Rölanti
Ekonomi

Rölanti

Arabanın hareket etmeden çalıştığı hal. Motor susmaz, göstergeler yanar, içeride hafif bir titreşim duyulur. Her şey çalışıyor gibidir, fakat araç ne ileri gider ne de geri. Belki de insanın en sevdiği hallerden biridir...

1 okuma

Arabanın hareket etmeden çalıştığı hal. Motor susmaz, göstergeler yanar, içeride hafif bir titreşim duyulur. Her şey çalışıyor gibidir, fakat araç ne ileri gider ne de geri.

Belki de insanın en sevdiği hallerden biridir bu. Rölantide kalmak daha kolaydır. İnsan, motorun sesini duydukça yolda olduğunu sanır.

Oysa çalışan her şey ilerliyor değildir. Birilerini eleştirir, birilerini özler, bir şeylere kızarsın. Konuşur, planlar, erteler ve uyursun.

Ertesi gün aynı döngü yeniden başlar. Sonra bütün bunların adına “hayat” dersin. Oysa bu, hayat değil; hayatın rölantisidir.

Motorunun çalışıyor olması, yol aldığın anlamına gelmez. Kalbinin atması da gerçekten yaşadığını tek başına kanıtlamaz. İnsanın rölantisi bazen bir ilişkidir.

Bitmesi gerektiğini bilir, yine de gidemez. O “belki”lerin içinde aylar, bazen yıllar geçer. Çünkü bazı insanlar bir ilişkiyi yaşamaz; yalnızca onun içinde bekler.

Ne bütünüyle bağlanır ne de ayrılabilir. Ne severken özgürdür ne de bırakacak kadar cesur. Motor çalışır, araç yerinden kıpırdamaz.

Yıllarca aynı masada, aynı huzursuzlukla oturursun. Şikayetlerin değişmez, yalnızca takvim değişir. Elbette şartlar önemlidir.

Her yol, yalnızca istemekle açılmaz. Fakat bazen insan şartların esiri değil, kendi korkusunun memurudur. Rölantinin asıl tehlikesi, insana hareket ediyormuş hissi vermesidir.

Çok söz. Çok plan. Çok niyet.

Çok şikayet. Herkes değişimden söz eder, kimse değişime kendisinden başlamak istemez. Herkes adalet arar, kendi küçük çıkarına dokunulduğunda ilk vazgeçtiği şey yine adalet olur.

Herkes dürüstlüğü över, fakat işine gelmeyen gerçekle karşılaşınca hemen sorar: Motor hepimizde çalışır, fakat araç bir türlü hareket etmez. Çünkü direksiyonun başına cesaret geçmemiştir. Oysa hayatın bazı dönemlerinde gaza basmak gerekir.

Bir insanı affetmek ya da artık affetmemeyi seçmek… Çünkü hayat, karar vermediğimiz konularda bizim yerimize karar verir. Çoğu zaman bu kararın adı da “rutin” olur. Elbette rölanti her zaman kötü değildir.

Motorun da insanın da bazen durmaya ihtiyacı vardır. İnsan bekler, dinlenir, toparlanır; yönünü yeniden bulabilmek için bir süre sessizleşir. Sorun, durmayı bir hayat biçimine dönüştürmektir.

Çünkü beklemekle ertelemek, dinlenmekle kaçmak, sabretmekle korkmak arasında ince bir çizgi vardır. İnsan çoğu zaman bu çizgiyi geçtiğini kendisine itiraf edemez. Bu yüzden kendine en kolay şu yalanı söyler: Bir gün bakarsın, “şimdilik” dediğin şey ömrün olmuştur.

Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şudur: “Ben gerçekten yaşıyor muyum, yoksa yalnızca motoru mu çalıştırıyorum?” Çünkü hayatımızın bütün göstergeleri açık olabilir. Hatta dışarıdan bakıldığında sosyal hayatımız bile hareketli görünür. İşte o zaman mesele motorun çalışmaması değildir.

Mesele, direksiyonun başında oturduğu halde yola çıkmaya cesaret edemeyen insandır. Rölantiden çıkmak için her zaman büyük bir mucize gerekmez. Çünkü hayatın en büyük israfı yalnızca zamanı tüketmek değildir.

Asıl israf, bir ömür boyunca yakıt harcayıp tek bir kilometre bile yol alamamaktır.

İlgili Haberler