Elmanın Kara Yılı
Konya-Karaman Ovası kadim ve bereketli topraklar… Öyle ki insanlar binlerce yıldır bu toprakları yurt tutmuş, buralarda tarım ve hayvancılık yapmış. Gel gelelim bu bereketli coğrafyada bir zamanlar hasat edilirken...
Konya-Karaman Ovası kadim ve bereketli topraklar… Öyle ki insanlar binlerce yıldır bu toprakları yurt tutmuş, buralarda tarım ve hayvancılık yapmış. Gel gelelim bu bereketli coğrafyada bir zamanlar hasat edilirken bayram havası yaşanan elmanın şimdilerde üzerinde ağır bir sessizlik hâkim. Bir yanda tavan yapan mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri; diğer yanda tarlada çürümeye terk edilen milli servet...
Çiftçi için girdi maliyetlerinin hızla yükselmesi ile tüccar piyasasında ürün fiyatının beklentilerin altında kalması, sürdürülebilirliği tehdit ediyor. Örneğin şu an itibarıyla elmanın ıskartası; toplanmış ve ıskarta alımı yapan firmaların kendi noktalarına teslim edilmiş haliyle, 4-5 liraya satılıyor. İnce hesaba göre işçinin yevmiyesi, servisi, yemeği, ürünün teslim noktasına navlunu derken maliyeti kilo başı 3,5-4 lirayı buluyor.
Sonuç, ıskarta ürünün satış gelirini aşan bir işçilik maliyeti… Dolayısıyla ürünü toplatmayıp toprağı beslemesi için tarlada bırakmak daha mantıklı. Geçmiş yıllara dayalı verilere bakıldığında ıskartanın fiyatı ile daldaki elma fiyatı arasında pozitif bir korelasyon var. En yalın haliyle ıskarta fiyatı ile daldaki elma fiyatı birlikte hareket ediyor.
Hal böyle olunca –başka faktörlerle beraber– düşük giden ıskarta fiyatı daldaki sağlam elmanın fiyatını da aşağı çekiyor. Bunu destekleyen bir açıklama geçtiğimiz hafta Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram’dan geldi. Açıklamaya göre Karaman’da dalındaki elmanın fiyatı 15-20 liraya bile alıcı bulamıyor.
Ama diğer yandan aynı elma marketlerde 80-100 lira seviyesinde fiyatlarla satılıyor. Dikkati çeken diğer bir nokta: Değer zincirinin toptancı-perakendeci arasındaki halkasında da bir gariplik yok mu? Yine oda başkanının ifadesiyle, Bakan Akın Gürlek tarafından kamuoyuna açıklanan soruşturma kapsamında 41 büyük dağıtıcı firmanın şüpheli yöneticileri hakkında gözaltı kararı verilmiş.
Bu hususta 22 ilde 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama yapılmış ve bin kadar çiftçinin beyanına başvurulmuş. Soruşturma sürecinin akıbeti nedir bilmiyorum, fakat bütün bunlar düzenin çarpıklaştığına dair emareler. Elma dalında alıcısını bekliyor ve toplanamayan her bir meyve, sadece üreticinin kaybı değil; doğrudan bu ülkenin ziyan edilen bir değeri… Alanında uzmanlar, bu işte üretici ve/veya tüccar olarak faaliyet gösterenler, sivil toplum örgütleri, ilgili kurumlar ve vatandaşlar çeşitli fikirler serdediyor.
Tabii, her şey dile kolay ve teoride reçete son derece açık. Ne var ki toplumsal kültürümüzde kolektif bir ruhla kendiliğinden harekete geçme alışkanlığı pek yok. Bazı hayati adımların atılabilmesi için muteber, güvenilir, çalışkan ve seçilmiş(!) isimlerin ve kuruluşların başı çekmesi, önderlik etmesi elzem görünüyor.
Yıllardır ulusal ve yerel basında bu tür sorunlar dile getirilmesine rağmen, çoğu zaman fiiliyata geçilemiyor. Bazen o yıla ögeçici teşviklerle üreticinin ağzına bal çalınıyor. Fakat bu işe ciddiyetle ve kalıcı çözümlerle el atan, taşın altına elini koyan bir iradeyi görememek, üreticinin umudunu her geçen gün biraz daha kırıyor.
Karaman’ın elması, zeytini ve diğer mahsulleri dalında çürümeyi değil, birilerinin önderliğinde iş birliğiyle değer bulmayı ve üreticisinin yüzünü güldürmeyi hak ediyor. Peki bu iş birliği nasıl olacak, ne şekilde formüle edilecek? Sonraki yazının konusu da bu olsun.



