16 October 2026, Friday
Gündem

İzmir seçimini yapıyor: Yine mi, YENİ mi?

Hakan Barçın Siyasette değişim, isimleri değiştirmekle değil, sistemi değiştirmekle başlar. Yeni bir parti kurmak, eski anlayışlardan uzaklaşmak anlamına gelir mi? Sigaranın zararlı olduğunu bilmeyen yoktur. Buna rağmen...

Hakan Barçın Siyasette değişim, isimleri değiştirmekle değil, sistemi değiştirmekle başlar. Yeni bir parti kurmak, eski anlayışlardan uzaklaşmak anlamına gelir mi? Sigaranın zararlı olduğunu bilmeyen yoktur.

Buna rağmen insanlar bırakmakta zorlanır; bahaneler bulur, erteler, hatta yeniden başlarlar. Çünkü bir alışkanlığın yanlış olduğunu bilmek, ondan vazgeçmeye yetmez. Değişmek, karar vermenin yanında o karara uygun davranmayı da gerektirir.

Siyasette de sorun tam olarak budur. Yıllardır adayların dar kadrolarca belirlenmesinden, kararların merkezileşmesinden, üyelerin süreçlerin dışına itilmesinden yakınıyoruz. Ama sıra değiştirmeye geldiğinde yine aynı gerekçelere sığınıyoruz: “Şimdi zamanı değil”, “Önümüzde çok önemli bir seçim var”, “Önce şu krizi atlatalım.” Tıpkı sigarayı bırakmayı sürekli yarına ertelemek gibi, siyasette de değişimi erteliyoruz.

Sigaranın zararını bilmek insanı sigaradan uzaklaştırmadığı gibi, siyasetin yanlışlarını bilmek de tek başına siyaseti değiştirmiyor. Değişim, eski alışkanlıklardan vazgeçmeyi gerektiriyor. Peki, değişmek için daha ne kadar bekleyeceğiz?

Butlan kararının ardından ortaya çıkan Yeni Parti de bu soruyla karşı karşıya. Kırk yılda oluşmuş bir siyaset anlayışının iki günde değişmesini bekleyemeyiz. Kadroların zaman içinde yenilenmesine sabır gösterilebilir.

Ancak bu sabrı haklı çıkaracak olan, yeni partinin bugünden atacağı adımlar ve değişim iradesidir. Düşünme biçimi, karar alma yöntemleri ve iktidar anlayışı nasıl YENİ’lenecek? Bunun kuralları ve güvenceleri nerede?

Değişim iddiasıyla yola çıkanlardan önce siyaset yapma biçimini değiştirmelerini beklemek gerekmez mi? SORUN KİŞİLER Mİ, SİSTEM Mİ? Neden hâlâ “Ben olsam ne onu ne diğerini aday göstermezdim” ya da “Elim kırılsaydı da onu aday yapmasaydım” diyoruz?

YİNE “ben”, YİNE “benim” tercihim, YİNE “benim” pişmanlığım! “Ben ben ben” anlayışından ne zaman vazgeçeceğiz? Diyelim ki seçtiğim adayların hepsi doğru çıktı.

Bu, kullandığım yöntemin doğru olduğunu mu gösterir? Bir kişi ya da üç beş kişilik bir grup, milyonlarca insanı etkileyen kararları her zaman doğru verebilir mi? Gerçek özeleştiri, “Keşke o adayı seçmeseydim” demek değil, “Adayları neden ben seçiyorum, ben kimim ki?

Bir iki kişi bu sorumluluğu nasıl üstlenebilir? Bu kararları örgütün seçim yoluyla alması gerekmez miydi?” diyebilmektir. CHP'nin bütün adayların ön seçimle belirleneceğine ilişkin açıklamaları bu anlamda önemli.

Ancak bu adım neden iş işten geçtikten sonra gündeme geliyor? Demokrasi, yalnızca zorunluluk anında başvurulan bir yöntem mi olacak? Tıpkı başka çaresi kalmayan birinin sigarayı bırakmak zorunda kalması gibi, değişim için de son ana kadar beklememeli miyiz?

Yeni Parti de genel başkanın üyeler tarafından seçileceğini söylüyor. Peki, bu söylem kalıcı ve bağlayıcı kurallarla tüm makamların seçimine dönüşecek mi? Yoksa tıpkı CHP'de olduğu gibi, değişim için doktorun “Artık başka seçeneğin yok” demesini mi bekleyeceğiz?

Elbette yaşananların tek sorumlusu aday belirleme sistemi değildir. İktidarın yargı baskısını ve siyasi kuşatmayı da göz ardı edemeyiz. Ancak parti değiştirenler kadar, her koşulda yolundan vazgeçmeyenler de varsa, bütün sonucu kişisel tercihlere ve karakterlere bağlayamayız.

Asıl mesele, benzer sonuçları tekrar tekrar üreten sistemi sorgulamaktır. YENİ PARTİ Mİ, YİNE AYNI SİYASET Mİ? Günümüzün popüler gerçeği yapay zekânın çalışma prensibi, farklı bilgileri ve bakış açılarını bir araya getirerek tek başımıza göremediğimiz bağlantıları kurabilmesine dayanıyor.

Elbette yanılabiliyor; bu yüzden sonuçlarını sorgulamak ve farklı seçenekleri karşılaştırmak gerekiyor. Siyasette de mesele, her şeyi bilen kusursuz bir lider bulmak değil; farklı insanların bilgisini, deneyimini ve düşüncesini ortak karar süreçlerine katabilmek. Bir genel başkanın ya da dar bir kadronun aklı ne kadar güçlü olursa olsun, toplumun bütün ihtiyaçlarını ve deneyimini tek başına kapsayamaz.

Kolektif aklın gücü, herkesin aynı sonuca ulaşmasında değil; farklı düşüncelerin daha doğru soruların sorulmasını ve daha iyi çözüm olasılıklarının doğmasını sağlamasındadır. Üyelerin aday belirleme, yöneticileri denetleme ve karar süreçlerine katılma imkânı bulması, yalnızca demokratik bir hak değil, daha nitelikli kararlar almanın da yoludur. Bunun için merkeziyetçi yapının değişmesi gerekir.

İZMİR: DEĞİŞİM İDDİASININ SINAVI — 18 EKİM Bütün bu tartışmalar soyut bir demokrasi arayışından ibaret değil. Yeni Parti’nin İzmir il başkanlığı seçimi, yeni siyaset iddiasının nasıl hayata geçirileceğini görmek açısından somut bir sınav. Mesele yalnızca kimin il başkanı olacağı değil, kararların kim tarafından ve hangi yöntemle alınacağıdır.

İlçe başkanlarını bir araya getirip genel merkezin tercih ettiği tek aday üzerinde uzlaşmak, gerçek bir demokratik yarışın yerini tutabilir mi? Bu yöntem geçmişte de uygulandı. Peki, bize ne kattı, bizden neler götürdü?

Hâlâ aynı yerde miyiz? Hani üyeler özne olacaktı? Tek aday, tek seçenek, tek karar… Farklı görüşler nerede?

Üyelerin iradesi nerede? Yenilik nerede? Ya da tecrübe nerede?

Tek aday dayatmasına son verilmeli; aday olmanın önündeki imza engelleri kaldırılmalı, çarşaf liste ve eşit koşullarda gerçek rekabet sağlanmalıdır. Amaç yalnızca bir kazanan çıkarmak değil, üyelerin sahiplendiği ve farklı görüşlerin temsil edildiği bir sonuç elde etmektir. SONUÇ: YİNE Mİ, YENİ Mİ?

Yeni bir siyaset istiyorsak kişilerin yerine sistemi, kişisel kanaatlerin yerine ortak ölçütleri, dar kadroların yerine katılımcı karar mekanizmalarını koymalıyız. Mesele kusursuz yöneticiler bulmak değil; yanlış kararları önleyebilen, hatalarını düzeltebilen, gücünü kendi koyduğu kurallarla sınırlayan ve denetime açık bir siyasal yapı kurmaktır. YENİ olmak, eski siyaseti yeni isimlerle tekrarlamak değildir.

YENİ olmak, artık YİNE aynı hataları üretmeyen bir sistem kurmaktır.

İlgili Haberler