08 October 2026, Thursday
Kayadan Tuvale, Peki Biz Nereye?
Ekonomi

Kayadan Tuvale, Peki Biz Nereye?

Ne bir ressamın imzasıdır ne de bir sanatçının “ben buradaydım” deme biçimi… Binlerce yıl önce bir kayanın üzerine çizilmiştir. Ve biz, binlerce yıl sonra o kayanın karşısına geçtiğimizde hâlâ ne demek istediğini...

Ne bir ressamın imzasıdır ne de bir sanatçının “ben buradaydım” deme biçimi… Binlerce yıl önce bir kayanın üzerine çizilmiştir. Ve biz, binlerce yıl sonra o kayanın karşısına geçtiğimizde hâlâ ne demek istediğini anlamaya çalışırız. İşte insanın tuhaflığı biraz da burada başlıyor.

Bugün yaptığımız pek çok şeyin birkaç yıl sonra hatırlanmayacağını düşünürken, binlerce yıl önce yaşamış insanların bir kayaya bıraktığı keçi figürü hâlâ bizimle konuşabiliyor. Ama gerek afişte, gerekse sergide eserlere biraz durup bakınca bundan daha fazlasını hissettim. Türk kültürünün kadim izlerinde karşımıza çıkan dağ keçisi; cesaretin, bağımsızlığın, bereketin ve sürekliliğin sembolü olarak anlatılıyor.

Kayalara kazınmış figürler, , geometrik işaretler, yer ve gök arasındaki ilişki… Bunların hepsi aslında tek bir şeyi söylüyor: Bugünün sanatçısı ise o sesi almış, tuvale taşımış. Taşın sertliği tuvalin yüzeyinde başka bir dile dönüştürmüş. Binlerce yıllık iz, bugünün fırça darbesiyle yeniden hayat bulmuş.

Zemin eski, figür yeni ama aynı ruh… Manifestoda da tam olarak bu karşılaşma anlatılıyor. Kadim ve sembollerin oluşturduğu dokusal zemin üzerine günümüz dağ keçilerinin gerçekçi görüntüleri yerleşiyor. Geçmiş ile bugün aynı yüzeyde buluşuyor.

Bir insanın, bir toplumun, bir kültürün arkasında bıraktığı izleri görmeye, anlamaya çalışmak. Ve burada ister istemez kendimize başka bir soru sormamız gerekiyor: Telefonlarımızda binlerce fotoğraf var. Sosyal medyada milyonlarca görüntü dolaşıyor, dalınca parmaklarımız yoruluyor.

Her gün yüzlerce şey üretiyoruz, paylaşıyoruz, tüketiyoruz. Ama hangisi bizden yüz yıl sonra bir başkasının karşısına geçip, “Bak, bunlar böyle düşünmüş…” dedirtebilecek? Hangisi bir çocuğun merakını uyandıracak?

Hangisi bir sanatçının eline yeniden kalem, fırça ya da başka bir araç verecek? Hangisi bize kendimizi hatırlatacak? Belki de kültür dediğimiz şey tam burada başlıyor.

Geçmişi vitrinde saklamakla değil, onunla yeniden ilişki kurmakla… Bir petroglifi yalnızca “binlerce yıllık eser” diye seyretmek kolay. Asıl mesele, o işaretin bugün bizde ne uyandırdığını sorabilmek, cevabı dinlemek. Çünkü kültür, yalnızca geçmişten bize kalan değildir.

Taşın üzerine çizilmiş bir keçi binlerce yıl dayanabiliyorsa, belki de bize düşen sadece o keçiyi tanımak değildir. Onun taşıdığı cesareti, özgürlük duygusunu, doğayla kurduğu bağı ve süreklilik fikrini bugünün dünyasına taşıyabilmektir. Ve belki bu yüzden “Kayadan Tuvale” yalnızca bir sergi adı değil.

Bir çizginin üzerinden binlerce yıl geçiyor. Ve insan bazen bir sergide eserlerden çok, kendi zamanıyla arasındaki mesafeyi görüyor. Taş eski taş, tuval yeni.

Ama mesele hâlâ aynı: Çünkü zaman herkesi siliyor. Ama bazı izler kalıyor. Mesele, o izin ne olacağına biraz olsun bizim karar verebilmemiz.

Ve bir soru bırakayım şuraya; Bu coğrafyada taş zaten konuşuyor; biz onu dinlemeyi biliyor muyuz?” İçimdeki Öz, İçinizdeki Özü selamlar. Güler Pınarbaşı / 8 Ekim 2026/ Karaman Sanatçı Dr. Öğretim Üyesi Tekin Bayrak'ın sergisi Karamanoğlu Mehmetbey ÜSKS salonunda, Cuma günü 17.00’ye kadar izleyicilerin seyrine açıktır.

İlgili Haberler