Dibi gördü
Sinema, pandemi dönemini saymazsak son çeyrek asırdır tarihinin en krizle bezeli dönemlerinden birinden geçiyor. Sayısal veriler, sektör adına yalnızca sıradan bir düşüşe değil, adeta şiddetle çalan bir alarm ziline...
Sinema, pandemi dönemini saymazsak son çeyrek asırdır tarihinin en krizle bezeli dönemlerinden birinden geçiyor. Sayısal veriler, sektör adına yalnızca sıradan bir düşüşe değil, adeta şiddetle çalan bir alarm ziline işaret ediyor. 2026'nın başından bu yana ilk kez gösterimdeki film sayısının 40 barajının altına inerek 39'a gerilemesi, bir istatistikten çok daha fazlasını ifade ediyor.
Bu tablo, sinema kültüründeki büyük bir daralmanın portresini ortaya çıkarıyor. Nitekim çok yakın bir takvime baktığımızda bile tehlikenin boyutu netleşiyor. 25-27 Eylül tarihleri arasındaki hafta sonunda ülke genelinde film gösterimi sunan salon sayısı 3.097 iken, hemen ardından gelen 2-4 Ekim hafta sonunda bu sayı 2.969'a geriledi.
Sadece bir hafta gibi kısa bir süre içinde 128 salonun işlevsiz hale gelmesi, işletmecilerin artan maliyetler ve boş kalan koltuklar karşısında sürüklendiği çıkmazı çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Ocak-Ekim arasında 2026'nın en çok izlenen filmi 'Örümcek Adam. Yepyeni bir Gün' için 2.820.004 bilet kesildi.
İzleyicilerin en çok sinemaya gittiği hafta sonu verilerine bakacak olursak 39 filmle yaşanan bu dip seviye, sadece ekonomik bir salon meselesi değil; sinema kültürünün ve birlikte kahkaha atma, birlikte hüzünlenme refleksimizin zayıflamış olmasından kaynaklanıyor. Salonlar boş kaldıkça, perdeler birer birer kararıyor. Eğer bu gidişata karşı yapımcılardan sinema salonu işletmecilerine kadar bütün sinemacılar, "Ya yeni bir yol bulacağız ya da yeni bir yol yapacağız" felsefesinden yola çıkıp acilen yeni formüller üretmezse "Hiç bu kadar azalmamıştı" cümlesi daha başlangıç olacak.
• Gösterimdeki Film Sayısı: • Yabancı Film İzleyici Sayısı: 145.521 • Türk Filmi İzleyici Sayısı: 36.620 86 milyon nüfusa sahip ülkemizde, bir hafta içinde sinemaya giden toplam insan sayısının sadece 182 binde kalması, sinema kültürünün ne denli büyük bir tehdit altında olduğunun en somut göstergesi oldu. Sinema salonlarının sessizliğini elbette tek bir nedene bağlamak mümkün değil. Bu durum, yıllardır kartopu gibi büyüyen kültürel ve yapısal krizlerin kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Film yapım maliyetlerinin ulaştığı yüksek meblağlar, yapımcıları risk almaktan alıkoyuyor. Sinemaya taze kan pompalayan bağımsız yapımlar veya orta bütçeli deneysel filmlerin sayısı artık ne yazık ki bir hayli azaldı. Dijital platformların etkisiyle izleyici alışkanlıklarının değişmesi ve özellikle Z kuşağı ile Alfa kuşağının sosyal medya bağımlılığı nedeniyle 'İzleme yorgunu' olmasının da etkisiyle, Pandemiden sonraki dönemde sinemaya gitmek; bilet fiyatları, yeme-içme ve ulaşım masraflarıyla birlikte artık sıradan bir hafta sonu aktivitesi olmaktan çıkıp ciddi bir bütçe gerektiren lüks bir eğlenceye dönüştü.
'D.İ.S.C.O', 1.094.130 kişiyle Ocak-Ekim arasında 2026'nın en çok izlenen Türk filmi oldu. 2025 ila 2026'nın Ocak-Ekim ayları arasındaki dönemi karşılaştıracak olursak sorunun sadece bir hafta sonuyla sınırlı olmayıp bütün yıla yayıldığını görüyoruz. 2025'in Ocak-Ekim arasında 112 yeni Türk filmi gösterime girmiş, toplamda 9.561.148 bilet kesilmişti.
2026'nın aynı döneminde ise gösterime giren film sayısı 92'ye inerken kesilen bilet sayısının %29 azalmayla 6.781.089'a gerilemesi, Türk sinemasının geçirdiği sarsıntının büyüklüğünü gösteriyor. Yıl sonuna kadar gösterime girecek olan '2 Aile Arasında', 'Çakallarla Dans 8', 'Hasip ile Nasip' ve 'Dondurmam Gaymak: Gapital' gibi gişeyi sırtlayacak birkaç yapım da olmasa, Türk sineması neredeyse vizyonda var olamayacak bir noktaya sürüklenmiş durumda.



