22 October 2026, Thursday
Ne kadar katkı verdiler?
Ekonomi

Ne kadar katkı verdiler?

Türkiye'de televizyon ve sinemanın gelişim süreci, her dönemde teknolojik dönüşümlerin ve yeni yayın mecralarının getirdiği meydan okumalarla şekillendi. Tarihler 1982'yi gösterdiğinde ise dönemin en büyük film şirketi...

Türkiye'de televizyon ve sinemanın gelişim süreci, her dönemde teknolojik dönüşümlerin ve yeni yayın mecralarının getirdiği meydan okumalarla şekillendi. Tarihler 1982'yi gösterdiğinde ise dönemin en büyük film şirketi olan Erler Film, Ulusal Video'yu kurarak yeni bir çığır açtı. Vizyondan kalkan filmleri kaset olarak satmanın ve kiralamanın ötesine geçerek, doğrudan video piyasası için sinema salonlarına uğramayan filmler üretti.

1974'te 'Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz' ile başlayan dizi furyasına bakacak olursak yapımcı kimliği TRT'nindi. Bir film yapım şirketinin dış yapım olarak ürettiği ilk dizi, 1985'te Afora Film tarafından çekilen 3 bölümlük 'Bay Alkolü Takdimimdir' oldu. Yaşar Seriner'in yönettiği 'Bay Alkolü Takdimimdir'de başrolleri Engin Cezzar, Nur Sürer, Aydan Şener ve Süleyman Turan paylaştı.

Her dönemde olduğu gibi sinema salonları, bugün de yeni akımların ve dijital teknolojilerin yarattığı yapımlarla çetin bir mücadele içerisinde bulunuyor. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de işin doğası gereği hem sinema salonlarına film çeken hem de dijital platformlara içerik üreten şirketler mevcut. Bu şirketlerin başında da şüphesiz BKM geliyor.

Yılmaz Erdoğan, sinema kültürünün salonlardan uzaklaşmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, "Sinemayı geri alacağız, sinemayı kurtarmamız lazım" ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklamalara karşın, BKM ve Erdoğan imzalı 'Organize İşler: Karun Hazinesi' dizisinin dijital platformdaki galası gerçekleştirilince tepkiler de gecikmedi. Bazı çevreler, "Madem sinemayı kurtarmak istiyorsun, neden dijital platforma iş yapıyorsun?" diyerek Erdoğan'ı hedef aldı.

Oysa bu eleştirileri yöneltenlerin gözden kaçırdığı iki temel unsur vardı. Birincisi, 'Organize İşler: Karun Hazinesi' bir sinema filmi değil, 8 bölümlük dizi olarak yayınlanıyor. İkincisi ise Yılmaz Erdoğan'ın Necati Akpınar ile birlikte kurucusu olduğu BKM'nin sinema filmi külliyatıyla Türk sinemasına sağladığı büyük katkı.

Zümrüt Necati Akpınar - Yılmaz Erdoğan Bu katkıyı sayısal verilerle ifade etmek gerekirse, BKM, Türk sinema tarihinde en çok film çeken üçüncü şirket, modern dönemde ise açık ara birinci sırada yer alıyor. 2001'de 'Vizontele' ile başlayan sinematografisinde, yani çeyrek asırlık süreçte 83'ü sinema salonları, 7'si ise dijital platformlar için olmak üzere toplam 90 film üretti. Üretilen sinema filmlerinin toplam izleyici sayısı 103 milyon 291 bine ulaştı.

2001-2026 yılları arasında gösterime giren tüm filmler için kesilen 494 milyon 289 biletin yüzde 21'i BKM yapımı filmlere ait. Bir başka ifadeyle BKM’nin son 25 yılda sektöre sağladığı katkı yüzde 21 olarak gerçekleşti. 6.980.070 kişiyle en yüksek izleyici sayısına sahip BKM yapımı film, gösterime 2013'te giren 'Düğün Dernek' oldu.

83 sinema filmi BKM'ye yıllık bazda ortalama 3,19 film üretimi gibi yüksek bir oran kazandırıyor. Bu da 112 yıllık Türk sineması tarihinde Necati Akpınar ile Yılmaz Erdoğan'ı en çok sinema filmi üreten 10 yapımcıdan biri haline getiriyor. Kanımca dijital platformlara da yapım üreten BKM'nin ortağı Yılmaz Erdoğan'a yüklenmek büyük bir haksızlık; hele ki başta sinema salonu işletmecileri olmak üzere tüm sinema paydaşlarının adeta bir kurtarıcı gözüyle baktığı, 4 Aralık'ta gösterime girecek olan '2 Aile Arasında'nın izleyicilerle buluşmasına az bir zaman kalmışken.

Zira bu film, BKM'nin sinema kariyeri boyunca aldığı en büyük risk olacak. Oyuncu kadrosundan çekim süresine kadar oldukça yüksek bütçelerle hayata geçirilen '2 Aile Arasında', sinema izleyicisi sayısının bir hayli düştüğü böylesi bir dönemde vizyona girerek yapım şirketi adına ciddi bir mali sorumluluk taşıyor. Nitekim 8 Ocak 2027'de gösterime girecek 'Pervaneler' de benzer bir sorumluluğu üstlenecek.

Üstelik bu filmlerin IMAX teknolojisiyle çekilmesi de yüksek maliyeti daha da artırdı. Bu arada 24 Ekim'de başlayacak olan 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, tarihinde ilk kez bir yapım şirketine 'Sinemaya Katkı Özel Ödülü' takdim edecek.

♦ Yılmaz Erdoğan - Necati Akpı♦ Cemal Okan - Timur Savcı (2010-2026) * BKM ile TAFF Pictures, 1980 sonrası 'Modern' dönemin, diğerleri ise 'Yeşilçam' döneminin yapım şirketleridir. Parantez içindeki yıllık ortalama verileri, söz konusu yapım şirketlerinin ilk ve son sinema filmlerini çektiği tarihlere göre hesaplanmıştır. Her teknolojinin bir geçmişi, her devrimin bir soyağacı bulunuyor.

Günümüzün dijital yayın platformlarının dedesi video kasetler, babası ise VCD ve DVD'lerdi. Bu evrim, sadece yayın formatlarının değişmesi değil; izleyicilerin içerikle kurduğu bağın ve izleme alışkanlıklarının baştan yazılmasının hikâyesinin kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıktı. 1970'lerin sonu ve 1980'lerde VHS video kasetlerin hayatımıza girmesi, sinema tarihinde ilk büyük kırılmayı yarattı.

İnsanlar ilk kez bir filmi izlemek için sinema salonuna gitmek ya da televizyon kanalının yayın akışına bağımlı kalmak zorunda değildi. Filmi durdurmak, geri sarmak ve ev konforunda izlemek büyük bir özgürlüktü. Video kaset, fiziksel medyanın ve ev sinemasının temellerini atan bir 'dede' olarak tarihteki yerini aldı.

1990'ların sonu ve 2000'lerin başında sahneye çıkan VCD ve ardından gelen DVD, bayrağı kasetlerden devraldı. Cızırdayan bantların, sarma çilesinin ve düşük görüntü kalitesinin yerini; menü seçenekleri gibi büyük bir konfor alanı açan, kamera arkası görüntüleri ve dil seçenekleriyle zenginleşen diskler aldı. VCD ve DVD, izleyicilere dijital kalitenin kapılarını aralayan 'Baba' kuşaktı.

Arşivcilik kültürünü patlattı, ev sinema sistemlerini popülerleştirdi ve içeriğe erişimi hiç olmadığı kadar pratik hale getirdi. Bugün ise akış platformlarının çağındayız. Ne kaset şeridi dolaşma derdi var ne de diskin çizilme riski.

'Torun' dijital platformlar, dedesinden ve babasından aldığı mirası, bulut teknolojisi ve algoritmalarla birleştirerek sınırsız bir kütüphaneye dönüştürdü. Ancak tarih tekerrürden ibaret. Dün video kasetler çıkınca "Sinema ölüyor mu?" diye kaygılanan sektör, bugün aynı çetin mücadeleyi dijital platformlara karşı veriyor.

Oysa geçmişe bakıldığında görülen net bir gerçek var; Yeni mecralar sinemayı öldürmüyor, başlarda bocalasa da hikâyelerin anlatılacağı ve izleyicilerle buluşacağı yeni kanallar açıyor. Sözün özü sinema, tüm yeni izleme alışkanlarına rağmen hayatta kalmayı başardı. İzmir'de Roma dönemine ait ve yaklaşık 2 bin yıllık olduğu değerlendirilen mermer Zeus heykel başı ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı (AA)

İlgili Haberler