Osmanlı devleti ele geçirdiği yerlerde derhal bir «tahrîr» yani sayım yapar, vergi verecek nüfûs ile askerliğe elverişli olanları tesbit ederdi. Dolayısı ile genel olarak 1500-1600 yıllarını kapsayan, Arap coğrafyası hâricindeki yerlere dair mükemmel bir koleksiyona sahibiz. Osmanlı devletinin bahsi geçen tarihlerden önce de bu tür sayımlar yaptığına dair ortaya çıkmış bazı defterler bulunmaktadıri; Osmanlı'nın ilk tahriri Orhan veya (ö.
1389) zamanında yaptığına dair rivâeyetler var ise de, günümüze ulaşmış buna dair bir vesikâ yoktur; öyle anlaşılıyor ki, Osmanlı en az 1400'lü yıllardan beri bu tahrîrleri yapmaktaydı; fakat muhtelif bu kayıtlar ziyan olmuştur; zirâ eskiden özellikle padişahların kumanda ettiği savaş zamanları «Defterhâne»'de bulunan bazı evrâk da ordu ile beraber götürülürdü. Özellikle Timur'un Anadolu'ya geldiği yıllarda ve yine aynı tarihlerde Karamanlıların Bursa baskını sırasında devlet arşivinin tamâmen yok olduğunu tahmin etmek zor değildir. «Tahrir», yazmak, kayıt altına almak demektir.
Bu tarz defterler için bir kısım mahallî araştırıcılar «il-yazıcı » dese de Osmanlı'nı kendisi bunlara doğrudan doğruya «muhasebe defteri» demiştir. Doğrudur, bu defterlerin oluşmasına sebeb olan kayıtlar her ne kadar kendilerine «il-yazıcı» nâmı verilen özel memûrlar vasıtasıyla yapılıyor ise de, Osmanlı «muhasebe» defterleri demiştir. Karamanoğulları zamanına ait olmak üzere, onların «divan»ından veya sarayından çıkmış zamanımıza ulaşmış herhangi vesika yoktur; bu sadece Karamanlılar ile de ilgili olmayıp, diğer Anadolu beylikleri dediğimiz oluşumlardan da günümüze herhangi bir kayıt ulaşmamıştır.
Bazıları tarafından Osmanlı'nın kendilerinden önceki beyliklere ait arşivleri yok ettiğine dair, temelsiz laflar ediliyor; bunlar elbette doğru olamaz, Osmanlı'nın Fatih devrine kadar da kendisine ait dikkate alınacak herhangi bir «arşiv» kaydı neredeyse yoktur. Fakat, Osmanlı Arşivi'nde bulunan Karamanoğulları'nın hüküm sürdüğü «Karaman-İli» dediğimiz coğrafyaya dair özellikle «tahrir defterleri» ve sair kayıtlardan anladığımıza göre, Karamanoğulları'nın da bir kayıt sistemi ve hattâ bana göre bir «tahrir» sistemi dahi olduğunu söyleyebiliriz. Osmanlı Arşivi'nde Karaman-İli'ne tahrir defterlerinde daha önceki bazı defterlere «defter-i köhne»'de, «defter-i atik»'de şu şekilde kayıtlıdır gibi ifâdeler kullanılır.
Elbette bu ifâdeler sâdece 'ye âit defterlerde değil, başka bölgelerin defterlerinde de vardır. Defter-i Köhne, çok eski defter veya defterler, Defter-i Atik de nisbeten «Köhne»'den sonraki defter veya defterler için kullanılar tabirler olup, mevcûd defter için de «Defter-i Cedid» denilmiştir. Benim incelediğim Osmanlı tarafından yapılmış tahrirlerde de bu «köhne» ve «atik» tabirleri geçer.
Bu köhne ve atik tabirleri, Karaman-İli'ndeki Osmanlı hâkimiyetinin tam tesisi neredeyse 1500'lü yılların başına kadar devam etmiştir. Bu konuyu isbat etmek elimizdeki materyale göre mümkün görünmüyor, aksini isbat etmek de mümkün değil ama, bana bahsi geçen «köhne» ve «atik» lafızları, Karamanlı devri tahrirlerine işâret ediyor gibi geliyor. Bu sadece bizim Karaman coğrafyası için geçerli değil; muhtemelen bütün Anadolu Türk beylikleri coğrafyası için geçerlidir; yani, galiba Osmanlı'dan önce de bu tahrirler yapılıyordu.
Ayrı bir bahiste üzerinde durulabilir, ancak burada Karamanoğulları hakkında bilinen bilgileri tekrar etmenin gereği yok. Karamanlı-Osmanlı münâsebetleri malûm olduğu üzere öncelikle kız alışveriş'ın kızı Nefise ile evlenmesi) ile başlamış ise de, hâkimiyet meselesi yüzünden kısa sürede bozulmuştur. Çeşitli savaşlar, andlaşmalar ile bu karışık devir İbrahim (1423-1464) zamanında nisbeten sükûn bulmuş sayılabilir.
İbrahim Bey'in ölümü ile oğulları arasında başlayan beylik kavgalarına Osmanlının, Akkoyunlunun, Memlukluların ve hattâ Venediklilerin de karışması ile beylik parçalanıp savunmasız hale gelince, Karamanlı şehzâdeleri İ, Pir ve Kasıbeylerin ölmesi neticesinde Karaman-İli peyderbey Osmanlı tarafından istilâ ve işgâl edilmiş, Karamanlıların, beyliğin damadı olan Turgutoğullarından birini başa geçirme teşebbüsleri de beyliği kurturamamıştır. Doğan Yörük 2006'da yazdığı bir yazıdaiii Osmanlı'nın Karaman İli'nde yaptığı tahrir çalışmalarını ele almış ve Osmanlı Karaman ilinde, ilk önce ele geçirdiği Akşehir ve Beyşehir tarafında bir tahrir yapmıştır. Doğan Yörük, Osmanlı Arşivi'nde bulunan ve Maliyeden Müdevver Defterler olarak adlandırılan bir defterdeki ifâdeye dayanarak, Osmanlı'nın Karaman-İli'nde 1476'da tahrir yaptığı kanaatindedir.
Osmanlı'nın Karaman-İli'nde yaptığı bilinen ve günümüze ulaşan ilk kayıtlar vakıflara dairdir. Bu defter içinde Kayseri'de olduğu hâlde Osmanlı Karaman Vilayeti olarak adlandırdığı coğrafyadaki vakıfların 888/1483 tarihli kayıtları olup, şimdiye kadar aynı defter benim tesbit ettiğim dört ayrı kişi tarafından yayınlanmıştır.iv Bu defterden ayrı fakat aşağı yukarı aynı mahiyette Osmanlı Arşivi'nde bir defter daha bulunuyor. Ben şimdiye kadar bu defter üzerinde inceleme yapıp, defterden bahseden bir araştırmacıya tesadüf etmedim.
Defterde eksiklik olduğu anlaşılıyor olup, çok yıpranmıştır; hattâ neredeyse defterdeki sahifelerin yarısı muhtemelen rutubetten yok olmuştur. Defterin tarihi hicrî olarak 875 ve milâdî olarak 1470'tir. 1470 gibi çok erken sayılabilecek bir tarihte Osmanlı'nın Karaman ülkesinde böyle bir tahrir yapması bana mümkün görünmemekte olup, ben bu defterin doğrudan doğruya Karamanlı divanından çıkmış olabileceğini ve meşhûr Karaman Eyâleti Vakıf Defteri'nin de bu defter esâs alınarak hazırlandığını düşünüyorum.
Aşağıda defterde incelediğim «Larende» kısmından bahsedeceğim. Bu bahsettiğimiz vakıf defterinden başka aşağı yukarı 1493-1595 yılları arasını kapsayan ve bu zaman diliminin muhtelif tarihlerine aid «mufassal», «icmâl» ve «timar tevzîʻ ve tevcih» defterleri olarak Osmanlı Arşivi', Tapu Kadastro Kuyûd-ı Kadime Arşile İstanbul Belediye Kütüphânesi'nde Karaman bölgesini ve dolayısı ile doğrudan Larende'yi ilgilendiren 20'den fazla, İçil'i ilgilendiren 15'a yakın defter bulunmaktadır. Bu defterlerde başta bir mahalle veya bulunan görevli askerî zümre ile orada yaşayan ahalinin geneline, oradaki üretim ile üretim türlerine, vakıflara dair bilgiler ve kişi isimlerine ulaşmak mümkündür; ancak bu isimler ile günümüz arasında bağ kurmak neredeyse imkânsızdır.
Genellikle isimler sadece ilgilinin ismi; varsa babasının isminden ibâret olup, hattâ çoğunda lakablar bile yoktur. Ahmed oğlu Mehmed vs. gibi.
Burada konumuz olup, elbette Larende dışında Osmanlı'nın Karaman Eyâleti dediği geniş coğrafyayı da ilgilendiren büyük bir materyal Osmanlı Arşivi'nde mevcuddur. Karaman'ı ilgilendiren bir bölge dahi vardır ki, buna İçil diyoruz. İçil bölgesi Alanya ile Tarsus arası bölge olup, bu bölge ile Larende tarihi iç içe girmiş vaziyettedir.
Selçuklulardan ve Karamanoğullarından beri İçil bölgesi Larende'nin insan kaynağıdır. İçil bölgesi insanları Yörük dediğimiz, konar-göçer kışlak yaylak hayatı yaşayan insanlar olup, bunlar kışları Akdeniz sahillerinde yaşarken bahar ve yaz aylarını Larende dağ ve ovalarında geçirirler idi. Gerek Osmanlı zamanında ve gerek ise Cumhuriyet devrinde bu konar-göçer insanların bir kısmı yaylak olarak kullandıkları bugünki Karaman şehrinin ovalarına ve kuzeyindeki köylere yerleştirilmişlerdir.
Dolayısı ile İçil bölgesi kaynaklarını incelemeden Karaman tarihi hakkında söz söylemek mümkün değildir. Bu konulara da aşağıda yeri geldikçe temas edilecektir. Hicrî Tarihli Sûret-i Defter-i Sancak-i Arvanid (nşr.
Halil İnalcık), Ankara 1954 M. Feridun EMECEN, «Defter-i Köhne: Pirlepe-Kırçova Kesiminin En Eski Timar », Osmanlı Araştırmaları aynı yazar, «Sefere Götürülen Defterlerin Defteri», Bekir Kütükoğlu Armağanı, İstanbul 1991, s. 241-268 Doğan Yörük, «Karaman Eyâletinde Osmanlı Timar Düzeninin », Tarih Araştırmaları Dergisi, 25/, s.
181-182 F. Nafiz Uzluk, Ankara 1958; Fahri Coşkun, İstanbul 1996; M. Akif Erdoğru, İzmir 2003-2004 ve Seyit Ali Kahraman, Kayseri 2009