06 October 2026, Tuesday
Kızıl Minare Ulucami Mut
Ekonomi

Kızıl Minare Ulucami Mut

Mersin Mut ilçesinin batı tarafında Çamlıca Beci / civarında Osmanlı döneminde Sinanlı diye bir ilçe vardı. Harap Kızıl Minare Camiinin bulunduğu Sakız ve Tekeli Köyleri civarına Karadona cemaati deniyordu. Osmanlı...

Mersin Mut ilçesinin batı tarafında Çamlıca Beci / civarında Osmanlı döneminde Sinanlı diye bir ilçe vardı. Harap Kızıl Minare Camiinin bulunduğu Sakız ve Tekeli Köyleri civarına Karadona cemaati deniyordu. Osmanlı arşivlerine baktığımızda burada 1845 yılında yapılan hane mal beyanı / Temettuat sayımlarında Karadonlu adıyla bir köy yer alıyor ve 287 hanelik büyük bir köy olduğu görülüyor ayrıca Tekeli Köyü'nün 22 hane olduğunu görüyoruz.

Sayımlarda Tekeli köyü ayrı geçtiğine göre Karadonlu Köyü'nün bugünkü Sakız köyü olduğu okuyucu yorumlarında belirtildi. 1845 yılı Sakız / Karadona Muhtarı İbrahim oğlu Hacı Ali, İmamı Mehmet oğlu Hüseyin. Belge tanıtımında Karadona Cemaati denmesine rağmen ayrıntıda Karadonlu köyü olarak geçiyor.

Yetkililerden talep gelirse bu 287 hanelik Karadonlu cemaati köylerinin hane mal beyanlarını günümüz Türkçesine çevirebilirim. Ayrıca bu tarihi Sinanlı ilçesinin diğer köylerinin de 1845 ve 1830 kayıtlarına cumhurbaşkanlığı Osmanlı arşivleri arasında erişilebiliyor. Ermenek batısında da bugünkü Güneyyurt Başyayla Sarıveliler’i kapsayan Nevahi diye bir ilçe vardı.

Âcizane, Güneyyurt Başyayla ve Sarıveliler’in bütün bu arşiv kayıtlarını günümüz Türkçesine çevirerek büyük eserler kaleme aldım ve yayınladım şükürler olsun. (Belge kaynağı: BOA. ML.VRD.TMT.d...17569) Karamanoğulları'nın kurucu beyi merhum Nure Sofi'nin dev ardıçlar arasında uzlete çekilen türbesine sadece 20 kilometre mesafede bir şaheser.

Burası Mersin'e bağlı Mut ilçesinin eski Sinanlı / Karadona bölgesi. Burada Mut ile Ermenek arasında 19. Yüz yıla kadar var olan Sinanlı, Mut ile Ermenek arası iki kazaya da uzak köylerin bağlandığı bir kaza merkeziydi.

Ermenek'e bağlı şu andaki Gökçeseki köyünün eski ismi İmsi olup Sinanlı’ya bağlı olarak kayıtlarda geçer. Bu arada Beci / Çamlıca, Çatak bağı, Tekeli ve Yalnızcabağ köylerinin de kesin olarak Sinanlı ilçesine bağlı olduğu bir gerçektir. Burası Karamanoğulları’nın ilk kuruluş bölgelerinin tam ortasıdır.

Mut ve Ermenek bin yıldır aynı kaderi paylaşırlar, aynı düşmanlarla savaşırlar, aynı sevinçleri yaşarlar, üzüntülerle üzülürler. Karamanoğulları'nın değişmez ilkesi vardır; Şikari tarihinde de geçtiği gibi fethettikleri düşman kentlerinin kiliselerini yıkıp veya onarıp camiye çevirmek. Yıkılmış olan antik çağ eserlerinin yapı malzemelerini yeni yaptıkları camilerde kullanmak oldukça yaygındır.

Karamanoğulları coğrafyasında gezdiğim bütün Ulucamilerde bu açık ve net olarak görülür. Sütun başları, sütunlar, eski yazıtlar, bulunan kitabeli taşlar bile cami duvarlarını yapmakta kullanılır. İşte Kızıl minare de tam bunlardan birisidir; %100 bir Karamanoğulları eseridir ve bir Ulucami’dir.

Normal 5 vakit namaz kılınan mabetlere mescit denirken sadece cemaatle kılınması mümkün olabilen cuma namazının kılındığı mabetlere ise cami denir. Cami kelimesi toplamak anlamındaki Cem kelimesinden türer, toplayıcı, Müslümanları aynı gün aynı saatte aynı yerde bir araya getiren, demektir. Her mescitte beş vakit namaz kılınır ama cuma kılınmaz.

Her camide ise hem beş vakit namaz hem cuma kılınır. Büyük bir cemaat olan Karadona cemaatinin de yer aldığı Sinanlı kazası ortalarında bulunan Tekeli köyünde böyle bir cami yapmıştır Karamanoğulları. Yaklaşık 15 - 20 metre çapında, ayrıca son cemaat yeri de olan o güne göre oldukça büyük bir mabettir Kızıl Minare.

Genellikle Karamanoğulları mimarisinin 2. dönemine işaret eden bir mimari tarzı vardır. Şu anda olmayan damı toprakla örtülüdür bu damı ve dev direkleri ayakta tutan ortada üçerli devşirme taşlardan yapma dikmeleri hala ayaktadır.

Kırmızı Kızıl tuğlalardan yapıldığından Kızıl Minare dendiği söylenen caminin tuğla yapım şekli yine bir Karamanoğulları eseri olan Konya'daki İplikçi Camii'ni andırıyor. Neredeyse bütün hanedan üyesi sultanlarının ve beylerinin ön adında Din kelimesinin geçtiği Karamanoğulları atalarımızın İslamiyet'e ne kadar önem verdiklerini buradan bir kez daha anlıyoruz. Sadddin, Nureddin, Kerimüddin, Şemseddin, Mecdüddin, Alaeddin gibi… Caminin minare payandasında ve görünen duvar taşlarında çeşitli motifler yer alıyor.

Tabii bu motifler şu anda neredeyse silinmek üzere, mesela cumhurbaşkanlığı forsunu andıran bir motif gayet net seçilebiliyor. Şahsen ben bu motifleri diğer Karamanoğulları camilerinde de çoğunda gördüm, mesela Karaman Akçaşehir Ulucami’de muhteşem bir desen olarak duvarları süsler. Tabii bu süsleri, kalem işlerini şu anda Kızıl Minare Ulucami’nde göremiyoruz çünkü onun tavanı damı tamamen yıkılmış ama dört duvar ve aradaki dikmeleri hala zamana meydan okuyarak dimdik durmaktadır.

Bu cami 1950'lere kadar ayakta olan bir camiydi. Cami 1940'lı yıllarda damının bir kısmı yıkılmış halde idi ve sadece cuma kılınıyordu. Bu sırada cuma namazlarını Mehmet Sadettin ve Hüseyin Orhan, biri müezzin biri imam olarak yerine getiriyorlardı.

(Mustafa Orhan - Hacı Ali Gökay / Yalnızcabağ) Bu dinlemeden de anlaşılacağı gibi 1950'ye kadar Kızıl Minare Camii ayaktaydı ama o tarihten sonra artık damı tamamen çökmüş sadece duvarları kaldığı için namaz da kılınamaz olmuştur. Kızıl Minare Camii bölgesel bir Ulucami niteliğindedir. Sadece cami değil cuma münasebetiyle toplanan çevre köylerin, yaylaların, konargöçer ve tüccarların geldiği her Cuma yinelenen bir panayır alanıdır.

Buraya büyük bir pazar kuruyorlar halk her istediğini bulabiliyordu. Adı üstünde toplanma günü olan bu cuma da insanlar birbiriyle hem görüşüyor hem tanışıyor hem hasret gideriyordu. (Kerim Akyaka / Yalnızcabağ) Bu bölgenin çok önemli bir özelliği de 20 kilometre yukarıda Değirmenlik yaylasındaki Nure Sofi ve 35 kilometre ötede Balkusan yaylasındaki oğullarının türbelerinin yer almasıdır.

Onların buraya manevi katkısı büyüktür. Başka bir açıdan baktığımızda da Roma ve Bizans döneminde Adrasos kentinin yaptığı sosyal buluşmaları İslam döneminde Kızıl Minare yapmıştır. Mut ile Ermenek arasında, son 300 yılda varlığını sürdüren Sinanlı kazasının merkezi de olan Kızıl Minare bölgesi Ermenek ve Mutlu tüccarların da tam bir alışveriş merkeziydi.

Karamanoğlu Dönemi’tarihleyebilmek mümkündür. İçten 14.80 m x 15.20 m ölçülerinde kareye yakın planlı harim, harime batıdan ekli 4.00 m x 15.20 m ölçülerinde dikdörtgen planlı son cemaat yeri, son cemaat yeri kuzeybatı köşeye ekli ve dışa taşkın 2.90 m x 3.20 m ölçülerinde minareden oluşan; üst örtüsünün tamamı yok olmuş dıştan 16.80 m x 21.20 m ölçülerinde dikdörtgen planlı Mut Kızıl Minare Camii, 75 cm – 80 cm duvar kalınlığına sahiptir. Harim; dışta, 75 cm x 45 cm ölçülerinde dikdörtgen kesitli duvar payeleri; ortada, 75 cm x 105 cm ölçülerinde dikdörtgen kesitli ikişer ayağa oturan; eşit ölçüde üçer göze sahip üç kemer sırası ile enine dört eşit sahına ayrılmıştır.

Son cemaat yerinden harime giriş, batı duvar üzerinde kuzeybatı köşede yer alan basık kemerli kapı ile sağlanır. Batı duvarda iki, güney duvarda iki alt ve iki üst, doğu duvarda bir tepe, kuzey duvarda iki mazgal pencere yer alır. Güney duvar ekseninde birbirine yakın mesafede yerleştirilmiş taş mihrap ve minber bulunur.

(Kızıl Minare Camii Sanat Tarihi Raporu Engin Yüksel 2017)

İlgili Haberler