25 September 2026, Friday
Karaman Gençliğinin Sivil Toplum Mücadelesi: Gönüllü Olmak
Ekonomi

Karaman Gençliğinin Sivil Toplum Mücadelesi: Gönüllü Olmak

İnsan, hayatı boyunca geride bıraktığı izler kadar yaşıyor aslında. Ya bir çocuğun gözündeki gülücükte kalıyorsunuz ya da bir köy okulunun bahçesindeki neşeli çığlıklarda… Yaklaşık 10 yıldır TEMA’dan Yeşilay’a,...

İnsan, hayatı boyunca geride bıraktığı izler kadar yaşıyor aslında. Ya bir çocuğun gözündeki gülücükte kalıyorsunuz ya da bir köy okulunun bahçesindeki neşeli çığlıklarda… Yaklaşık 10 yıldır TEMA’dan Yeşilay’a, Siyamder’den Kızılay’a, Toplum Gönüllüleri Vakfı’Kent Konseyleri ve STGM’ye kadar pek çok sivil toplum kuruluşunda aktif görev aldım. Eğitimler verdim, koordinatörlükler üstlendim, projeler yürüttüm.

Ankara, Konya, Eskişehir, Samsun, Kayseri, İstanbul, Diyarbakır, Niğde… Türkiye’nin dört bir yanında, sivil toplumun toplumsal dönüşümde nasıl muazzam bir güç olduğuna bizzat şahit oldum. Tüm bu birikim ve tecrübeyle Karaman’a döndüğümde tek bir gayem vardı: Bu şehre gönüllülük bilincini aşılamak. Kurduğumuz kulüple kısa sürede 1500’e yakın üniversiteli gence ulaştık.

Huzurevi ziyaretleri, kültür-sanat atölyeleri, şehir gezileri ve en önemlisi dezavantajlı köy okullarına yönelik projelerle Karaman’ın sosyal dokusuna dokunmaya başladık. Büyük şehirlerdeki imkânlardan uzak kalan çocuklarımıza fırsat eşitliği sunabilmek, ellerine bir fırça, kalplerine bir umut verebilmek için gece gündüz demeden çalıştık. Ancak sahada karşılaştığımız acı bir gerçek var: Karaman’da gönüllülük bilinci henüz olması gereken yerde değil.

Aylarca cebimizden harcayarak, kısıtlı imkânlarla büyük işler başarmaya çalıştık. Vera Hobi, Nazif Kara ve Azze Tasarım gibi kadirşinas birkaç esnafımız haricinde, kapısını çaldığımız birçok yerden ne yazık ki eli boş döndük. "Biz bu işten ne kazanacağız?", "Bize faydası ne olacak?" sorularıyla karşılaştık.

En acısı da geçtiğimiz dönem yaşandı: Yukarı Kızılca köyündeki 50 çocuğumuz için meyve suyu, kek ve bisküvi temin etmek adına 3 büyük fabrikaya başvurduk. Toplam maliyeti 1000 TL’yi bile bulmayan ufacık bir ikramı, koskoca tesisler bu gençlerden ve çocuklardan esirgedi. Oysa biz o ufacık şeylerle, koca dünyalara bedel mutluluklar yaratıyoruz.

Unutamadığım binlerce andan sadece birini paylaşmak isterim: Geçen yıl Kılbasan İlkokulu’ndaki etkinliğimiz bitmiş, ayrılmak üzere servis kapısına yönelmiştim. Taşımalı eğitimle gelen küçük bir kız çocuğu arkamdan seslendi:– “Abi seni hiç unutmayacağım!”Şaşırdım. “Neden abicim?” diye sordum.– “Bugün geldiniz, bizi çok mutlu ettiniz.

Bana bu bebeği verdin ya, ben seni hayatım boyunca hiç unutmayacağım…” İşte bizim karşılığımız bu! Bir çocuğun hafızasına kazınan o tebessüm, hiçbir ticari karşılıkla satılamaz. Karaman’ın büyümesi sadece binalarla, sanayi tesisleriyle olmaz; sosyal bilinciyle, dayanışmasıyla ve gençliğine sahip çıkmasıyla olur.

Biz ekibimizle birlikte bu tohumları ekmeye devam edeceğiz. Sizler de bu çorbada bir tuz olun, bir çocuğun gülüşüne vesile olun. Çünkü bu şehir, paylaştıkça ve güzellikleri çoğalttıkça güzelleşecek.

İlgili Haberler