İzmir’i Yaşlandıran Karamanlı
20 Nisan 1950 tarihinde Karaman’ın Gököyünde doğdu. Babası Kuskanlılardan Hacı Veli’nin Durmuş’tur. Sülâleye Mut’un Kuskan köyünden geldikleri için “Kuskanlılar” denmiştir. Annesinin adı Cennet Hanım’dır. Hafızlar...
20 Nisan 1950 tarihinde Karaman’ın Gököyünde doğdu. Babası Kuskanlılardan Hacı Veli’nin Durmuş’tur. Sülâleye Mut’un Kuskan köyünden geldikleri için “Kuskanlılar” denmiştir.
Annesinin adı Cennet Hanım’dır. Hafızlar sülalesinden Hafız Bekir Efendi’nin kerimesidir. Aynı zamanda Tokmak Mehmet’in torunudur.
Köyünde okul olmadığı için ilkokula, komşu köyünde başladı. 4. ve 5.
sınıfları Karaman merkezdeki 19 Mayıs İlkokulu’nda okudu. Ortaöğrenimini; Karaman Lisesi’tamamladı. 1970 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nü yatılı olarak kazandı.
1974 yılında mezun oldu. 1974 yılının Ağustos ayında Ordu Perşembe Öğretmen Okulu’na resim-iş öğretmeni olarak atandı. Burada 7 ay görev yaptı.
Askerlik vazifesini; Ankara Polatlı Top ve Füze Okulu’nda öğrenci, Çanakkale, Gelibolu ve Ortaköy’de yedek subay olarak tamamladı. Askerlik dönüşü, 1976 yılının eylül ayında eş durumundan Afyonkarahisar Merkez Ortaokulu’nda resim-iş öğretmenliğine atandı. Burada 9 yıl, 11 ay çalıştı.
Yağlı boya ve baskı çalışmalarından oluşan ilk şahsi sergisini Gedik Ahmet Paşa Halk Kütüphanesi’nde açtı. 63 parçadan müteşekkil eserinde; köy yaşantısı ile çevresini tanıtıcı temaları işledi. Temmuz 1986’da, İzmir’e yerleşerek, Konak Kestelli Şerife Eczacıbaşı İlköğretim Okulu’nda göreve başladı.
Burada 13 yıl, 6 ay resim-iş öğretmeni ve müdür yardımcısı olarak görev yaptıı. 1989 yılında İlhan DÜNDAR ile birlikte İzmir Esbank Sanat Galerisi’nde resim sergisi düzenledi. Meslek hayatında başarılı çalışmalarından dolayı aylıkla ödüllendirildi.
Ayrıca takdir ve teşekkür belgeleri bulunmaktadır. Aynı zamanda taş koleksiyoneriydi. Bir resim öğretmeni olarak sahip olduğu gözlem yeteneği ve tarihî zamanlara olan merakı, onu çevresindeki dünyayı daha dikkatli incelemeye sevk etti.
2003 yılında Buca'daki parkta yürüyüşe çıktığında, yerde parıldayan yeşil bir taş dikkatini çekti. Bulduğu taşın balta olarak kullanılmak amacıyla yontulduğunu fark etti. Akabinde İzmir Arkeoloji Müzesi'ne başvurdu.
Bölgede balta ve kemiklerden oluşan pek çok arkeolojik kalıntı daha bulundu. Parkta bulunan toprağın Yeşilova'dan alındığı anlaşılınca bölgede 2005 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü ortak girişimiyle Prof. Dr.
Zafer DERİN başkanlığında kazı çalışmaları başlatıldı. Toprakların alındığı noktada kazılar yapılınca “Yeşilova Höyüğü” keşfedildi. Kazılardan bulunan bulgular, Ankara’da karbon testine gönderildi.
İzmir’in yaşının 8 bin 500 olduğu tescillendi. Bu keşiften önce İzmir’in 5 bin yaşında olduğu tahmin ediliyordu. Böylelikle İzmir yaşlanmış oldu.
Tarihe yeni bir pencere açıldı. Kendisi de “İzmir’i yaşlandıran öğretmen” olarak anılmaya başlandı. Ankaralı Yunus Bey’in, kendisi gibi resim öğretmeni olan kerimesi Halise Hanım'izdivaç etti.
Bu izdivaçtan “Özgür” ve “Özgün” adını koyduğu 2 oğlu oldu. Büyük oğlu Özgür, baba ve annesinin izinden giderek, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde öğretim üyeliği yapıyor. Makine mühendisi olan Özgün ise İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışıyor.
31 Temmuz 2025 tarihinde 75 yaşında vefat etti. İzmir Yaylacık Mahallesi Yeni Camii’nden ikindi namazını müteakiben İzmir Buca Demirci Karacaağaç Mezarlığı’na defnedildi. Yeşilova Höyüğü'nün keşfi, İzmir'in tarihine dair bilinenleri kökten değiştirdi.
Bu sayede, İzmir'in bölgesindeki yerleşimlerin en kadim misallerinden biri olduğu anlaşıldı. Bu keşif, onun sadece bir öğretmen olarak değil, aynı zamanda bir sanatçı ve duyarlı bir vatandaş yönlerini de öne çıkarmaktadır. (Katkılarından dolayı Özgün ÖZKAN Beyefendi ile Abidin TEKİNBAY Ağabey’e teşekkür ederim.)



