Sekiz Bin Soruya İlk Bakış
Millî Eğitim Bakanlığının duyurduğu Ortak Yazılı Sınav üzerine yapılan haberleri, ortaokul ve lisede okuyan çocukları olan aileler yakından takip ediyor. Yayımlanan tanıtım broşürü ve uygulama kılavuzuna ilişkin olumlu...
Millî Eğitim Bakanlığının duyurduğu Ortak Yazılı Sınav üzerine yapılan haberleri, ortaokul ve lisede okuyan çocukları olan aileler yakından takip ediyor. Yayımlanan tanıtım broşürü ve uygulama kılavuzuna ilişkin olumlu ve olumsuz pek çok değerlendirme de gündemde yerini alıyor. Bu sebeple aynı eleştirileri ya da aynı güzellemeleri tekrarlamak yerine, üzerinde yeterince durulmadığını düşündüğüm üç konu üzerinden OYSS'ye bakmayı daha yerinde görüyorum.
Üç yazı boyunca sınavdan önce soruya, sınavda öğrenciye, sınavdan sonra öğrenmeye bakmaya çalışacağım. Sınavdan öncesi ile başlayalım, soruların hazırlandığı yerden… Öğrencinin bilgisini ölçmek üzere hazırlanan soruların öncelikle dilinin açık, anlatımının anlaşılır ve ölçme niteliğinin güvenilir olması gerekiyor. Öğretmenlerimizin bu konudaki hassasiyetini göz ardı etmemekle birlikte özellikle çok sayıda şubede derse giren öğretmenlerimizin yoğun iş yükü içerisinde bazı ayrıntıları gözden kaçırmaları mümkün.
Ortak bir soru havuzunun bu açıdan sağlayabileceği en büyük avantajın, soruların farklı uzmanların değerlendirmesinden geçebilmesi olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte tek bir öğretmenin aklına gelmeyebilecek soru örnekleriyle karşılaşmak da mümkün. Ne de olsa akıl akıldan üstündür.
Bütün bunlarla birlikte bir sınıfın atmosferini, kültürünü ve öğrencilerini en iyi tanıyan kişilerden biri de o sınıfın öğretmenidir. Öğrencilerin hangi konularda zorlandığını, hangi ifadeleri kolaylıkla anlayabildiğini ve hangi sorular karşısında nasıl düşündüğünü en iyi gözlemleyen de odur. Bu sebeple sınıfı tanıyan öğretmenin soru hazırlama sürecindeki birikimini göz ardı edemeyiz.
O öğrencileri görmeyen, o sınıfın havasını koklamayan uzmanlar tarafından hazırlanan soruların kolay ya da zor olarak nitelendirilmesi, sınıfın gerçekliğiyle her zaman örtüşmeyebilir. Bir sınıf için kolay görünen soru, başka bir sınıf için oldukça zor olabilir. Bu nedenle soru havuzunu oluşturacak ekiplerde, soruları bizzat kullanacak öğretmenlerin de olması son derece önemli.
Bu işi yalnızca merkezdeki uzmanlara bırakmak, öğretmenin sınıfından getirdiği mesleki birikimi görmezden gelmek olur. Bu konudaki tereddütleri bir ölçüde azaltan ise Bakanlığın açıklamasında yaklaşık sekiz bin soruluk bir havuzdan söz edilmesi. Elbette bu soruların derslere, sınıf düzeylerine ve öğrenme çıktılarına nasıl dağıtılacağı önemli.
Ancak böyle geniş bir havuzun öğretmenlerin karşısına farklı soru örnekleri çıkarabilmesi başlı başına değerli. Nihayetinde mesele yalnızca çok sayıda soru hazırlamak değil, doğru soruyu doğru öğrenciyle buluşturabilmek. Bakalım, OYSS'de sınavdan önce çocuklarımızı neler bekliyor?
Bir sonraki yazımızda “Çocuklarımıza bildiklerini gösterebilecekleri bir sınav sunacak mıyız?” sorusuna cevap arayacağız. Bakalım, OYSS'de sınavdan önce çocuklarımızı neler bekliyor? Bir sonraki yazımızda “Çocuklarımıza bildiklerini gösterebilecekleri bir sınav sunacak mıyız?” sorusuna cevap arayacağız.



