Türkiye’nin en bilinen tarım-gıda markalarından Torku ve onu bünyesinde barındıran Konya Şeker, son dönemde yoğun tartışmaların odağında. Sosyal medyada ve tarım haber sitelerinde “büyük çöküş”, “üretim hatları satılıyor”, “şekerden 1 milyar TL zarar” gibi başlıklar dolaşırken, Pankobirlik Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Ramazan Erkoyuncu bu iddialara detaylı yanıtlar verdi. Türkiye’de şeker sektörü 1926’da Uşak’ta başlayan bir hikâyeye sahip.
Bugün 30’dan fazla şeker fabrikası bulunuyor. Pancar ekicileri kooperatifleri ise fabrikaların yanında örgütlendi. Pankobirlik, 31 kooperatifi ve yaklaşık 850 bin üyeyi kapsayan çatı örgüt.
Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi, Konya Şeker’in en büyük hissedarı konumunda. Anadolu Birlik Holding üzerinden Torku markası da bu yapıya bağlı. Pankobirlik Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Ramazan Erkoyuncu’nun anlattığına göre Konya Şeker, özelleştirme sonrası kooperatiflere devredilen fabrikalardan biri.
Zamanla Çumra gibi modern ve yüksek kapasiteli tesisler eklendi. Bugün Konya Şeker’in iki fabrikası Türkiye şeker üretiminin ortalama yüzde 17’sini karşılıyor. Kayseri, Amasya, Turhal gibi diğer kooperatif fabrikalarıyla birlikte kooperatiflerin payı yüzde 35 civarında.
Bu yapı sadece şeker üretmiyor; et-sü, plastik, enerji, tohum ve lisanslı depoculuk gibi alanlara da yayılmış durumda. Çiftçiler hem üye hem de dolaylı ortak konumunda. Teorik olarak kooperatif, girdi temininde pazarlık gücü, finansman kolaylığı ve ürünün adil fiyattan değerlendirilmesi sağlıyor.
Pratikte ise yönetim kararları, borç yükü ve stratejik tercihler bu yapıyı doğrudan etkiliyor. Torku, “tarladan sofraya” entegre modeliyle bilinen bir marka. Çikolata, şekerleme, unlu mamuller, süt ürünleri ve et ürünleriyle geniş bir portföye sahip.
Ancak son yıllarda enerji yatırımları (özellikle Soma B Termik Santrali) grubun bilançosunu ağır şekilde etkilemiş durumda. Tartışmaların kaynağı büyük ölçüde tarımdan.com’da Saadettin İnan imzalı yazılar. Mayıs 2026’da yayımlanan “Konya Şeker’de Büyük Çöküş” başlıklı yazıda şu noktalar öne çıkıyor: Bu haberler sosyal medyada hızla yayıldı.
“Kale duvarları çatlıyor mu?” sorusu sıkça soruldu. Bazı yorumlarda yönetim zafiyeti, bazı yorumlarda ise bilinçli tercih olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı. Haziran 2026’da Kadir Kuru ile yapılan uzun röportajda Erkoyuncu iddiaları tek tek ele aldı.
Temel mesajı şeffaflık ve “gerçek neyse o” yaklaşımıydı. Öne çıkan yanıtlar şöyle: Üretim hatlarının satışı: Erkoyuncu, satılan hatların yılda yalnızca birkaç güçalıştığını, verimsiz ve atıl kapasite oluşturduğunu söyledi. Daha önce benzer bir hattın da satıldığını belirtti.
Satış piyasa koşullarına uygun olduğunu, yerine daha verimli ve sürekli çalışacak sistemler kurulduğunu savundu. “365 günde 7 gün çalışan bir hattı çıkardık. Bunun neyini konuşuyoruz?” ifadesini kullandı.
Elvan Gıda’nın bu hatları almasının, hatların gerçekten hurda olmadığı anlamına gelmediğini, farklı işletme koşullarında değerlendirilebileceğini ima etti. Şekerden 1 milyar TL zarar iddiası: Erkoyuncu bunu “kelime oyunu” olarak niteledi. Türkiye şeker sektörünün genelinde, özellikle 2021-2022 kampanyasında suni bir kıtlık algısıyla fiyatların hızla yükseldiğini, ardından stok ve ithalat politikalarının sektör genelini etkilediğini anlattı.
Konya Şeker’in kendi başına bu boyutta bir stratejik hata yaptığı yönündeki iddiayı reddetti. Zararın sektörel koşullardan kaynaklandığını, yönetimin bu süreci yönetmeye çalıştığını belirtti. Lisanslı depoculuk: Faaliyetlerin sonlandırılmasının ekonomik ve operasyonel gerekçeleri olduğunu, ancak çiftçinin mağdur edilmediğini savundu.
Detaylı rakamlar vermese de kurumun önceliğinin sürdürülebilirlik olduğunu vurguladı. Soma B ve Kangal Termik Santralleri: Erkoyuncu, Soma B’nin 2015’te 688,5 milyon dolara alındığını hatırlattı. Santralin büyük kömür borcu ve işletme sorunları yaşadığını kabul etti.
Ancak “enerji işimiz değil” diyerek bilerek çökertildiği iddiasını reddetti. Yatırım yapıldığını, ancak dönüşün beklenen seviyede olmadığını söyledi. Kangal ile ilgili de benzer şekilde sorunların geçmişten geldiğini, yönetimin sorumluluğu üstlendiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile santral konusunun görüşüldüğünü, sürecin takip edildiğini aktardı. 50 milyon TL ceza iddiasına da yanıt verdi; abartılı ve yanıltıcı olduğunu savundu. Genel mali durum ve liyakat: Erkoyuncu, göreve geldiklerinde geçmiş dönemden kalan büyük yapılandırılmış borçlarla karşılaştıklarını, buna rağmen yatırımların sürdüğünü (Torku’ya kapasite artışı, şeker fabrikalarına modernizasyon vb.) söyledi.
Gıda tarafında 2029’a kadar borçların sıfırlanması hedefi koyduklarını belirtti. “Çok kötü olsak geçmişin borçlarını nasıl öderdik?” diye sordu. Liyakat tartışmalarına da değindi; kurumun çiftçi emeğiyle büyüdüğünü, kişisel çıkar peşinde olmadıklarını savundu.
Bazı iddiaların organize ve sahte hesaplar üzerinden yayıldığını iddia etti. “Kurumu düşünürüm. Yaşım 68.
Bu kadar iğrenç iftira atarlarsa oturup tekrar düşünüyor insan” diyerek adaylık sürecine de gönderme yaptı. Panagro’nun finansal durumu, Torku’nun pazar konumu, ürün kalitesi ve “No On” gibi ürünlerin durumu da konuşuldu. Erkoyuncu, kalite düşüşü iddialarını reddetti ve tüketicilere güven mesajı verdi.
Konya Şeker’in 2025 mali tabloları da tartışmaya eklendi. Konsolide esas faaliyet zararının büyük kısmının enerji grubundan kaynaklandığı, gıda tarafında ise şeker fiyatlarının beklenen artışı göstermemesi nedeniyle baskı oluştuğu açıklandı. Hasılat rakamlarında enflasyon muhasebesi etkisi nedeniyle farklı yorumlar yapıldı.
Enerji borçları (özellikle Soma) grubun en ağır yükü olarak öne çıkıyor. Bazı haberlerde santralin icra sürecine girdiği de yazıldı. Tartışmanın iki tarafı net: Bir yanda “varlıkların elden çıkarıldığı, kooperatifin içinin boşaltıldığı” eleştirisi; diğer yanda “verimsiz varlıkların elden çıkarıldığı, borçların yönetildiği ve yatırımların sürdüğü” savunması.
Erkoyuncu, herkesin tesisleri gelip inceleyebileceğini söyleyerek şeffaflık çağrısı yaptı. Eleştirenler ise resmi ve detaylı bilanço açıklamalarının daha net olmasını, satış gelirlerinin nereye harcandığının belgelenmesini istiyor. Torku, Türkiye’de “yerli ve milli” gıda markası olarak konumlanmış, on binlerce çiftçinin emeğini taşıyan bir yapı.
Kooperatif modelinin güçlü yanı ortak sahiplik ve bölgesel kalkınma; zayıf yanı ise siyasi ve yönetimsel tartışmaların kolayca kurumsal itibarı etkilemesi. Enerji yatırımlarının gıda operasyonlarına yük bindirmesi, şeker sektörünün yapısal sorunları (kota, ithalat, fiyat dalgalanmaları) ve enflasyonist ortam, yaşanan gerilimi büyütüyor. Sonuç olarak iki videoda konuşulanlar, bir markanın ve kooperatifin sadece bilanço rakamlarıyla değil, aynı zamanda kamuoyu algısı, şeffaflık ve güvenle de ölçüldüğünü gösteriyor.
Erkoyuncu’nun “gerçek neyse o” yaklaşımı ile medyadaki eleştirel ton, kamuoyunun önünde duruyor. Torku ve Konya Şeker’in geleceği, enerji yükünün nasıl yönetileceği, gıda tarafındaki verimliliğin artırılıp artırılamayacağı ve çiftçi-yönetim ilişkisinin nasıl korunacağına bağlı. Bu tartışma, Türkiye’de kooperatifçilik ve tarım-sanayi entegrasyonunun hem fırsatlarını hem de risklerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Nuri Ştarafından kuruldu. Not: Alpullu Şeker Fabrikası (26 Kasım 1926) Uşak’tan birkaç hafta önce üretime başladığı için “ilk Türk şekeri” genellikle Alpullu’ya yazılır. Ancak özel teşebbüsle kurulan ilk şeker fabrikası Uşak’tır ve öncüsü Nuri Şeker’dir.
Temeli 13 Eylül 1953’te Celal Bayar ve Adnan Menderes’in katıldığı törenle atıldı. Üretime 19 Eylül 1954’te başladı. 2007 yılında Konya Şeker tarafından kuruldu / ortaya çıkarıldı. Konya Şeker’in ürettiği tüm ürütek çatı altında toplamak için yaratılan markadır.
O dönem Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi ve Konya Şeker’in başında Recep Konuk vardı.