Savaşı Başlatan ve Bitiren Şey Aynı Olabilir mi?
Avrupa açısından sömürgeciliğin tarihi kökenleri 15. yüzyıla uzansa da 18. yüzyılda Sanayi Devrimi sonrasında sömürgeciliğin yeni bir paradigma ekseninde şekillendiğini ifade etmek mümkündür. Çünkü hammaddenin ve...
Avrupa açısından sömürgeciliğin tarihi kökenleri 15. yüzyıla uzansa da 18. yüzyılda Sanayi Devrimi sonrasında sömürgeciliğin yeni bir paradigma ekseninde şekillendiğini ifade etmek mümkündür.
Çünkü hammaddenin ve işgücünün haricinde ihtiyaç duyulan yeni bir faktör “enerji kaynakları” olmuştur. Bu nedenle Sanayi Devrimi’nden I. ve II.
Dünya Savaşları’na kadar birçok başlıkta, enerji kaynaklarının bulunduğu coğrafyalardaki ve ülkelerdeki bölüşüm gündeme gelmiştir. Yine özellikle Orta Doğu coğrafyasındaki savaşların ve çatışmaların arka planında dini ve siyasi nedenler söz konusu olsa da ticaret ve ekonomi ekseninde enerji rezervlerinin varlığı ve taksimatı da en dikkat çeken hususlardan birisini temsil etmiştir. Benzer şekilde, Kafkasya özelinde son iki asırdır yaşanan gelişmelerde de benzer perspektiflerle karşılaşmak mümkündür.
Çünkü daha fazla enerji kaynağı aracılığıyla daha çok ve daha verimli üretim gerçekleştirileceği öngörülmektedir. Aynı zamanda bu güç vasıtasıyla, enerji ihtiyacı/talebi olan diğer devletler karşısında üstünlük elde etme amacı da ön plana çıkmaktadır. Ancak 21.
yüzyılın ilk çeyreği itibarıyla bölgesel ve küresel ilişkiler, hem çok katmanlı bir yapı arz ederken hem de daha geniş alanlara yayılan bir hüviyet kazanmaya başlamıştır. Bu da savaşlar ve çatışmalar açısından farklı coğrafyalarda ve ülkelerde sebeplerin ve sonuçların birbirini etkileme olasılıklarına işaret etmiştir. Bu manada, iki örnek olayın birbirleriyle olan ilişkisini örnek olarak vermek mümkündür.
Bilindiği üzere Mart 2022’den bu yana Rusya-Ukrayna krizi devam etmektedir. Askeri ve ekonomik savaşın haricinde, savaşın başlangıcında Rusya’nın enerji kartını Avrupa ülkelerine karşı kullanmış olması hafızalarda yerini almıştır. Hatta bu kartı kullanması da yani Avrupa’da enerji satışını o dönemde kısıtlaması da Avrupa ülkeleri kadar Amerika Birleşik Devletleri tarafından da eleştirilmiştir.
Örneğin ikinci boyutunda ise ABD-İsrail ekseninin 28 Şubat 2026’dan bu yana İran ile olan savaşı yer almaktadır. Rejim ve nükleer silahlar odağında başlayan savaşın güncel gündemi ise Hürmüz Boğazı ve enerji savaşlarına evrilmiş durumdadır. Hal böyleyken savaşın başlangıcından bu yana Brent petrol fiyatlarının istikrarsız görünümü dikkat çekmiştir.
Üstüne bir de Ukrayna’nın son bir aydır Rusya’daki yakıt rafinelerini vurması da söz konusu olunca, küresel petrol arzı ciddi bir krizle karşı karşıya kalmıştır. ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz hafta Rusya’dan motorin alımı konusunda anlaştıklarını beyan etmesi, Zelenski’nin artık Ukrayna’daki tesisleri vurmaması gerektiğini ve hatta Ukrayna’nın daha iyi bir lideri hak ettiğini ifade etmesi dikkat çekmiştir. Aynı zaman diliminde Rusya’nın ABD ile müzakere noktasında İran’la görüşmesi de bu dikkat çekici gelişmenin diğer bir yönünü oluşturmuştur.
Dolayısıyla bu gelişmeler ışığında da şu soruyu sormak mümkün hale gelmiştir: Savaşları başlatan şey artık savaşları bitiren şey olabilecek midir?



