Karaman’da Kooperatifçiliği Yeniden Düşünmek
Kadınların emeğinden ortak akla, üretimden birlikte büyümeye… Kooperatif deyince aslında ne anlıyoruz? Birkaç kadının bir araya gelip tarhana, erişte, reçel üretmesi mi? Bir dükkânda el emeği ürünlerin sergilenmesi mi?...
Kadınların emeğinden ortak akla, üretimden birlikte büyümeye… Kooperatif deyince aslında ne anlıyoruz? Birkaç kadının bir araya gelip tarhana, erişte, reçel üretmesi mi? Bir dükkânda el emeği ürünlerin sergilenmesi mi?
Yoksa zaman zaman alınan destekler ve hibeler mi? Hepsi kooperatifçiliğin bir parçası olabilir. Ancak kooperatifçilik bunların çok daha ötesinde bir anlayış.
Şu zamana kadar sorup, okuyup, araştırdığım kadarıyla kooperatif; ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları karşılamak amacıyla demokratik biçimde yönetilen bir işletme modeli. Ortaklık, demokratik yönetim, eğitim, dayanışma ve kooperatifler arası işbirliği bu yapının temelini oluşturuyor. Dolayısıyla konu yalnızca üretmek değil.
Üretimin bilgisini paylaşmak, birlikte karar almak, ekonomik gücü ortaklaştırmak ve ortaya çıkan değerin yine ortaklara dönmesini sağlayacak bir sistem kurmak. Kadın kooperatiflerini önemli kılan da biraz burada başlıyor. Kadının evinde ürettiği bir ürünü ekonomiye kazandırmak elbette değerli.
Fakat kadını yalnızca üretici olarak görmek yeterli değil. Pazarlamayı bilmesi, ürününe fiyat biçebilmesi, marka oluşturabilmesi, teknolojiyi kullanabilmesi, yeni ürünler geliştirebilmesi ve emeğinin karşılığını alabilmesi gerekiyor. Üretmek ile ürettiğini sürdürülebilir bir ekonomik değere dönüştürmek arasında ciddi bir mesafe var.
Karaman'da kadınlarımız üretiyor. Yerel ürünlerimiz, gıda üretimimiz, el emeğimiz, gençlerimiz, sanatçılarımız ve üniversitemiz var. Fakat bütün bu değerler çoğu zaman kendi alanlarında kalıyor ve birbirleriyle yeterince buluşamıyor.
Oysa Karaman'da kadın kooperatifçiliğinin de kendine ait bir geçmişi ve birikimi var. 2020'li yıllarda başlayan kadın kooperatifi girişimleri, farklı alanlarda kurulan yapılar, kurumların verdiği destekler ve çalışmaların ilçelere kadar yayılması önemli bir zemin oluşturdu. Bugün çalışmalarını başarıyla sürdüren kooperatiflerimiz de bulunuyor.
Bunların hepsinin hakkını teslim etmek gerekiyor. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele, bir anda ortaya çıkmış değil. Daha önce bu işe emek veren kadınların, kurumların ve insanların oluşturduğu bir birikim var.
Biz LANDA'yı kurmadık; dört yıllık geçmişi, emeği ve deneyimleriyle devraldık. Bu nedenle bizim niyetimiz, yeni bir kadın kooperatifi kurup mevcut kooperatiflerle aynı alanda yarışmak değil. Tam tersine, işbirliği yapabileceğimiz yapılarla yan yana gelmek ve kadın emeğinin değerini büyütecek alanlar oluşturmak.
Bunun Türkiye'de güzel örnekleri var. Başarılı örneklere baktığımızda kooperatifin tek başına hareket etmediğini görüyoruz. Belediye, üniversite, kadın girişimciler, kamu kurumları ve farklı uzmanlık alanları aynı hedef etrafında buluşabiliyor.
Üretimin yanında tasarım, markalaşma, pazarlama ve yeni satış kanalları oluşturulabiliyor. Bazı yerlerde bu çalışmaların ihracata kadar uzanan sonuçları ortaya çıkıyor. Örneğin; Sakarya Geyve'deki çalışmalar bunun dikkat çekici örneklerinden biri.
Belediyenin, üniversitenin ve kadın girişimciler kurulunun birlikte hareket ettiği modeller, yerel üretimin markalaşmasına ve daha geniş pazarlara ulaşmasına katkı sağlıyor. Samsun'da ise kadın kooperatiflerinin yalnızca kendi ürünlerini değil, başka kadın kooperatiflerinin ürünlerini de aynı satış alanında buluşturduğu örnekler ortaya çıkıyor. Bana göre burada üzerinde düşünmemiz gereken asıl kelime ekosistem.
Çünkü bir kooperatifin güçlenmesi diğerinin zayıflaması anlamına gelmek zorunda değil. Birinin ürettiğini diğeri pazarlayabilir. Birinin geliştirdiği yöntem diğerine yol gösterebilir.
Bir ürünün tasarımını genç bir sanatçı üstlenebilir. Bir üniversite öğrencisi dijital pazarlama konusunda destek verebilir. Bir başka girişimci yeni bir satış kanalının kapısını açabilir.
Böyle baktığımızda kooperatifçilik yalnızca bir üretim modeli olmaktan çıkıp yerel kalkınmanın araçlarından birine dönüşüyor. Yeni açtığımız mekânda küçük atölyeler düzenliyor, insanlarla tanışıyor, konuşuyor, LANDA'yı anlatıyor ve gerçek ihtiyaçları anlamaya çalışıyoruz. Bu buluşmalarda benim dikkatimi çeken önemli bir konu var: Kadınlarımızın üretme isteği oldukça güçlü.
Fakat üretimin devamında, yani pazarlama, fiyatlandırma, markalaşma, ambalaj, tanıtım ve satış konusunda aynı gücü her zaman göremiyoruz. Belki de bundan sonra biraz daha fazla bu tarafına eğilmemiz gerekiyor. Çünkü bir kadının çok güzel bir ürün üretmesi tek başına yeterli değil.
O ürünün kime satılacağını, hangi fiyatla satılacağını, nasıl anlatılacağını, nasıl paketleneceğini ve nasıl sürekli hale getirileceğini de düşünmek gerekiyor. Bunu tek bir kooperatifin kendi başına çözmesini beklemek de doğru değil. İşte burada işbirliğinin önemi ortaya çıkıyor.
LANDA'nın kadın kooperatiflerine bakışı tam olarak bu noktada şekilleniyor. Mevcut kooperatiflerin yerine geçmek ya da onlarla rekabet etmek gibi bir niyetimiz yok. Ürünlerin, fikirlerin ve insanların birbirini tamamlayabileceği alanlar yaratmak istiyoruz.
Belki bir kooperatif üretimde güçlüdür, bir başkası satış konusunda deneyimlidir. Birinin iyi bir ürünü vardır ama hikâyesini anlatmakta zorlanıyordur. Bir diğerinin elinde genç ve yaratıcı bir ekip vardır.
Bunları bir araya getirebilirsek, ortaya tek tek yaptıklarımızdan daha büyük bir değer çıkabilir. Büyük değişimlerin çoğu, önce birkaç kişinin bir masa etrafında buluşmasıyla başlıyor. LANDA'nın önünde de böyle bir hayal var.
Ben de önce 70 kadının aynı düşünce etrafında buluşmasını hayal ediyorum. Mutlaka aynı işi yapan, aynı ürünü üreten kadınlar olması gerekmiyor. Fikri olan, üretmek isteyen, girişimciliğe inanan, başka kadınlarla işbirliği yapmaya açık, Karaman için söyleyecek sözü ve yapacak işi olduğuna inanan kadınlar… 70 kişiyle başlayan bir yapı, zaman içinde 70'lerin 70'lerle çoğaldığı bir yapıya dönüşebilir.
Buradaki sayıdan çok, bunun temsil ettiği düşünce önemli. Kadınların yalnızca üreten değil; karar veren, yöneten, tasarlayan, pazarlayan, yatırım yapan ve yeni fikirler ortaya koyan aktörler olduğu bir yapı. Üniversitenin bilgisinin, gençlerin enerjisinin, sanatçının yaratıcılığının, üreticinin emeğinin ve girişimcinin cesaretinin birbirinden ayrı durmadığı bir yapı.
Belki bugün bunun çok uzağındayız. Ama bir yerden başlamak gerekiyor. Biz de bir yerden başladık.
Önce hayalini kurarak, sonra o hayalin gerçekleşebileceği bir alan oluşturarak… Karaman'da kadın kooperatifçiliği için bugüne kadar emek verenleri yok saymadan, yapılanları küçümsemeden, eksikleri de görmezden gelmeden yeni bir şey söylemek mümkün. Şöyle; daha fazla eğitim; daha güçlü pazarlama; ortak satış kanalları; daha iyi markalaşma; üniversiteyle daha güçlü bağlar ve bütün bunların aynı masada konuşulabilmesi. Bence artık “Kadınlarımız ne üretiyor?” sorusunun yanına başka sorular da koymanın zamanı geldi.
Ürettiklerimizi nasıl daha iyi pazarlayabiliriz? Emeğin karşılığını nasıl daha doğru verebiliriz? Yerel ürünlerimizi nasıl güçlü markalara dönüştürebiliriz?
Birbirimizin pazarını nasıl büyütebiliriz? Karaman'ın elinde küçümsenemeyecek bir zenginlik var. Ürünümüz, üreticimiz, kadınımız, gencimiz, girişimcimiz, sanatçımız, üniversitemiz ve anlatılmayı bekleyen hikâyelerimiz var.
Eksik olan şey, bütün bunların birbirini bulması. Kooperatifçiliği yeniden düşünmek biraz da bunu gerektiriyor. Geçmişin emeğine sahip çıkarken geleceğin ihtiyacını görebilmek.
Kendi başarımızı başkasının başarısının önüne koymadan yol alabilmek. Bir başkasının yaptığı işi küçültmeden kendi yaptığımız işe değer katabilmek. Çünkü ekonomik olarak güçlenmenin yolu her zaman daha çok üretmekten geçmiyor.
Bazen elimizde olanı daha doğru değerlendirmekten, bilgiyi paylaşmaktan ve yan yana durabilmekten geçiyor. LANDA'nın önündeki yolun da burada olduğunu düşünüyorum. Henüz yolun başındayız.
Elbette her şey hazır değil. Öğreneceğimiz, değiştireceğimiz, yeniden düşüneceğimiz çok şey var. Karaman'da kadınların yalnızca ürünlerini değil, fikirlerini de ortaklaştırabilecekleri bir alan yaratmak.
Ve belki bir gün geriye dönüp baktığımızda, “70 kadınla başlamıştık” diyebilmek. Bence asıl başarı hikâyesi, o 70'in kaç kişi olduğunda değil; Karaman'da ŞİMDİ kaç kadının kendi gücünün farkına varmasına vesile olduğumuzda yazılacak. https://www.instagram.com/landakadinkooperatifi?igsi=MThibWh4NzY5OGJ4eA==



