Kadim mücadelede yeni raunt
Pelin Karahan, kadınların iş hayatına atıldığı ilk günden bu yana varlığını sürdüren kadim ikilem arasına sıkıştırılmasına yeniden isyan bayrağı açtı. 2014'te Bedri Güntay ile nikâh masasına oturan Pelin Karahan,...
Pelin Karahan, kadınların iş hayatına atıldığı ilk günden bu yana varlığını sürdüren kadim ikilem arasına sıkıştırılmasına yeniden isyan bayrağı açtı. 2014'te Bedri Güntay ile nikâh masasına oturan Pelin Karahan, evlenene kadar geçen 7 yıllık kariyerinde 170'i 'Kavak Yelleri', 76'sı ise 'Muhteşem Yüzyıl'da olmak üzere toplamda 246 bölümde kamera karşısına geçmişti. 2014 ve 2017 doğumlu iki çocuğu bulunan Pelin Karahan, 2022'de yaptığı bir açıklamada anne oyuncuların sektörde karşılaştıkları zorluklardan biri olan kariyer veya anneliği seçme baskısına dikkat çekerek şunları söylemişti; "Sektörde benim için 'O artık anne oldu, çocukları var, çalışmaz; zaten eşinin durumu da iyi' şeklinde bir tavırla karşılaştım.
Bunu üstelik erkek oyuncular değil, hemcinslerim yaptı ama ben zoru seçip işime devam ettim." Belli ki kadın meslektaşları, rakiplerinden birinin aradan çekilmesini arzulamıştı. Pelin Karahan'ın altını çizdiği "Eşinin durumu iyi, paraya da ihtiyacı yok" şeklindeki sığ yaklaşım, oyunculuğu ekonomik bir kazançtan öte bir varoluş biçimi, bir tutku ve bireysel bir kimlik olarak gören kadınların emeğini ve kariyer mücadelesini tamamen yok sayması. Üstelik bu dar görüşün zaman zaman hemcinslerinden de beslenmesi, anne oyuncuların omzundaki yükü daha da artırıyor.
Nisan 2026'da Bedri Güntay ile boşanan Pelin Karahan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada anne oyuncuların sektörde yaşadığı sorunlara bir kez daha vurgu yaptı; "Eskiden kadının 'Çoluğu çocuğu oldu, artık parası da var, otursun evde' yaklaşımı hâkimdi. Şimdi bu algı biraz kırılmaya başlasa da kadınların hâlâ çocuk ile kariyeri bir arada yürütemezmiş gibi bir savaş vermesi bekleniyor. Mesela çocuğu olan bir erkek oyuncuya bir yapımcının hiç 'Çalışmayı düşünüyor musun?' diye sorduğunu duydunuz mu?" Pelin Karahan, evlenip iki çocuk annesi olduktan sonra toplam 92 bölümde rol aldığı 8 ayrı dizinin yanı sıra 3 sinema filminde kamera karşısına geçerken, tiyatro oyunu için onlarca kez sahneye çıktı.
Peki anne olduktan sonra hiç de fena olmayan bir kariyer akışına sahip Pelin Karahan neden isyan etti? Anladığım kadarıyla bu ikilemi yeniden masaya yatıran açıklamalarının nedeni anne olan oyuncuların sektörde verdiği çok yönlü mücadelenin çok daha çetin olduğunu anlatmak istemesi. Sözlerinden anlaşılan o ki sadece annelik ve kariyer dengesini kurmanın doğal zorluklarıyla boğuşmayıp aynı zamanda mesleki varoluşlarını kabullendirmek için sektör içindeki haksız yargılara karşı da başka bir mücadele vermek zorunda kalıyorlar.
Pelin Karahan, annelikle kariyeri bir arada yürütmenin zorluğunu yaşayan ne ilk oyuncu ne de sonuncu olacak. Üç çocuk annesi olan Bergüzar Korel, her doğum sonrasında sektörün üzerindeki "Artık setlere dönmez" algısıyla mücadele ettiğini ve çocuklarıyla set temposunu dengelemenin ciddi bir lojistik ve psikolojik yük getirdiğini birkaç kez dile getirdi. Dünya sinemasının kalbi Hollywood'da da durum farklı değil.
Hatta yaş ayrımcılığıyla annelik baskısı birleştiğinde kadın oyuncular için koşullar daha da sertleşiyor. Örneğin Anne Hathaway, birkaç kez sektörde anne oyunculara verilen rollerin sınırlandırılmasına isyan etti. Dört çocuk annesi olan Oscar ödüllü Cate Blanchett ise sektördeki çifte standarda dikkat çekerek, erkek meslektaşlarına hiçbir zaman "Çocuklarınızı setteyken kime bırakıyorsunuz?" veya "Kariyerinizle ailenizi nasıl dengeliyorsunuz?" sorularının sorulmadığını; bu soru tipinin tamamen kadınları suçluluk hissine sürükleyen bir kalıp olduğunu belirtmişti.
Amy Adams de anne olduktan sonra vakit talepleri nedeniyle 'Çalışması zor oyuncu' etiketine maruz kalarak bağımsız yapımlara veya yapımcılık alanına kaymak durumunda kaldığını dile getirdi. Sektörel baskıların yanı sıra 'Annelik mi, kariyer mi?' ikileminin bir de 'iş-ev' dengesi boyutu bulunuyor. Bu boyutta en fazla başarılı olan oyuncuların başında Hülya Koçyiğit geliyor.
Ünlü sanatçı, anne olduktan sonra kızı 18 yaşına gelene kadarki süreçte 67 filmde rol aldı. Başka bir ifadeyle, Koçyiğit, toplam filmografisinin yaklaşık üçte birini kızının büyüme dönemine sığdırdı. Hülya Koçyiğit, ikilemin İş-ev' dengesinin boyutunu Habertürk ile paylaştı.
"Milyonlarca insanın sevgisini kazanmak onların kalplerinde yer edinmek ve tutkuyla bağlı olduğum mesleğimde başarılı olmak büyük bir armağandı. Mesleğimin zirvesindeyken karşıma Selim Soydan çıktı. O da kendi alanında başarılı, milyonların sevdiği 'Fenerbahçeli Selim' idi.
İkimizde toplumun yakından tanıdığı başarılarıyla alkışlanan insanlardık. Evlendik ve hayatımın en büyük mucizesi Gülşah'ım dünyaya geldi. Mesleğime duyduğum aşk hiç azalmadı aksine annelik beni daha da zenginleştirdi.
İnsanı ve hayatı daha derinden anlamamı sağladı. Annelikle sanatçılığı hiçbir zaman birbirinin rakibi olarak görmedim. İkisi de hayatımın vazgeçilmez parçalarıydı.
Film setlerinde tüm dikkatimle kendimi işime verirdim. Kamera karşısında oynadığım karakterin duygularına teslim olurdum. Eve döndüğümde ise alkışları, şöhreti ve başarıları kapının dışında bırakmaya çalışırdım.
Çünkü evde beni bekleyen çocuğumun ihtiyacı ünlü bir sinema yıldızı değil annesiydi. Hayatımdaki tüm sorumlulukları sevgiyle üstlendim. Ailemle mesleğim arasında bir tercih yapmak istemedim.
Kolay değildi, zamanımı daha bilinçli kullandım. Kendimden fedakârlık yaptım. Bazen gün doğmadan film setine gider saatlerce çalışırdım.
Yorulduğum, uykusuz kaldığım, zamanla yarıştığım günler oldu ama eve döndüğümde beni bekleyen başka bir dünya vardı. Evde 'Sinema yıldızı Hülya Koçyiğit' değil, Selim'in eşi, Gülşah'ımın annesiydim. Kızımın hayatında sevgiyi, güveni hissettiren bir anne olmaya gayret ettim.
Ailemin güvenliğini, mutluluğunu ihmal etmek istemedim. Gülşah'ın büyümesine tanıklık etmek, sevinçlerini paylaşmak, üzüntülerini dinlemek ve hayatı öğrenirken yanında olmak benim için hiçbir ödülle kıyaslanamayacak kadar değerliydi. Eşimle ilişkimizde de sevgiyi yalnızca sözlerle değil anlayış ve dayanışmayla yaşatmaya çalıştık.
İkimizin de yoğun bir meslek hayatı vardı, birbirimizin başarısını rekabet konusu yapmadık, birbirimizin destekçisi olduk... Onun başarılı olmasıyla gurur duydum. O da sanatıma, çalışma azmime ve mesleğime bağlılığımı daima saygıyla karşıladı.
Birbirimizi değiştirmeye çalışmadan birbirimizin hayallerine sahip çıktık. Birbirimize dayandık, birlikte sevgimizi büyüttük."



