Kendimize Bakalım
Çok sayıda önyargımız var. Bunlardan biri de bazı milletleri toptan pis olmakla suçlamaktır. İsim vermeye gerek yok. Orta/Uzak Doğulu veya Asyalı bazı milletler haber konusu olduğunda yapılan yorumların başında şu...
Çok sayıda önyargımız var. Bunlardan biri de bazı milletleri toptan pis olmakla suçlamaktır. İsim vermeye gerek yok.
Orta/Uzak Doğulu veya Asyalı bazı milletler haber konusu olduğunda yapılan yorumların başında şu gelir: “Onlar çok pistir!” Halbuki haberin konusu çok farklı olsa bile, yine de pislikle suçlamayı marifet zannedenlerin sayısı hiç de az değildir. Bu yorumu yapanlar, eminim ki o milletin insanlarından belki bir kişiyi bile tanımıyorlardır. Pis olmakla suçladıkları milletin ülkesine de büyük ihtimalle hiç gitmemişlerdir.
Önyargı, gerçeklerden çok daha önemlidir. “Uzak ülkelerden bize ne?” diyebiliriz ama kendi ülkemizdeki vilayetler hakkında bile devasa önyargılar vardır. Bazı vilayetlerde bir olay olsa, o vilayetin tüm insanları suçlanabilir.
Önyargılı olmanın yararı yoktur ama zararı çoktur. Önyargı, kendi hatalarımızı ve eksiklerimizi görmemize engeldir. Kendimizdeki eksikleri görüp kabullenmenin önünde settir.
Yazıya temizlik konusundaki önyargıdan devam edelim. Yollardaki izmaritler temizlenmiyor. Yollardaki izmaritleri toplayanlar, birkaç saat içinde yüzlerce hatta binlerce izmarit toplayabiliyorlar.
İzmaritlerin yanı sıra şişeler, poşetler ve benzeri atıklar da başkalarını hor ve hakir görmekle ortadan kaybolmuyor. Parklardaki ve piknik alanlarındaki yiyecek ve içecek atıkları da başkalarını hor görmekle temizlenmiyor. Sokakları veya parkları günlük, haftalık veya aylık temizleyen belediye işçileri var.
Hiçbir belediye işçisinin temizlemediği şehir dışındaki yol kenarlarında bulunan tonlarca şişe, ambalaj ve poşet atığı da başkalarını hor ve hakir görerek ortadan kalkmıyor. Ya tarla kenarlarındaki zehirli atık içeren ilaç kutularına ve torbalarına ne demeli? Birilerini bin yıl eleştirsek, bunların bir tanesi bile ortadan kaybolmayacaktır.
O atıklar, tarla çevresindeki toprağa ve canlılara zarar vermeye devam edecektir. Her gün manşet olan hırsızlık, yolsuzluk ve daha beter yüz kızartıcı haberlere hiç girmeyelim, en iyisi. Toparlayalım; başkalarını hor ve hakir görerek çözülecek hiçbir sorun yoktur ve toplumsal sorunlar gittikçe büyümektedir.
Basit kamu spotları, içi boş sloganlar veya başka siyasi propagandalar asla çözüm olmamışlardır, olmayacaklardır. Çözüm; gerek fert olarak gerekse toplum olarak, “Nerede hata yapıyoruz?” diye cesurca sormaktan geçer. Hata, sadece dünyevi değil, uhrevi boyutuyla da ele alınmalıdır.
Çözüm, fark edilen hatalardan vazgeçmektir. Netice-i kelam, evvela kendimize bakalım.



