25 September 2026, Friday
Temiz mide mi temiz zihin mi?
Ekonomi

Temiz mide mi temiz zihin mi?

Bulunduğumuz asırda hemen hemen hepimiz midemize girenlere dikkat eder olduk. Midemize giren gıda ve sıvıların kaliteli olmasının bizim sağlığımızı doğrudan etkilediğini bilmeyen yok gibi. Peynirin, zeytinin, sucuğun,...

Bulunduğumuz asırda hemen hemen hepimiz midemize girenlere dikkat eder olduk. Midemize giren gıda ve sıvıların kaliteli olmasının bizim sağlığımızı doğrudan etkilediğini bilmeyen yok gibi. Peynirin, zeytinin, sucuğun, balın, yağın, yumurtanın vb.

kalitelisini tat alma organımız ve midemizle buluşturmak için köyleri, marketleri, pazarları dolaşıyoruz. En iyi en hijyenik yerlerden konaklamaya, yemek yemeye çalışıyoruz. Bu en doğal hakkımız bunda sorun yok.

Her insan alım gücüne göre midesini en iyi gıdalarla ve sıvılarla buluşturma hakkına sahiptir. Midemize zehirli bir gıda girse bizim hayat yolculuğumuzu kısa sürede sonlandırabilir ama zihnimize zehirli bir düşünce girerse hemen öldürmez, bir ömür bizleri süründürür; hayat kalitemizi düşürür, zayıflattıkça zayıflatır ve insanlarla ilişkimizi bozar. Bugün şöyle bir kendimizi test edelim, zihnimize ve kalbimize gerçekten istediklerini veriyor muyuz, vücudumuzun en önemli iki vazgeçilmezi olan bu muhteşem ikiliyi istenilen girdilerle buluşturabiliyor muyuz?

Yoksa sorunlu bir zihin ve manevi kirlerden bir türlü arınamayan bir kalple mi hayat yolculuğumuzu devam ettiriyoruz? Hemen hemen her gün haberlerde olduğu gibi en kötü senaryoları gözümüzle buluşturuyor ve bunları yayıyorsak Her gün kitap okumuyor; ama her gün diziler ve akıllı telefonlar karşısında zaman öldürüyorsak Küçük bir olumsuzluğu bile felaket tellallığına dönüştürebiliyorsak Başkalarının niyetini okuyarak geleceği tahmin etmeye çalışıyorsak Bizim için her şey ya siyah ya beyazsa Travmalardan bir türlü kurtulamıyorsak Genellemelerle olaylara ve insanlara yaklaşıyorsak Gün içinde hazlarımız ve öfkemizin peşinden akıyorsak Şüphe, evham, kuruntudan, hezeyanlardan, sanrılardan bir türlü kurtulamıyorsak Mükemmeliyetçilikten bir türlü kurtulamıyorsak Maddeyi, eşyaları çok sevip bir türlü mana ile buluşamayıp insanları çok sevemiyorsak Genel bir durumu kişileştirebiliyorsak Kendimizin diğer insanlardan çok üstün olduğuna inanıyorsak Aşırı kıskançlık marazından bir türlü kurtulamıyorsak Dünyanın vazgeçilmezi olan güneşin ışıklarında bile lekeler görebiliyorsak, negatif bir bakış açısına sahipsek Birilerinin bize zarar vereceğini, arkamızdan iş çevirdiğini düşünüyorsak Gün içinde narsist, hedonist ve paranoid bir tutum içindeysek Bir anda agresifleşip kendinize ve yakınlarınıza dünyayı dar ediyorsanız Tartışmacı ve kavgacı bir ruh halindeysek Hiç kimseyle doğru dürüst anlaşamıyor, geçinemiyor, hemen hemen herkesle sorunlu bir ilişkimiz varsa Delil, kanıt olmadan başkaları hakkında kötü düşünüp kötüye yorabiliyorsak Yanlış bir düşünceye inanıp sorgulamadan arkasından gidebiliyorsak Kolay kolay kimseyi affedemiyor; kin, nefret, intikam düşüncesiyle yaşıyorsak Haset, hırs ve açgözlülükten bir türlü kurtulamıyorsak Aldığımız sahip olduğumuz her şeyi birilerine göstermek istiyorsak gözlere servis ediyorsak Mide ve tenasül organı şehveti için yaşamayı amaç haline getirmişsek genel olarak konuşmamız, bakışımız o yöne ise Dünyalık sevgi ve muhabbetler kalbimizi işgal etmişse Ümitsizlik, karamsarlık, şikâyet hastalığından bir türlü kurtulamıyorsak Özetle gözlerimizden girenler, geçmiş yaşantılarımız, geleceğe bakışımız, bulunduğumuz çevre, inanç ve amaç yönümüz zihnimizin ve kalbimizin sağlığını etkiliyor. Zihin ve kalp hastalanırsa da midenin iyi yiyecek ve içecekle buluşmasının çok da önemi olmayacaktır.

İki dünya saadeti iyi girdilerle buluşturulmuş, beslenmiş mideden değil; zihinden, kalpten, gönülden, özden geçiyor. Ne zaman midemize gireceklere değil de zihnimize ve özümüze gireceklere daha çok dikkat edersek daha iyi insan, daha iyi aile, daha iyi bir topluma evrileceğiz.

İlgili Haberler