Dünyanın Nazar Boncuğu Meke Gölü: Dünü, Bugünü ve Yarını
Bozkırın Ortasında Saklı Bir Jeolojik Miras Türkiye'nin orta kesiminde, Konya Kapalı Havzası’nın kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan Karapınar, jeomorfolojik ve hidrolojik açıdan dünyanın en dikkat çekici doğal...
Bozkırın Ortasında Saklı Bir Jeolojik Miras Türkiye'nin orta kesiminde, Konya Kapalı Havzası’nın kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan Karapınar, jeomorfolojik ve hidrolojik açıdan dünyanın en dikkat çekici doğal laboratuvarlarından biridir. Bu coğrafyanın kalbinde, insanlığın doğayla olan imtihanının en net okunabileceği, havadan bakıldığında adeta mavi bir gözü ve ortasında siyah bir bebeği andıran Meke Gölü (Meke Krater Gölü veya Meke Maarı) yükselir. Bu fotoğrafı 1992 yılında çektim.
Fotoğrafı tap ettirirken fotoğrafçıda bu güzelliği gören birçok kişi beşer onar tane rica edip kendileri içinde tap ettirmemi istediler. Türkiye’de böyle bir güzelliğin olduğuna inanamıyorlardı. Daha sonra uluslararası literatürde de "Dünyanın Nazar Boncuğu" olarak tescillenen bu eşsiz coğrafi alan, milyonlarca yıllık jeolojik süreçlerin, iklim dalgalanmalarının ve son yüzyılda insan eliyle hızlandırılmış ekolojik krizlerin ortasında adeta bir dramın yaşandığı alan olmuştur.
Meke Gölü’nün milyonlarca yıl öncesine uzanan jeolojik oluşum , sonradan gerçekleşen yanlış veya eksik uygulamalar ve küresel iklim krizi nedeniyle kuruyarak çölleşen bugünkü trajik tablosu ortaya çıkmıştır. Ancak ekolojik olarak canlı bir varlık gibi davranan göl ekolojik süreçte gelecekte, tekrar eski haline dönecektir. Meke Gölü, klasik anlamda bir tektonik veya buzul gölü değildir; jeolojide maar olarak adlandırılan özel bir volkanik patlama çukurudur.
Meke’nin hikayesi yaklaşık 5 milyon yıl önce Neojen ve Kuaterner dönemlerinde Konya Kapalı Havzası’ndaki volkanik aktivitelerle başlamıştır. İlk patlama , yeraltından gelen kızgın magmanın yer altı suları veya akiferlerle temas etmesi sonucu devasa bir patlama gerçekleşmiştir. Bu patlama, yer kabuğunu büyük bir şiddetle havaya uçurmuş ve ortada devasa bir çbırakmıştır.
Günümüzden yaklaşık 9 bin yıl önce gerçekleşen ikinci bir volkanik evrede ise, ana kraterin tam ortasında ikinci bir lav püskürmesi meydana gelmiş ve bugünkü bilinen "ikinci, küçük volkan konisi" (merkez adacığı) oluşmuştur. 1993 tarihli ‘’Karapınar Meke Gölü Kuşları’’ isimli yüksek lisans tez çalışmasında bu gölün bir kuş cenneti olarak Türkiye’nin önemli sulak alanları içerisine alınmasını sağladım. Yaklaşık 53 kuş türünün bu alanı üreme alanı olarak kullandığını gözlemledim.
Meke Gölü, sadece görsel bir estetik sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Anadolu’nun iç kısımlarındaki göçmen kuşlar için hayati bir sulak alan ve konaklama merkezi işlevi görüyordu. Bu eşsiz ekosistemin ve jeolojik formun farkına varılmasıyla birlikte zaman içinde çeşitli koruma statüleri kazanmıştır: Meke Gölü; 1998: Tabiat Anıtı olarak tescillendi. 2005: Uluslararası öneme sahip sulak alanları korumayı amaçlayan Ramsar Sözleşmesi kapsamına alındı.
2022: Cumhurbaşkanlığı kararı ile "Kesin Korunacak Hassas Alan" olarak tescillendi. Ancak ne yazık ki bu idari ve hukuki koruma kalkanları, gölün sularının çekilmesini tek başına engelleyememiştir. Meke Gölü 1970’li yıllarda Tekel tarafından tuz üretiminde kullanılmıştır.
Gölü besleyen kılcal su damarları, o dönemde de kuraklık ve susuzluk yaşanmasına rağmen, daima aktif kalmış ve göl suyunda bir azalma olmamıştır. Ancak daha sonra bu tuz üretimi ekonomik olmadığı gerekçesiyle durdurulmuştur. İlçede faaliyet gösteren tuğla fabrikaları göl çevresinden volkanik cüruf almış bu da Meke Gölü çevresinde rüzgâr erozyonunun şiddetini artırmıştır.
Erozyonla gelen kum zerrecikleri göl suyu ile birleşince göl tabanında suyun gölü beslemesini engelleyen bir izolasyon tabakasına dönüşmüş ve göl bugün kurumuştur. Meke Gölünün koruma statüleri artmış ancak korunması olabildiğince ihmal edilmiştir. Bugünkü manzara budur.
Meke Gölü’nün kuruması yalnızca ekolojik bir kayıp değil, aynı zamanda yerel halk ve bölge turizmi için büyük bir darbe olmuştur. "Nazar Boncuğu"nu görmek için dünyanın dört bir yanından gelen turistler, karşılaştıkları çorak manzara karşısında hayal kırıklığı yaşamaktadır. Meke Gölü’nün kaderine terk edilmemelidir.
Son yıllarda devlet kurumları ve yerel yönetimlerin ortaklaşa geliştirdiği projelerle netlik kazanmıştır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, DSİ (Devlet Su İşleri) ve Konya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında Meke Gölü’ne su verilmesi planlanmaktadır. Bu kapsamda, Karapınar Atıksu Arıtma Tesisi'nin hemen yanına inşa edilen ve entegre edilen Atık Su Geri Kazanım Tesisi kurularak arıtılmış kanalizasyon suyu ile Meke Gölü doldurulacaktır.
Bu proje yapılır ise Meke Gölü’nün yarını olmayacaktır. Dev bir kanalizasyon çukuruna dönecektir. Fotoğraf çekmek için yanına yaklaşmak dahi mümkün olmayacaktır.
Ekosistemi tamamen çökerten bir proje olarak tarihe geçecektir. Korumak ve korumuş gibi yapmak farklı şeylerdir. Meke Gölü ekosistemi canlı bir varlık gibi davranmaktadır.
Kendini yenileyecek ve eski canlılığına kavuşacaktır. Bu proje sadece inşaatları yapacak kişilere para kazandıracak, ancak her şeyi geri dönüşümsüz yok edecektir. Meke Gölü’nde eskiden yüzebilmekteydik.
Sormak gerekir. Bu projeyi yapacak olanlara, göle doldurulan arıtılmış kanalizasyon suyunda yüzecekler mi? Hayır diğer canlılarda bu suya girmeyeceklerdir.
Mutlaka bir gün arızalandı ne yapalım deyip arıtılmamış kanalizasyon ile göl ağzına kadar doldurulacaktır. Lütfen bu projeden vaz geçin. Karapınar Meke Gölü, insanlığın doğaya karşı işlediği hataların sonucu bu haldedir.
Çözüm nedir? Meke Gölü içerisinde kılcal su kanallarının işlenmesi gerekmektedir. Meke Gölü çevresindeki erozyonun önlenmelidir.
Göl çevresinde aktif olan yaklaşık 3 kilometre yarıçapındaki alanda yeraltı kuyularının kullanımının durdurulmalıdır. O bölgede eskiden olduğu gibi küçükbaş hayvancılığın teşvik edilmesi, gölün birkaç yıl içerisinde eski haline dönmesini sağlayacaktır. Eğer bu kanalizasyon suyu projesinden vazgeçilirse, 1993 yılında hazırladığım yüksek lisans tezimle tespit ettiğim, 53 kuş türünün tamamının Meke Gölü’nde yuva yaptığını hep birlikte gözlemleyebiliriz.
Gölde gönül ferahlığı ile yüzebiliriz. Milyonlarca lira paramızı başka projelere yönlendirebiliriz. Karapınar Jeopark’ını oluşturmak için imkânlarımızı artırır ve maske takmadan göl çevresinde derin nefes alarak istediğimiz kadar harika fotoğraflar çekebiliriz.
Mehmet Emin ErenKaraman Bilim ve Sanat MerkeziBiyoloji Öğretmeni



