NBA'de yeni sezon başlıyor: Ligin tarihi, büyümesi ve daha fazlası
NBA'de 81'inci sezon başlıyor. George Mikan’ın pota altındaki etkili oyunundan Stephen Curry’nin mesafe tanımayan üçlüklerine uzanan 80 yıllık hikâyede oyunun kuralları, yıldızları ve güç dengeleri değişti. Parkede...
NBA'de 81'inci sezon başlıyor. George Mikan’ın pota altındaki etkili oyunundan Stephen Curry’nin mesafe tanımayan üçlüklerine uzanan 80 yıllık hikâyede oyunun kuralları, yıldızları ve güç dengeleri değişti. Parkede yazılan tarihe, eşitlik ve oyuncu hakları mücadeleleri de eşlik etti.
Bir basketbol maçının sonucunu bazen tek bir şut belirler. Bir ligin tarihini ise o şutun nereden, hangi kurallarla ve kimler tarafından atıldığı da anlatılır. NBA’in 80 yıllık geçmişi, bu soruların yanıtlarıyla değişti.
1946’da Basketball Association of adıyla başlayan organizasyon, 2026–27 sezonuyla 81'inci perdesini açıyor. Bu uzun yolculukta dev pivotlar hanedanlar kurdu, oyun kurucular sınırları genişletti, üçlük çizgisi sahanın paylaşımını değiştirdi. Siyah oyuncuların ve sendikanın mücadelesi de ligin bugünkü yapısında iz bıraktı.
Bugünkü gösterinin başlangıcında belirsizlik, kapanan takımlar ve oyunu hızlandırma arayışı vardı. BAA, 6 Haziran 1946’da kuruldu. İlk sezon 11 takımla oynandı.
Lig tarihinin ilk maçı ise 1 Kasım’da Toronto’da yapıldı; New York Knicks, Toronto Huskies’i 68-66 yendi. Organizasyon, 1949’da National Basketball ile birleşerek National Basketball Association adını aldı. NBA, tarihini BAA’nın ilk sezonundan başlatıyor.
İlk büyük yıldız George Mikan’dı. Minneapolis Lakers’ın pivotu, potaya yakın oyunun değerini gösterdi. Lakers, 1949 ile 1954 arasında bugün NBA tarihine dahil edilen beş şampiyonluk kazandı.
Mikan’ın bıraktığı iz, sonraki kuşakların uzun oyuncularında da görülecekti. Lig henüz ekonomik ve sportif olarak sallantıdaydı. Takımlar kapanıyor, topu elinde tutan ekipler süreyi eriterek oyunu yavaşlatabiliyordu.
1954-55 sezonunda uygulamaya giren 24 saniyelik hücum süresi bu soruna karşı köklü bir müdahale oldu. Hücum etmek artık bir tercih değil, süreyle tanımlanmış bir zorunluluktu. Chuck Cooper, Nat “Sweetwater” Clifton ve Earl Lloyd, 1950–51’de siyah oyuncuların lige girişinde öncülük etti.
Ligin kapılarının açılması, ABD’deki ırkçılığın sona erdiği anlamına gelmiyordu. NBA’in sportif dönüşümüne eşitlik mücadelesi de eşlik ediyordu. Bill Russell kazanmanın, Wilt Chamberlain bireysel sınırları zorlamanın başka yollarını gösterdi.
Boston Celtics’in Bill Russell ile kurduğu üstünlük, NBA tarihini değiştirdi. Russell’ın 1956-1969 arasındaki 13 sezonunda Boston 11 kez şampiyonluğa ulaştı. Bu başarının içinde 1959’dan 1966’ya uzanan sekiz sezonluk kesintisiz bir seri de vardı.
Savunma, ribaund ve takım arkadaşlarını hızlı hücuma çıkaran ilk pas, hanedanın en önemli özekliklerindendi. Chamberlain ise fiziksel kapasitesi ve atletizmiyle rekorları absürt seviyelere çıkardı. 2 Mart 1962’de Philadelphia Warriors formasıyla New York Knicks karşısında 100 sayı attı.
Russell ile rekabeti, bir yıldızın maça ne kadar hükmedebileceği ile bir takımın nasıl kazanacağı arasındaki ilişkiyi görünür kıldı. Russell’ın etkisi teknik sınırların da dışına çıktı. 1966’da Celtics’in oyuncu antrenörü olarak NBA’in ilk siyah başantrenörü oldu.
Böylece parkedeki otoritenin kimlere ait olabileceğine dair yerleşik kabuller de değişiyordu. Oyuncular, 1964 All-Star maçı öncesinde emeklilik planı, sendikanın resmen tanınması ve harcırah artışı için sahaya çıkmama tehdidinde bulundu. NBA yönetiminin güvencesinden sonra karşılaşma oynandı.
Bugünkü oyuncu gücünün geçmişinde, toplu hareketle kazanılan bu haklar da bulunuyor. Kareem’in skyhook’u ile Julius Erving’in çember üstündeki oyunu aynı dönemin farklı yüzleriydi. 1970’lerin başında Kareem Abdul-Jabbar, uzun oyuncunun yalnızca fiziğiyle etkili olmadığını hatırlattı.
Skyhook adı verilen kanca atışının yüksek bırakış noktası ve dengesi, oyuna yeni bir soluk getirdi. Oscar Robertson ile birlikte Milwaukee’yi 1971’de şampiyonluğa taşıdı. Efsane isim, kariyerini altı normal sezon MVP ödülü ve altı NBA şampiyonluğuyla tamamlayacaktı.
Aynı sırada rakip organizasyon ABA, Julius Erving gibi yıldızlarıyla kendi basketbol kültürünü kuruyordu. Erving’in atletizmi ve tekniği o dönemde eşine az rastlanır bir seyir kalitesini de beraberinde getiriyordu. İki ligin rekabeti, yetenek için verilen mücadelenin de bir parçasıydı.
1976’daki birleşmeyle dört ABA takımı NBA’e geçti: New York Nets, Denver Nuggets, Indiana Pacers ve San Antonio Spurs. NBA, bu oyuncuları ve rekabeti bünyesine katarken başka bir döneme hazırlanıyordu. Üç sayılık atış ise birleşmeyle hemen gelmedi, NBA’de 1979-80 sezonunda uygulanmaya başladı.
Oscar Robertson’ın öncülük ettiği hukuki mücadelenin 1976’daki uzlaşması, oyunculara sınırlı bir serbest oyunculuk hakkı getirdi. Kulüp değiştirme hakkının genişlemesi de NBA tarihindeki güç paylaşımını etkiledi. Ligin büyümesi, yalnızca salonların ve yayınların büyümesinden ibaret değildi.
Lakers ile Celtics’in karşılaşmaları, bir spor liginin yıldızları etrafında nasıl büyüyebileceğini gösterdi. Magic Johnson ve Larry Bird, 1979’da NBA’de oynamaya başladığında lig yeni bir anlatı kazandı. Magic’in Los Angeles Lakers’ı açık sahadaki hızı ve paslarıyla Showtime kimliğini oluşturdu.
Bird’ün Boston Celtics’i ise onun şutunu, oyun görüşünü ve çok yönlülüğünü takımın merkezine yerleştirdi. Magic kariyerinde beş, Bird üç NBA şampiyonluğu kazandı. İki takım 1984, 1985 ve 1987 finallerinde karşılaştı.
Bir yanda Los Angeles, diğer yanda Boston vardı, köklü kulüpler rekabeti yeni yıldızlarla geniş bir izleyici kitlesine ulaşıyordu. Bu hikâyenin sonuna Detroit Pistons da ortak oldu. Isiah Thomas’ın liderlik ettiği Bad Boys, 1989 ve 1990’da üst üste şampiyonluk kazandı.
Fiziksel savunması ve kolektif yapısı, yıldızlara dayanan hücumlara karşı başka bir yol açtı. 1990’ların Chicago Bulls’u, bu rekabetin içinden yükselecekti. Üçlük çizgisi, uzaktan isabet bulan oyuncuya ek bir sayı kazandırdı.
Bu basit fark, sonraki yıllarda şut tercihlerinin ve savunma yerleşiminin değişmesinde belirleyici olacaktı. Üçlük, bugünkü ağırlığına tek bir sezonda ulaşmadı. Michael Jordan’ın dönemi, takım başarısıyla küresel yıldızlığın aynı görüntüde buluştuğu yıllardı.
Lig tarihini tamamıyla değiştiren Chicago Bulls... 90'ların popüler kültür ikonu haline gelen takım, 1991, 1992 ve 1993’te şampiyon oldu. İkinci üçleme 1996, 1997 ve 1998’de geldi.
Jordan, bu altı şampiyonluğun tamamında finallerin en değerli oyuncusu seçildi. Pippen’ın savunması ve çok yönlü oyunu da yapının temel parçalarındandı. 1990’ların tarihi yalnızca Chicago’dan yazılmadı.
Jordan'ın ara verdiği yılda Hakeem Olajuwon’ın Houston Rockets’ı, 1994 ve 1995’te şampiyonluğa ulaştı. Ayak oyunları, denge ve savunma etkisiyle Olajuwon, pota altındaki üstünlüğün farklı bir örneğiydi. 1992 Barcelona Olimpiyatları’ndaki Dream Team ise NBA yıldızlarını ilk kez uluslararası bir sahnede yan yana getirdi.
Jordan, Magic ve Bird’ün de yer aldığı takım, dünyada basketbola duyulan ilgiyi büyüttü. NBA markasıyla yıldızların markaları artık giderek daha fazla iç içe geçiyordu. Jordan’ın ayakkabıları, forma numarası ve oyun görüntüleri bu ilişkinin en görünür simgeleriydi.
NBA yıldızları, Barcelona’da ABD Milli Takımı formasıyla olimpiyat altını kazandı. Onları yakından izleyen dünyanın farklı yerlerindeki gençler için yeni bir ufuk açıldı. Dream Team’in etkisi, NBA’in sonraki kuşaklarında da hissedilecekti.
Jordan sonrası dönemde tek bir mirasçı çıkmadı. Şampiyonluğa ulaşmanın farklı yolları yan yana gelişti. Shaquille O’Neal ve Kobe Bryant, Phil Jackson yönetimindeki Lakers’ı 2000, 2001 ve 2002’de zirveye taşıdı.
O’Neal, üç serinin de finaller MVP’si oldu. Pota altındaki büyük fiziksel üstünlük ile dış oyuncunun bire bir üretimi, rakiplerin çözmekte zorlandığı bir ortaklık kurdu. San Antonio’da ise Tim Duncan’ın çevresinde uzun ömürlü bir yapı yükseldi.
Duncan’ın gösterişten uzak oyunu, takımın her yıl yeniden yarışa tutunabilmesini sağlayan dayanaklardan biriydi. İlk şampiyonluğunu 1999’da kazandı kariyerinin sonunda sessiz sedasız beş yüzüğü olacaktı. Kobe, O’Neal ile yolları ayrıldıktan sonra Pau Gasol ile kurulan Lakers kadrosunda 2009 ve 2010’da iki şampiyonluk daha kazandı.
Böylece aynı dönemin içinde hem baskın bir pivotla kurulan ortaklığın hem de değişen bir kadronun lideri olarak zirveye çıktı. NBA’in hikâyesi bir yıldızın yerini diğerinin doldurduğu düz bir çizgide ilerlemiyordu. Duncan’ın beş şampiyonluğu 1999, 2003, 2005, 2007 ve 2014’te geldi.
İlk kupayla son kupa arasındaki süre, onun kariyerini anlatan başlıca ölçülerden biri. San Antonio, aynı temel oyuncunun çevresinde farklı kuşaklarla kazanmayı sürdürdü. LeBron James takım kurmanın, Stephen Curry ise sahayı kullanmanın alışkanlıklarını tamamen değiştirdi.
LeBron James’in Dwyane Wade ve Chris Bosh ile Miami’de buluşması, yıldız oyuncuların kariyerlerinin yönünü birlikte belirleyebildiği dönemin simgelerinden oldu. Heat, 2012 ve 2013’te şampiyonluk kazandı. LeBron’un Cleveland’a dönüşü ise başka bir hedefi öne çıkardı: Çocukluğunun geçtiği şehire bir şampiyonluk götürmek.
Golden State Warriors, Steph Curry ve Klay Thompson’ın şutlarını, Draymond Green’in oyun aklı ve savunma katkısı ve hareketli bir oyunla birleştirdi. 2015-16 normal sezonunda 73 galibiyetle Bulls'un rekorunu kırdılar. Curry, aynı sezonda 402 üçlük isabeti buldu.
Üçlük çizgisi artık hücumun kenarında beklenen bir alan olmaktan çıkıp oyunun merkezine yerleşiyordu. Ancak o sezonun şampiyonu Warriors olmadı. LeBron ve Kyrie Irving’in Cleveland’ı, finalde 3-1 geriden gelerek seriyi 4-3 kazandı.
NBA finallerinde bu geri dönüş tarihte ilk kez gerçekleşti. Normal sezon rekoru ile şampiyonluğun bambaşka başarılar olduğunu en çarpıcı biçimde hatırlatan serilerden biriydi. İki sayılık on isabet 20, üç sayılık on isabet 30 sayı getirir.
İsabet sayıları eşitlendiğinde ortaya çıkan on sayılık fark, modern şut tercihlerinin temelindeki hesabı gösterir. Gerçek bir maçta bu tercihin değeri, şut yüzdesi ve diğer hücum seçenekleriyle birlikte değişir. NBA’e dünyanın farklı yerlerinden gelen oyuncular, hikâyenin merkezini de paylaşmaya başladı.
Giannis Antetokounmpo olağanüstü fiziğiyle yaptığı penetreler ile Nikola Jokic’in oyun görüşü ve pasörlüğü, modern pivotların ve uzunların tek bir kalıba sığmadığını gösterdi. Joel Embiid ve Shai Gilgeous-Alexander da normal sezon MVP ödülünü kazanan isimler arasına katıldı. 2018-19’dan 2025-26’ya kadar sekiz sezonluk en değerli ödülü, ABD dışında doğan bu dört oyuncuya ait.
Bu yıllar yalnızca basketbolun teknik dönüşümüyle hatırlanmayacak. COVID-19 salgını, 2020’de ligi Orlando’daki kapalı kampüs düzeninde oynamaya yöneltti. Aynı yıl Milwaukee Bucks oyuncuları, Jacob Blake’in polis tarafından vurulmasını protesto ederek playoff maçına çıkmadı.
Eşitlik talebi, oyunu durdurabilecek bir ortak iradeye de dönüşmüştü. Şampiyonluk tablosu da güç dengesindeki hareketliliği gösteriyor. 2019-2026 arasındaki sekiz sezonu sekiz farklı takım zirvede tamamladı.
Son halkada New York Knicks var: San Antonio Spurs’ü 2026 finalinde 4-1 yenerek 1973’ten bu yana ilk şampiyonluklarını kazandılar. Antetokounmpo: 2019 ve 2020. Jokic: 2021, 2022 ve 2024.
Embiid: 2023. Gilgeous-Alexander: 2025 ve 2026. Burada normal sezon MVP ödülleri sayılıyor.
Vatandaşlık veya temsil edilen milli takım yerine ABD dışında doğmuş olma ölçütü kullanılıyor. Türkiye’nin NBA ile bağı, Mirsad Türkcan’ın 1999’da New York Knicks formasıyla lige çıkmasıyla yeni bir aşamaya geçti. Mehmet Okur, Detroit Pistons ile 2004’te şampiyonluk yaşadı.
Hidayet Türkoğlu, 2008’de en çok gelişme gösteren oyuncu ödülünü kazandı ve Orlando Magic’in 2009 final yolculuğunda önemli rol oynadı. Bugün bu hikâyenin öne çıkan isimlerinden biri Alperen Şengün. Houston Rockets’ın pivotu 2025’te ilk kez All-Star seçildi, 2026’da ikinci kez kadroya girdi.
Jokic benzeri oyunuyla hücumu yönlendiren bir uzun olarak, NBA’in değişen oyununa Türkiye’den açılan güçlü bir pencere sunuyor. 2026–27 normal sezonu 20 Ekim’de açılıyor. Türkiye’de ilk karşılaşma salı akşamı, diğer iki maç çarşamba sabaha karşı oynanacak.
Aşağıdaki saatlerin tamamı TSİ.



