ile Batı, gelenekle modernite arasında benzersiz bir buluşma noktası yaratıyor.

Osmanlı denizcilik mirasının hafızasını taşıyan tarihi bir mekân olan Tersane İstanbul'da, bu uluslararası platformun kalbinde eserinizi sergilemek, Türkiye'deki sanat izleyicileriyle bağınızı nasıl derinleştiriyor? İstanbul her zaman Doğu ve Batı arasında bir buluşma noktasından çok daha fazlası olmuştur. Farklı tarihlerin, kimliklerin ve kültürlerin sürekli olarak etkileşime girdiği ve birbirini dönüştürdüğü bir şehirdir.

Bu durum, burayı eserim için özellikle anlamlı bir zemin kılıyor. 'Inhabited Crate – Multicolored'ı Tersane İstanbul'da sergilemek; yerleştirmenin hem tarihi sürekliliği hem de çağdaş değişimi kavrayabilen bir izleyici kitlesiyle iletişim kurmasını sağlıyor. Türk izleyiciler mimari, zanaatkarlık, malzeme ve kültürel hafıza konusunda derin bir farkındalığa sahipler.

Eserin dili çağdaş ve evrensel olsa da, izleyicilerin eserde bazı ortak hassasiyetleri fark edebileceklerine inanıyorum. Benim için bu katılım, sadece Türkiye'de bir sanat eseri sunmaktan ibaret değil. Bu, devam eden bir kültürel sohbetin parçası olmak ve merak, saygı ile ortak deneyim üzerine kurulmuş bir ilişkiyi güçlendirmekle ilgili.

• Bu yerleştirme, ziyaretçilerin eserin içine girmesine ve eserin mimarisiyle doğrudan fiziksel bir ilişki kurmasına olanak tanıyor. Size göre sanatın ve heykelin ister kamusal alanlarda ister sergi güzergahlarında olsun etkileşimli doğası, ziyaretçilerin deneyimini nasıl dönüştürür? Ziyaretçiler yerleştirmenin içine girdiklerinde artık eserin dışında durup onu uzaktan gözlemlemiyorlar.

Eserin kompozisyonunun bir parçası haline geliyorlar. Bedenleri, hareketleri, gölgeleri ve değişen bakış açıları eseri sürekli olarak dönüştürüyor. Bu fiziksel katılım, 'Inhabited Crate – Multicolored' için esastır.

Yerleştirme ancak içine girildiğinde tamamen canlılık kazanır. Ziyaretçiler içinden geçerken renkler üst üste biner, perspektifler değişir ve çevreleyen ortam tel örgü aracılığıyla görünür hale gelir ve kaybolur. Her birey eseri biraz farklı bir şekilde deneyimler.

Etkileşimli sanat, ziyaretçilerle sanat eseri arasında çok daha dolaysız ve akılda kalıcı bir ilişki yaratabilir. Pasif gözlemin yerini keşfe bırakır. Heykel sadece bir nesne olmaktan çıkıp aynı zamanda bir mekâna, bir karşılaşmaya ve yaşanmış bir deneyime dönüşür.

• Geleceğe baktığımızda, geleneksel formları çağdaş teknolojiler ve malzemelerle birleştirmeye devam ederken gelecekteki projelerinizde hangi yeni keşifleri veya yönelimleri öngörüyorsunuz? Mimari ve sosyal çevrelerine doğrudan yanıt veren eserler yaratmaya giderek daha fazla ilgi duyuyorum. Işığa, harekete ve izleyicinin varlığına göre dönüşen modüler yapıları, askıda duran formları ve büyük ölçekli yerleştirmeleri keşfetmeye devam etmek istiyorum.

Teknoloji de heyecan verici olanaklar sunuyor; dekoratif bir ekleme olarak değil, bir eseri daha duyarlı hale getirmenin bir yolu olarak. Işık, ses ve ince dijital unsurlar, bir yerleştirmenin zamanla değişmesine veya çevresine tepki vermesine olanak tanıyabilir. Aynı zamanda geometri, tekrar, zanaatkarlık ve gölge ile kapalılık arasındaki ilişki gibi geleneksel prensiplere ilgi duymaya devam ediyorum.

İzlediğim yön bu fikirlerden vazgeçmek değil, aksine bunları çağdaş malzemeler ve yeni üretim yöntemleri aracılığıyla yeniden yorumlamaktır. İnşa süreci teknolojik açıdan daha karmaşık hale gelse bile, eserin fiziksel olarak dolaysız ve duygusal olarak erişilebilir kalmasını istiyorum. • Bahreyn'in zengin ada kültürü, inci ticareti tarihi ve geleneksel motifleri sanatınızın DNA'sında önemli bir yer tutuyor.

Anadolu'nun binlerce yıllık zanaatkarlığı, dokuma gelenekleri ve mimari mirası ile Bahreyn'in estetik hafızası arasında hangi ortak noktaları veya ilham kaynaklarını görüyorsunuz? Bahreyn ve Anadolu çok farklı coğrafyalara ve tarihlere sahip, ancak zanaatkarlığa, malzemeye ve süslemeye duydukları derin saygıyı paylaşıyorlar. Her iki kültürde de geometrik desenler sadece dekoratif değildir; mekânı organize eder, ışığı süzer ve ritim yaratır.

Bu durum dokumalarda, metal işçiliğinde, ahşap işlerinde, mimari paravanlarda ve binalardaki formların tekrarında görülebilir. Bahreyn'in ada kimliği ve inci avcılığı tarihi de ışık, yansıma, hareket ve açıklık anlayışımızı şekillendirmiştir. Geleneksel mimarimiz iklime avlular, gölgeli geçitler ve filtrelenmiş havalandırma yoluyla yanıt verir.

Güzellik ile işlevin yakından bağlantılı olduğu benzer bir zekâyı Anadolu mimarisinde ve zanaatkarlığında da bulmak mümkün. • Önümüzdeki yıllarda Bahreyn ile Türkiye'deki sanat kurumları, galeriler ve bağımsız sanatçılar arasında daha fazla ortak projeye, müşterek sergiye ve sanatçı misafirlik programına imza atılması için nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz? İlk adım, iş birliğini münferit etkinliklerle sınırlamak yerine kurumlar arasında sürdürülebilir ilişkiler kurmaktır.

Bu süreç, küratöryel diyalog, halka açık söyleşiler ve eğitim programlarıyla desteklenen Bahreynli sanatçıların Türkiye'de ve Türk sanatçıların Bahreyn'de ağırlandığı karşılıklı sergilerle başlayabilir. Sanatçı misafirlik programları özellikle değerli olacaktır. Sanatçılara başka bir kültürel ortamda yaşama, araştırma yapma ve eser üretme imkanı tanımak, kısa bir ziyaretten çok daha derin bir alışveriş yaratır.

Ortak siparişler, yayınlar ve mentorluk programları da her iki ülkedeki yeni nesil sanatçıları deneyimli uygulayıcılar ve kurumlarla buluşturabilir. Bağımsız mekânları, galerileri, üniversiteleri ve genç küratörleri dahil etmek de aynı derecede önemlidir. Başarılı bir yol haritası tek bir kuruluşa bağlı olmamalı; zamanla varlığını sürdürebilecek ve gelişebilecek bir ağ oluşturmalıdır.

Umut ediyorum ki Bahreyn ile Türkiye arasında uzun soluklu bir kültürel köprü kurulur; bu köprü sanatsal üretimi destekleyen, deneyleri teşvik eden ve her iki bölgenin de birbirlerinden bir şeyler öğrenmesine olanak tanıyan bir köprü olur.

İlgili Haberler