Fatiha’sı kesilenler!
Geçtiğimiz günlerde bu köşede “Bu Kadının Yatacak Yeri Yok mu?” diye sormuştum. Karaman Müzesi'nde yıllardır sergilenen Manazan Güzeli'nden söz etmiş, yaklaşık bin dört yüz yıl önce ölen bu kadının artık toprağa...
Geçtiğimiz günlerde bu köşede “Bu Kadının Yatacak Yeri Yok mu?” diye sormuştum. Karaman Müzesi'nde yıllardır sergilenen Manazan Güzeli'nden söz etmiş, yaklaşık bin dört yüz yıl önce ölen bu kadının artık toprağa kavuşması gerektiğini yazmıştım. Her yıl binlerce insan onu görmeye gidiyordu.
Bu kez Şeyh Şamil Mahallesi'ndeki eski bir mezarlığa girdim. Ve bu defa tam tersiyle karşılaştım. Manazan Güzeli'nin mezarı yok, ziyaretçisi vardı.
Buradakilerin ise mezarları vardı... Şehrin ortasında, duvarlarla çevrilmiş eski bir mezarlık. Dışarıda hayat bütün hızıyla devam ediyor.
Duvarın öte tarafında ise hiç kimsenin acelesi yok. Mezarlığa girdiğimde karşıma onlarca eski mezar taşı çıktı. Bazılarının üzerindeki yazılar hâlâ belirgin.
Ama her taşın altında bir insan yatıyor. Bir zamanlar bizim bugün yürüdüğümüz Karaman sokaklarında yürümüş insanlar... Sonra bir gün onları buraya getirmişler.
Başlarına da unutulmasınlar diye birer taş dikmişler. Üzerindeki yazının bir bölümü bugün hâlâ okunabiliyor: “Gelüb kabrim ziyâret eden ihvân, İdeler rûhuma bir Fâtiha ihsân.” “Kabrimi ziyarete gelen kardeşler, ruhuma bir Fâtiha ihsan etsinler.” İşte insanın içini asıl burada bir şey acıtıyor. Yıllar, belki yüzyıllar önce ölmüş bir insan, mezar taşının üzerinden hâlâ yaşayanlara sesleniyor: Beni ziyarete gelirseniz, bir Fâtiha okuyun.
Yaklaşık bin dört yüz yıldır toprağa kavuşamamış. Ama her yıl binlerce insan onu görmeye gidiyor. Diğer tarafta bu mezarlıkta yatanlar...
Hatta içlerinden biri yüzyılların ardından: “Kabrimi ziyaret edenler ruhuma bir Fâtiha okusun.” Toprağa verdiklerimizi de unutmuşuz. Mesele yalnızca mezarlığın otlarının biçilmesi ya da çevresinin temizlenmesi değil. Çünkü o duvarların içerisinde yalnızca mezarlar yok.
Her mezar taşı aslında taşa yazılmış bir nüfus kaydı. ki bugün Karaman'da yaşayan bazı ailelerin dedeleri orada. Belki her sabah mezarlığın önünden geçen bir insanın büyük büyük dedesi, duvarın birkaç metre ötesinde yatıyor.
Çünkü zamanla yalnız insanları değil, onların yazıldığı alfabeyi bile unutmuşuz. Biz artık onların dilini okuyamıyoruz. Bu nedenle burası yalnızca temizlenip bırakılmamalı.
Karaman Belediyesi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Müze Müdürlüğü, üniversiteler ve tarihçiler birlikte bir çalışma başlatmalı. Mezar taşları tek tek kayıt altına alınmalı. Kırılan ve aşınan taşlar uzmanlarınca korunmalı.
Mezarlığın gerçek tarihî adı ve geçmişi araştırılmalı. Sonra bütün bu bilgiler dijital ortama aktarılmalı. Girişine de buranın hikâyesini anlatan sade bir levha konulmalı.
unuzla okuttuğunuzda orada yatan insanların isimlerini, yaşadıkları dönemi ve okunabilen mezar kitabelerini görebileceğiniz bir kayıt. Çünkü bir şehri şehir yapan yalnız binaları, yolları, parkları değildir. Bir şehri şehir yapan biraz da hafızasıdır.
Ve o hafızanın içinde, bizden önce bu şehirde yaşayan insanlar da vardır. Geçen yazımda bir kadına mezar istemiştim. Bugün mezarı olanlara bir Fâtiha istiyorum.
Manazan Güzeli'nin hikâyesi anlatılmaya devam etsin ama bedeni artık huzura kavuşsun demiştim. Burada yatanların bedenleri zaten toprağa emanet edilmiş. Bu kez de onların hikâyeleri kaybolmasın diyorum.
Çünkü insan yalnız öldüğü gün ölmez. Adı son kez söylendiğinde biraz daha ölür. Mezar taşındaki yazı artık okunamadığında biraz daha...
Ve yaşadığı şehir onu tamamen unuttuğunda bir kez daha. Belki yarın yolunuz Şeyh Şamil Mahallesi'ne düşer. O mezarlığın önünden geçerken birkaç dakikanızı ayırın.
İsimlerini okuyamasanız da taşlarına bakın. Kim olduklarını bilmeseniz de bir Fâtiha okuyun. Çünkü içlerinden biri bunu yıllar önce zaten istemiş: Bugün baktığım yerde ise mezarlar var.
O taşların üzerinde hâlâ isimler var. Mezarı olanın Fâtiha okuyacak kimsesi yok mu?



