Bu yıl yaklaşık 8,5 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesi beklenen mısır üretimine karşılık, ülkenin yıllık ihtiyacının 13-14 milyon tonun üzerinde olması, piyasada ciddi bir arz açığı oluşabileceğine işaret ediyor. Özellikle Türkiye’nin önemli mısır üretim merkezleri arasında yer alan Konya ve Karaman’da yaşanan su sıkıntısı, planlı ekim uygulamaları ve rekolte kayıplarının üretimi olumsuz etkilemesi bekleniyor. Bölgedeki mısır üretiminde yaklaşık yüzde 30 seviyesinde düşüş yaşanabileceği öngörülürken, bu durumun ülke genelindeki arz dengesine de yansıması bekleniyor.
Ortaya çıkması beklenen yaklaşık 5 milyon tonluk arz açığının ithalat yoluyla kapatılması ise mevcut koşullar nedeniyle kolay görünmüyor. Karadeniz’de devam eden savaş ve gemilere yönelik saldırılar, başta Rusya ve Ukrayna olmak üzere bölgeden yapılacak tahıl sevkiyatlarında lojistik riskleri artırırken, Romanya’daki nehirlerde su seviyelerinin düşmesi de taşımacılığı zorlaştıran gelişmeler arasında yer alıyor. Bu tablo, yeni sezonda mısır arzının fiyat oluşumunda daha belirleyici bir rol üstlenebileceğine işaret ediyor.
Piyasadaki gelişmeler doğrultusunda gözler Toprak Mahsulleri Ofisi’açıklayacağı alım fiyatına çevrildi. Üreticiler açısından açıklanacak fiyatın yalnızca mevcut maliyetleri değil; bölgesel rekolte kayıplarını, arz-talep dengesini ve üreticinin gelecek sezon üretime devam edebilmesini de dikkate alması bekleniyor. Piyasa koşullarının altında kalacak bir fiyatın üreticinin emeğinin karşılığını almasını zorlaştırabileceği belirtilirken, piyasanın gerçekleriyle örtüşmeyen bir müdahale yerine arz ve talep dengesinin de dikkate alınması gerektiği ifade ediliyor.
Yeni sezonda üreticilerin satış kararlarını aceleyle vermemesi de önem taşıyor. Hasat döneminin hemen ardından oluşan ilk fiyatın, sezonun tamamındaki piyasa hareketini yansıtmayabileceğine dikkat çekiliyor. Üreticilerin piyasayı yakından takip ederek ürünlerini arz-talep dengesi, fiyat hareketleri ve piyasa koşullarını birlikte değerlendirerek satmasının gelir açısından daha sağlıklı bir yaklaşım olabileceği değerlendiriliyor.
Son dönemde hububat piyasasında yaşanan gelişmeler de arzın yetersiz kaldığı dönemlerde fiyatların yukarı yönlü hareket edebildiğini gösterdi. Özellikle ayçiçeğinde yaşanan arz sorunlarının fiyatlara yansıması, mısır piyasası açısından da benzer bir senaryonun gündeme gelebileceği beklentisini güçlendiriyor. Üretim açığının yüksek seyretmesi ve ithalatta yaşanabilecek lojistik sorunlar nedeniyle önümüzdeki dönemde mısır fiyatlarında yukarı yönlü hareket ihtimali öne çıkıyor.
Tüm bu gelişmeler, yeni sezonda üretici, tüccar, sanayici ve kamu açısından mısır piyasasının yakından takip edilmesini gerekli kılıyor. Beklenti ise üreticinin emeğinin karşılığını alabildiği, piyasa dengesinin korunduğu ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin güçlendirildiği bir sezon yaşanması yönünde.