21 October 2026, Wednesday
"Magazin haberi gibi konuşamayız"
Ekonomi

"Magazin haberi gibi konuşamayız"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Hırsıza, 'Gönlünden ne koparsa' diyecek bir devlet yoktur. Varsa onun adı zaten devlet değildir. Milleti soydukları fonun ardından, şimdi de tövbe fonu kurdular" dedi. İYİ...

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Hırsıza, 'Gönlünden ne koparsa' diyecek bir devlet yoktur. Varsa onun adı zaten devlet değildir. Milleti soydukları fonun ardından, şimdi de tövbe fonu kurdular" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, fon soruşturmasına ilişkin, "İki haftadır bu kürsüden, Cumhuriyet tarihinin kamu gözetiminde yürütülmüş en büyük vurgununu, fon rezaletini anlatıyorum. Bunun münferit bir piyasa vakası değil, kamu gözetiminde yapılan organize bir soygun olduğunu söylüyorum.

İlk andan itibaren de önemli bir noktanın altını çiziyorum. Bu işi bir magazin haberi edasıyla konuşamayız. Bu mesele, sadece kimin ne çaldığının, kimin kime ne fırsatlar yarattığının dedikodusuyla geçiştirilecek bir konu değildir.

O yüzden, işin magaziniyle değil, sistemin kendisiyle ilgileniyoruz. Bu yüzden, sadece kelle değil, hesap verilsin istiyoruz. Görevini yapmayanların, yapılanlara göz yumanların, olaya bizzat iştirak edenlerin görevden bir an önce el çektirilmesi gerekiyor.

SPK Başkanı, sağlık gerekçesi ile istifasını sundu. Gerekçeye bak, sağlık sorunları. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı da emeklilik dilekçesini verdi.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanı da görevden alındı. Ekonomi bürokrasisindeki üç kritik koltuk boşaldı. Şimdi biz ne yapacağız?

Gerekçe mi dinleyeceğiz; yoksa devletin tepesinde ne olup bittiğini mi soracağız? Tutuklu bulunan 85 kişiden 17’sinin haksız kazançla elde ettiği, halk tabiriyle soyduğu paraları iade ettiğine dair haberler çıkıyor. Oysa kanun metni açıktır.

'Bahse konu olan miktarın 2 katı iade edilir' diyor. Geçen hafta söylediğimi de aynen tekrar ediyorum; hırsıza, 'Gönlünden ne koparsa' diyecek bir devlet yoktur. Varsa, onun adı zaten devlet değildir.

Milleti soydukları fonun ardından, şimdi de tövbe fonu kurdular. Güleriz, ağlanacak halimize. Parayı çalıyor, sonra yakalanıyor, getir parayı yerine koy diyorlar.

Ve her şey temize çıkıyor" ifadelerini kullandı. Dervişoğlu, Türkiye’nin Türk dünyası devletlerinin egemenliğine sınırsız saygı göstermesi gerektiğini belirterek, "Onları, Orta Doğu politikasında aldığı pozisyonla değerlendirmek eğiliminden derhal vazgeçmelidir. Anlaşılmaktadır ki; Türkiye, Orta Doğu’ya ne denli hoyratça yaklaşırsa, Türk coğrafyasında zemin kaybetmektedir.

Hoyratça yaklaşmaktan kastım şudur. Bir yandan Trump’ın dış politikasının taşeronluğunu üstlenme hevesinden, diğer yandan da bu çarkı gizlemek için girilen rollerden bahsediyorum. İspatını mı soruyorsunuz; yine Trump’tır.

Mekke İttifakı ve Suudi Arabistan-Yemen Savaşı için sorulan soruya, ‘Erdoğan, Husiler konusunda istediğimi yapacaktır’ diyor. Hem de kameralar önünde hem de canlı yayında. Kutsal mekanları korumak için yapıldığı iddia edilen anlaşmanın aldığı hale bakın.

Türkiye, İsrail ve Mısır, Suudi Arabistan’ı korumak için aynı eksende buluşuyor. Trump, Orta Doğu’da bir ittifak kuruyor ve Türk askerinin de bu projede rol oynamasını bekliyor. Karşılığında ise parasını ödediğimiz uçakları değil, Erdoğan’a hasbehas Amerikan malı meşruiyet bahşediyor" diye konuştu.

Dervişoğlu ayrıca, "Terör örgütünün fiili varlığının sona erdiğine ve silahların teslim edildiğine ilişkin tespit henüz yapılmamış fakat o tespitin yıl bitmeden yapılması için en yüksek çaba istenmektedir. Yani tespiti yapacak kurum daha karar vermeden, kararın takvimi ve arzulanan neticesi önüne konulmaktadır. 29'uncu dönem Meclis'i daha seçilmemiş, millet sandığa gitmemiş, hangi parti kaç sandalye alacak, kim milletvekili olacak, nasıl bir siyasi denge doğacak bilinmiyor.

Ama o Meclis'in yeni anayasayı kabul edip millete sunmasının kaçınılmaz olduğu bugünden ilan ediliyor. Şimdi tabloya bakın; Meclis yok kararı var, seçim kararı yok tarihi var, tespit yok neticesi var. Kehanet mi, öngörü mü?

Yoksa dışarıdan aldığınız talimat mıdır? Yoksa önceden yazılmış bir senaryonun suflesini mi veriyorsunuz? Bunun kibarcası ihsasırey; safçası doğmamış çocuğa don biçmektir.

Gerçekte ise suça göre hukuk, günaha göre fetva, iktidara göre devlet uydurmaktır. Cumhuriyet’in sahibi millettir, öznesi hür yurttaştır. Bu düzende siyasi iradenin kaynağını tayin edecek merci de bellidir.

O da Türk milletidir" dedi.

İlgili Haberler