24 September 2026, Thursday
Eğitim-İş Karaman’dan Turgutlu’daki Saldırıya Tepki: “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim”
Gündem

Eğitim-İş Karaman’dan Turgutlu’daki Saldırıya Tepki: “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim”

Eğitim-İş Karaman Şubesi üyeleri, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan silahlı saldırının ardından Karaman Atatürk Parkı’nda bir araya geldi. Basın açıklamasını okuyan Eğitim-İş Karaman Şube Başkanı Hamza Şanlıtürk,...

Eğitim-İş Karaman Şubesi üyeleri, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan silahlı saldırının ardından Karaman Atatürk Parkı’nda bir araya geldi. Basın açıklamasını okuyan Eğitim-İş Karaman Şube Başkanı Hamza Şanlıtürk, saldırıda 11 öğrencinin yaralandığını belirterek, çocukların eğitim görmek için evlerinden çıktıktan sonra henüz okul sıralarına ulaşamadan şiddetin ortasında kaldığını ifade etti. Şanlıtürk, saldırının yaşandığı okulun güvenlik açısından “1.

derece riskli okul” olarak değerlendirildiğini belirterek, bu tespitin ardından gerekli güvenlik önlemlerinin neden alınmadığının açıklanması gerektiğini söyledi. Okulların çocuklar açısından “riskli alanlar” olarak sınıflandırılmak zorunda kalmasının başlı başına önemli bir sorun olduğunu savunan Şanlıtürk, risk tespit edilmiş olmasına rağmen okul girişinde dahi güvenliğin sağlanamamasını eleştirdi. Şanlıtürk, geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında okullarda yaşanan saldırıların ardından iki aylık yaz tatilinin, güvenlik eksikliklerinin belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması için kullanılabileceğini söyledi.

Açıklamada, okullar açıldıktan bir hafta sonra 7 bakanlığın güvenlik değerlendirmelerinin yapıldığını, risklerin belirlendiğini ve gerekli tedbirlerin alındığını açıklayarak bir protokole imza attığı hatırlatıldı. Şanlıtürk, söz konusu açıklamaların kısa süre ardından Turgutlu’daki saldırının yaşanmasını eleştirerek şunları söyledi: “7 Bakanlık bir protokolün altında yan yana gelebiliyorsa, çocuklarımız vurulduğunda sorumluluğun da arkasında yan yana duracak mıdır?” Eğitimde yaşanan şiddet olaylarından başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Şanlıtürk, protokol imzalamanın tek başına yeterli olmadığını söyledi. Şanlıtürk, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen çocuğun eğitim sürecinin de incelenmesi gerektiğini ifade etti.

Çocuğun açık liseye geçerek örgün eğitimden koptuğunu, ardından yeniden okula kayıt yaptırmasına rağmen bir hafta boyunca okula gitmediğini söyleyen Şanlıtürk, Millî Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına seslendi: Bir öğrencinin okulun kendisine gelecek vadetmediğini düşünmesi, kendisini okulda değerli ve ait hissetmemesi ve eğitimle daha iyi bir yaşam arasında bağ kuramaması halinde eğitim sisteminin o çocukla bağını kaybettiğini savundu. Basın açıklamasında, çocukların yalnızca şiddetin mağduru olarak değil, şiddetin faili hâline gelme süreçleri açısından da ele alınması gerektiği vurgulandı. “Çocuklar şiddeti icat etmez, toplumdan öğrenir.

Mesele aynı zamanda bir çocuğun nasıl şiddetin faili hâline geldiğidir.” Şiddete yönelme riski bulunan çocukların hangi kamu mekanizmaları tarafından takip edildiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Şanlıtürk; okul, aile, sosyal hizmetler, sağlık sistemi ve güvenlik birimlerinin koordineli şekilde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada ayrıca bir çocuğun ateşli silaha nasıl ulaşabildiğinin de mutlaka sorgulanması gerektiği ifade edildi. Eğitim-İş Karaman Şube Başkanı Hamza Şanlıtürk, okul güvenliği protokolüne imza atan bakanlıklara seslenerek şu soruyu yöneltti: “Sizin sorumluluğunuz neydi ve bu sorumluluğu neden yerine getirmediniz?” Millî Eğitim Bakanlığına yönelik eleştirilerde okullardaki rehberlik öğretmeni sayısının yetersiz olduğu savunuldu.

Devamsızlığı artan, okuluyla bağı zayıflayan, eğitimden uzaklaşan veya davranışlarında ciddi değişiklik gözlenen öğrenciler için daha etkili takip mekanizmalarının kurulması gerektiği belirtildi. Şanlıtürk, “Eğitimden uzaklaşan çocuğu yeniden kazanmak da kamunun sorumluluğudur” dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına da çağrıda bulunan Şanlıtürk, risk altındaki çocukların olay yaşanmadan önce tespit edilebileceği güçlü bir çocuk koruma sisteminin oluşturulması gerektiğini söyledi.

Eğitimden uzaklaşan, aile içinde sorun yaşayan, sosyal çevresinden kopan, şiddete maruz kalan veya şiddete yönelme riski bulunan çocukların yakından takip edilmesi gerektiğini ifade eden Şanlıtürk, okullar ile sosyal hizmet birimleri arasında işleyen bir erken uyarı mekanizmasının kurulmasını istedi. İçişleri Bakanlığına da seslenen Şanlıtürk, bireysel silahlanmanın oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Meselenin yalnızca bireysel silahlanmadan ibaret olmadığını belirten Şanlıtürk, asıl sorunun bir çocuğun silaha ulaşmasına ve bu silahı başka çocuklara yöneltmesine kadar geçen süreçte önleyici mekanizmaların neden işlemediği olduğunu söyledi.

“Protokol imzalamak sorumluluğun yerine getirildiği anlamına gelmez. Protokol ancak sahada karşılığı varsa anlamlıdır. Altına kaç Bakanın imza attığı değil, o imzaların kaç çocuğu koruyabildiği önemlidir.” Eğitim-İş, saldırıda yaralandığı belirtilen 11 öğrencinin ve ailelerinin yaşadığı korku ve travmanın takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Şanlıtürk, çocukların ne şiddetin mağduru ne de faili olmasını istediklerini ifade ederek, güçlü bir kamu sisteminin çocukları yalnızca sorun ortaya çıktığında değil hayatlarının her aşamasında takip etmesi gerektiğini dile getirdi. Okul güvenliğinin yalnızca polisiye tedbirlerle ele alınmasının yeterli olmadığını savunan Şanlıtürk, eğitim sisteminin sosyal ve psikolojik destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada güvenli okul ortamı için yapılması gerekenler de sıralandı.

Buna göre yeterli sayıda PDR uzmanı istihdam edilmesi, çocuk ve ergen psikologları, psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanlarının sürece dahil olduğu güçlü bir mekanizma kurulması istendi. Yeni okul ve derslikların yapılması, kalabalık sınıfların azaltılması ve ikili eğitimin sonlandırılması gerektiği belirtildi. Öğrencilerin ücretsiz sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine erişiminin artırılması, zorbalık ve sosyal dışlanmayla mücadele programlarının yaygınlaştırılması ve öğrencilerin okula aidiyetini güçlendirecek politikaların hayata geçirilmesi de talepler arasında yer aldı.

Şanlıtürk, güvenli okul kavramının yalnızca okul kapısında güvenlik görevlisinin bulunmasıyla sınırlandırılamayacağını söyledi. Güvenli okulun; öğrencinin kendisini ait hissettiği, geleceğine umutla bakabildiği, öğretmenin mesleki saygınlığının ve güvencesinin korunduğu, zorbalık ve dışlanmanın görmezden gelinmediği ve yardım isteyen öğrencinin sesinin duyulduğu bir ortam olması gerektiğini belirtti. Çözümün, “çocuğu yalnızca öğrenci olarak değil, bir bütün olarak gören kamusal politikalarda” olduğunu söyledi.

Protokole imza atan bakanlıklara çağrıda bulunan Eğitim-İş, sorumluluğun kurumlar arasında birbirine bırakılmaması gerektiğini bildirdi. Şanlıtürk, yalnızca olay gerçekleştikten sonra müdahale eden değil, riskleri önceden tespit eden bir kamu düzenine ihtiyaç olduğunu söyledi. Çocuk eğitimden uzaklaştığında dosyasını kapatmak yerine ona ulaşan, aile sorun yaşadığında destek sağlayan ve şiddet riski ortaya çıktığında ilgili tüm kurumların birlikte harekete geçtiği bir sistem istediklerini ifade etti.

Manisa’da yaralanan öğrencilere acil şifalar dileyen Eğitim-İş Karaman Şube Başkanı Hamza Şanlıtürk, öğrencilerin aileleri, arkadaşları ve öğretmenlerinin yanında olduklarını belirtti. Eğitim-İş olarak eğitimde şiddetin normalleşmesine karşı ülke genelinde eylemler gerçekleştirdiklerini ifade eden Şanlıtürk, “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” talebini yükselttiklerini söyledi. Bu kapsamda eğitim çalışanlarının okullarda siyah giydiğini ve üç gün boyunca yakalarına kokart taktığını belirten Şanlıtürk, çocukların ve eğitim çalışanlarının güvenliği sağlanana kadar konuyu gündemde tutacaklarını ifade etti.

Şanlıtürk açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Hiçbir anne baba çocuğunu okula gönderirken onun silah seslerinin ortasında kalıp kalmayacağını düşünmek zorunda değildir. Hiçbir çocuk okul yolunda kurşunlarla karşılaşmamalıdır.” Eğitim-İş’in sorularına yanıt verilmesini, eksikliklerin giderilmesini ve çocukları koruyacak politikaların hayata geçirilmesini talep eden Şanlıtürk, açıklamanın sonunda sorumlulara yönelik istifa çağrısında bulundu.

İlgili Haberler