Eşini kameraya, onurunu pazara çıkaranlar!
Sosyal medyada çok şey gördüm. Saçmalık gördüm, seviyesizlik gördüm, insanların üç beş beğeni uğruna kendilerini ne hâllere düşürdüğünü gördüm. Ama geçenlerde karşıma çıkan bir canlı yayın gerçekten pes dedirtti....
Sosyal medyada çok şey gördüm. Saçmalık gördüm, seviyesizlik gördüm, insanların üç beş beğeni uğruna kendilerini ne hâllere düşürdüğünü gördüm. Ama geçenlerde karşıma çıkan bir canlı yayın gerçekten pes dedirtti.
Koskoca insanlar oturmuş, slime yayını yapıyor! Bir kadın kameranın karşısında, önünde rengârenk bir karışım… Avazı çıktığı kadar bağırıyor: “Arkadaşlar şunu atın, bunu gönderin, hadi desteklerinizi bekliyorum!” Kocası da kameranın arkasına geçmiş, gelen yorumları okuyor. Kadın bağırıyor, adam yönlendiriyor, izleyenler de para karşılığı sanal hediyeler gönderiyor.
Bir süre ekrana baktım. Gerçekten ne diyeceğimi bilemedim. Yahu arkadaş, bu işte bu kadar mı para var?
Yoksa millet ne yapacağını iyice şaşırdı mı? Yanlış anlaşılmasın. Kimsenin alın teriyle kazandığı paraya sözüm yok.
İnsan helalinden ne iş yaparsa yapsın, başımızın üzerinde yeri var. Ama her para kazanma yöntemini de sırf para getiriyor diye normal karşılamak zorunda değiliz. Eskiden insan eşini, ailesini, evinin mahremiyetini gözünden sakınırdı.
Şimdi bazıları eşini kameranın önüne oturtup izlenme sayısını hesaplıyor. Kadın kendini paralıyor, kocası arka taraftan yayını yönetiyor. Aile hayatı desen içerik olmuş, evlilik desen ortaklaşa yürütülen bir canlı yayın işletmesine dönmüş.
Üstelik mesele yalnızca slime da değil. TikTok'a, Instagram'a bakıyorsunuz; karısıyla kavga eden, eşini küçük düşüren, özel hayatını ortaya döken, aile içindeki en mahrem meseleleri bile izlenme uğruna sergileyen insanlarla dolu. Eskiden evin içinde kalması gereken meseleler şimdi binlerce kişinin önünde konuşuluyor.
Birileri de oturmuş, bunları izleyip alkışlıyor. İnsan ister istemez soruyor: Biz ne ara bu hâle geldik? Bir insanın kendi evinde ne yaptığı beni ilgilendirmez.
Ama aileyi, evliliği, mahremiyeti ve insanın kendi saygınlığını birkaç sanal hediyeye indirgemesini de eleştirmeden geçemem. Daha acısı, bu yayınları yapanların bir kısmı artık bunu gayet normal bir meslek gibi görüyor. Belki gerçekten ciddi paralar kazanıyorlar.
Bilmiyorum. Fakat insanın hayatında paradan daha kıymetli şeyler de olmalı. Haya olmalı.
Ölçü olmalı. Biraz da insanın kendisine duyduğu saygı olmalı. Elbette eğlenmek ayıp değil, sosyal medyadan para kazanmak da başlı başına yanlış değil.
Benim itirazım, para kazanmak için her şeyin yapılabilir hâle gelmesine. Bugün slime diye güldüğümüz şeye yarın başka bir isim bulunacak. Daha çok izlenmek için daha tuhaf şeyler yapılacak.
Çünkü mesele artık ne ürettiğimiz değil, ne kadar dikkat çektiğimiz. Ve galiba en büyük sıkıntımız da burada. Bir zamanlar insanlar evlerinin kapısını kapatınca dünya dışarıda kalırdı.
Şimdi kapılar kapalı ama bütün yabancılar ekranın içinden evin ortasında. Üstelik onları içeri alan da evin sahipleri. Bir kadın bağırıyor, kocası yorum okuyor, yabancılar hediye gönderiyor.
Yayın bitince herkes dağılıyor. Kimin ne kazandığını bilmiyorum ama ortada kaybettiğimiz bir şeyler olduğu kesin. Asıl korktuğum, bugün bunlara şaşırıyor olmamız değil.
Yarın hiçbirine şaşırmayacak hâle gelmemiz. Çünkü bir toplumun çöküşü bazen büyük felaketlerle başlamaz. İnsanların eskiden yüzünün kızardığı şeyleri, bir gün hiç utanmadan alkışlamasıyla başlar.



