05 October 2026, Monday
Ekonomi

Farklı çevreler, benzer şikâyetler, aynı sonuçlar

Okul saldırganlarından bazıları silahlı saldırıları dikkat çekmek, korkutmak ya da “gösteri” etkisi yaratmak için yapıyor, bazıları ise saldırı yapacağını önceden çevresine söylüyor çünkü aslında yardım istiyor. Bu...

Okul saldırganlarından bazıları silahlı saldırıları dikkat çekmek, korkutmak ya da “gösteri” etkisi yaratmak için yapıyor, bazıları ise saldırı yapacağını önceden çevresine söylüyor çünkü aslında yardım istiyor. Bu çıkarım, JAMA Network Open’da yayımlanan, 1966-2019 arasındaki olayların verisine dayalı çalışmadan. Gazeteci Çağla Üren’in DW Türkçe’deki haberinde yer alan bu ve diğer araştırmalar, 15-18 yaş grubu gençler arasında anlaşılma ve yardım talebinin yükseldiğini gösteriyor.  Giderek kaotikleşen dünyada yoksul çoğunluk için yaşam dramatik şekilde zorlaşıyor.

Bu ortamda kendilerini çıkışsız hisseden, hem sosyal hayatta hem de internette bekleyen tehlikelere karşı savunmasız yakalananlar sadece bu gençler değil. Okula gidecek şansı olmayan kalabalık bir genç grubu da sonu yine silahla biten bambaşka bir senaryonun figüranı oluyor: Çeteler.  Onlar da aidiyet hissettikleri çetelerin liderlerince kolayca “harcanabilir” durumdalar: “Daha çok İstanbul’un gelir düzeyi düşük yoksul semtleri ve Anadolu şehirlerinden temin edilen bu gençler örgüt tarafından adeta bir ‘Kamikaze Dronu’ gibi kullanılarak kolluk birimlerince yakalanıncaya veya hasım gruplar tarafından öldürülünceye kadar örgüt faaliyetlerinde kullanılıyor, sonrasında sosyal medya üzerinden ağlarına düşürdükleri diğer gençlere yönelerek örgüte insan kaynağı sağlanıyor.”  Tespit, iddianameden. İstanbul’da gerçekleşen bir silahlı saldırıya dair iddianamede savcılık, sadece suçun gerçekleştiği anı anlatmıyor, gençlerin çetelerle nasıl tanıştığına, bu örgütlere nasıl ilgi duyduğuna ve nasıl çete üyesi yapıldıklarına dair bilgilere de yer veriyor.

İddianamede, çetelere katılan gençlerin hem kendini gerçekleştirme ihtiyacıyla hem de içinde bulunduğu umutsuzluktan “yırtma” motivasyonuyla hareket ettikleri ifade ediliyor.  *** Farklı sosyoekonomik çevreler, benzer şikâyetler, aynı sonuçlar… Hikâyenin sonu yine öldürmekle, ölmekle bitiyor. Bu sonuca ulaşmak, geleceğinde ışık görmeyen, geçmişi de aileden itibaren şiddetle yoğrulmuş, yalnız kalmış gençlere verilen basit bir “yurtdışına çıkarma” vaadiyle bile mümkün. Yine iddianameden: “…yönetici kadro tarafından özellikle küçük yaşta ve suça bulaşmış kişilerin seçilip bu kişilerin yurtdışına çıkarılacakları vaat edilerek yeni suçlara özendirildiği…”  Farklı sosyoekonomik çevreler dedik, resmi belgelere göre çete üyeleri, “ailevi olarak maddi durumu iyi olmayan ve aile hayatları düzgün olmayan kişilerden özellikle seçiliyor, kendileri gibi olan arkadaşlarını da örgüte kazandırmaya çalışıyorlar.”  Ancak bu sarmal, örgütlenmenin küçük bir bölümü.

Yolları ve hayatları farklı olsa da gençlerin birbirini bulduğu ortam aynı: İnternet.  Bahsettiğim iddianamede savcılık, “suç örgütünün özellikle TikTok başta olmak üzere sosyal medyada yüksek bir popülariteye eriştiğini” yazıyor.  Örgütlenme 3 aşamada gerçekleşiyor:  1. Yurtdışında bulunan örgüt lideri ve yöneticileri, sosyal medya paylaşımlarında giyim, lüks araçlar ve mekânlarla, pahalı marka ve aksesuarlar ile silahlı paylaşımlar yaparak ilk aşamada genç nesil üzerinde yaşam tarzlarına ve örgüte yönelik bir hayranlık oluşturup takipçi kazanmaya çalışıyor.  2. Örgüt yöneticileri sosyal medya üzerinden kendileri ile irtibata geçen örgüt sempatizanı gençler ile yazılı veya görüntülü görüşme sağladıktan sonra eylemsel kabiliyeti olduğuna kanaat getirdikleri kişilerin İstanbul’daki kıdemli örgüt üyeleri ile irtibatını sağlıyor.

Bu örgüt üyeleri de üye adaylarının yol giderlerini karşılayıp onları örgüt evlerine yerleştiriyor. (Örgüt evleri, sabıkası bulunmayan örgüt üyeleri veya yakınları adına kiralanan daireler.)  3. Yeni gelenler örgüt evlerinde geçen birkaç günlük konaklamanın ardından örgüt yöneticisinin doğrudan talimatı ile silah, mühimmat, kar maskesi, balistik yelek, patlayıcı, motosiklet gibi suçta kullanılacak araçlar temin edilerek eyleme gönderiliyor.  *** Yani hiç kimse bir anda “çeteci” olmuyor, çeteye girince de ilk amaçları insan öldürmek değil.

Örneğin bir şüpheli, çeteyle nasıl tanıştığını şöyle anlatıyor: “Baran Yıkıile tanıştığımda İzmir’de yaşıyordum, işsizdim. Instagram’dan kendisine ulaştım, o dönemde banka kartı işleri yaptığını biliyordum. Kendisine ‘Abi benim banka kartım var, benim kartları da kullanabiliriz’ yazdım.

Para kazanmaya çalışıyordum. Sonra İstanbul’a geldiğimde kendisine ‘Banka kartımı vereyim mi?’ diye sorduğumda ‘Banka kartına şu an için ihtiyaç yok, bir araç var, bir yere götürülecek’ diyerek beni bu şekilde kullanmak istedi. Ancak daha sonradan araç götürme işi iptal oldu.”  İfadeyi veren şüphelinin “kullanıldığı iş” ise silahlı cinayet oldu.  Bir kez suç örgütüne bulaşan gençlerin kendini bulduğu ortam neredeyse çıkışsız: “…örgüt liderine sonsuz biat edildiği, bir denilenin ikiletilmediği veya en küçük bir kusur veya hatada af dilendiği, örgüt lideri veya yöneticileri tarafından hata yapanın cezalandırıldığı…” (İddianameden)  Gençlerin çıkışsız yollara sapmaları nasıl engellenir derseniz, sözü uzmanlara bırakıyorum. 

İlgili Haberler