İki Yuva, Bir Hasret: Karaman’dan Ayrılırken
Ekonomi

İki Yuva, Bir Hasret: Karaman’dan Ayrılırken

​Eski ismiyle gurbetçi, yeni ismiyle Hollandalı Türk olarak Karaman’dan ayrılırken içimde hep o tanıdık burukluk filizlenir. Özellikle son üç gün... Minarelerden yükselen ezan sesleri bile bir başka dokunur ruhuma,...

3 okuma

​Eski ismiyle gurbetçi, yeni ismiyle Hollandalı Türk olarak Karaman’dan ayrılırken içimde hep o tanıdık burukluk filizlenir. Özellikle son üç gün... Minarelerden yükselen ezan sesleri bile bir başka dokunur ruhuma, içimi sızlatır.

​Memlekete doğru yola çıkarken içimi kaplayan o devasa heyecan, aslında sarılacak kollara duyduğum özlemdir. Anneme, babama, kız kardeşime, yeğenlerime, beni büyüten dayılarıma ve yengeme kavuşmanın sevinci tarif edilemez. 2005’e kadar rahmetli anneannem, 2014’e kadar da rahmetli dedem eklenirdi bu kavuşmalara...

2021 yılında Karaman’da aldığım, her bir eşyasını özenle seçtiğim evimde vakit geçirmek, kendi çatımın altında huzuru hissetmek inanılmaz bir duygu. Fakat o son gün gelip çattığında; evi toplayıp elektriği, suyu kapattıktan sonra kapıyı kilitleyip çıkarken yaşadığım acı... İşte bu, biz gurbetçilerin ortak ve kronik sancısıdır.

​Hani derler ya; doğduğun yer mi, doyduğun yer mi? Bu sorunun cevabı maalesef bende yok. Her iki tarafta da biraz yabancı, her iki tarafta da dinmeyen bir hasretle yaşamaya devam ediyoruz.

​Şimdi bu satırları okurken "Madem bu kadar çok seviyorsun, bırak gel o zaman!" diyenlerin sesini duyar gibiyim. Onlara sadece şunu söylemek isterim: Bekara kadın boşamak kolay... Kaldı ki Karaman zaten sürekli göç veren bir şehir.

Buradan milletvekili seçilip Ankara’ya gidenler geri dönemiyor, bu topraklara kök salıp kalamıyor. ​Karaman gelişmeye ve büyümeye son derece gebe bir şehir. Ancak ne yazık ki şehircilik anlamında hâlâ belirgin eksikleri var.

Kaldırım işgalleri ve şehir merkezinde bir türlü çözülemeyen park sorunları bunların başında geliyor. Ben 1991’de gurbete adım atarken Karaman elbette bu kadar büyümemişti, ama geçen yıllar sorunları azaltmaya yetmemiş. ​Yıllar su gibi akıp gidiyor, insan ister istemez kaderini yaşıyor.

Bir taraftan gurbette hayata tutunma mücadelesi, çocukların geleceği ve ihtiyaçları... Avrupa’da 2000’li yıllarda guilderden euroya geçişin getirdiği yükler, ardından 2008 Amerika merkezli küresel ekonomik kriz derken yıllar yılları kovaladı. Pandemi sonrasında Hollanda’da ekonomik hayat henüz yeni yeni normalleşmeye çalışıyor.

​Biz orada rızık ve hayat mücadelesi verirken, burada bıraktıklarımızın saçlarına ak düşüyor; doğduğumuz sokaklar değişiyor, çocukluğumuzun izleri siliniyor. Ama asıl içimi kavuran, geceleri uykumu kaçıran o gizli korku başka... Bir sonraki izin sezonunda, bu topraklara geri döndüğümde bugün geride bıraktıklarımı yine aynı şekilde bulabilecek miyim?

Sevdiklerimizin en zor anında, bir hastane odasında, bir tatlı tebessüme ya da bir sıcak ele ihtiyaç duydukları o tek bir anda yanlarında olamamak... Binlerce kilometre ötede eli kolu bağlı oturup sadece iyi haber gelsin diye dua etmek, gurbetin insana çektirdiği en ağır, en çaresiz imtihandır. Kalbimiz ikiye bölünmüş durumda: Bir yarımız bizi büyüten ve her an kaybetme korkusuyla titrediğimiz bu topraklara ait, diğer yarımız ise evlatlarımızı büyüttüğümüz o uzak diyarlara...

​Şimdi yine o kaçınılmaz an geldi. Valizler bagaja yerleşti, şalterler indirildi, kapı kilitlendi... Arkamda bıraktığım şey sadece dört duvar değil; ananın duası, babanın tebessümü ve gençliğimin silik hatıraları.

Dikiz aynasından bakarken Karaman giderek küçülecek belki, ama içimdeki o devasa özlem ve endişe daha da büyüyecek. ​Bir gün yollar elbette yine bu şehre çıkacak. Belki yine aynı iç sızısıyla, belki aynı buruk sevinçle...

Ama biliyorum ki ne kadar uzakta olursak olalım, kalbimizin en sıcak köşesi hep Karaman’da atacak. Çünkü insan memleketinden ayrılabilir ama memleket insandan asla ayrılmaz. ​Sağlıcakla kal Karaman, yine görüşeceğiz...

İlgili Haberler