Denizden çıkan çuvalın sırrı! Sosyete dünyasını sarsan anne-kız cinayeti!
Yıl 1973... İstanbul'da ocak ayının soğuk günleri yaşanıyordu. Boğaz'ın iki yakasında günlük hayat her zamanki gibi devam ediyordu. Şehir hatları vapurları sabahın erken saatlerinden itibaren yolcularını bir yakadan...
Yıl 1973... İstanbul'da ocak ayının soğuk günleri yaşanıyordu. Boğaz'ın iki yakasında günlük hayat her zamanki gibi devam ediyordu.
Şehir hatları vapurları sabahın erken saatlerinden itibaren yolcularını bir yakadan diğerine taşırken, balıkçı tekneleri de geçimlerini sağlamak için Boğaz'ın sularına açılıyordu. İstanbul'un kalabalık caddelerinde insanlar günlük telaşlarını sürdürürken, Boğaz'ın kuzeyindeki Kireçburnu açıklarında yaşanacak bir olay, günlerce konuşulacak korkunç bir cinayeti ortaya çıkaracaktı. Tarih yaprakları 8 Ocak'ı gösteriyordu.
Sarıyer'in Kireçburnu açıklarında denize açılmak için hareket eden balıkçı Recep'in gözüne suyun altında bir karartı çarptı. Dikkatli baktığında bunun ağzı bağlanmış bir çuval olduğunu gördü. Diğer balıkçıların yardımıyla çuval denizden çıkarıldı.
Açıldığında ise korkunç bir manzarayla karşılaşıldı. İçerisinde bir kadın cesedi bulunuyordu. Olayın polise bildirilmesi üzerine bölgeye ekipler sevk edildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü İkinci Şube Müdürü Cemil Gülmen, kendisine bağlı Cinayet Masası ekipleriyle olay yerine geldi. Kadının üzerinde kıyafetleri vardı. Ancak kimliğini ortaya koyabilecek herhangi bir belge bulunamadı.
Yüzü tanınmaz haldeydi. Üzerindeki pahalı kürk ve kıyafetler, varlıklı bir kadın olabileceğini düşündürüyordu. Ceset, ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp'a gönderildi.
Yapılan incelemelerde kadının boğularak öldürüldüğü, ardından çuvala konularak denize atıldığı belirlendi. Cinayet Masası dedektiflerinin önündeki ilk sorun, öldürülen kadının kimliğini belirlemekti. Bunun için son günlerde yapılan kayıp başvuruları incelenmeye başlandı.
Araştırmalar sırasında Beyoğlu Ayazpaşa'da yaşayan anne ve kızın birkaç gündür kayıp olduğu bilgisine ulaşıldı. Kayıp kadınlardan 67 yaşındaki Nuriye Hanım'ın fiziksel özellikleri, denizden çıkarılan cesetle benzerlik gösteriyordu. Yüzü tanınmaz halde olmasına rağmen yakınları, kıyafetlerinden cesedin Nuriye Hanım'a ait olabileceğini söyledi.
Kimliğin belirlenmesindeki en önemli gelişme ise kadının vücudunda daha önce geçirdiği bir ameliyattan kalan izin tespit edilmesi oldu. Bu izin Nuriye Hanım'ın ameliyat iziyle örtüşmesi üzerine cesedin ona ait olduğu anlaşıldı. Ancak bu gelişme, soruşturmayı daha da karmaşık hale getirdi.
Çünkü Nuriye Hanım'ın birlikte kaybolduğu kızı Meyla Hanım'dan da haber alınamıyordu. Cinayet Masası, anne ve kızın aynı kişiler tarafından öldürülmüş olabileceği ihtimali üzerinde durmaya başladı. Nuriye Hanım'ın öldürüldüğünün ortaya çıkması, İstanbul'un tanınmış çevrelerinde büyük yankı uyandırdı.
Nuriye Hanım ve kızı Meyla Hanım, dönemin sosyete dünyasında bilinen isimler arasındaydı. Suriye asıllı olan ve 1965 yılında Türk vatandaşlığına geçen ailenin, Suriye'de de önemli miktarda mal varlığı bulunduğu belirtiliyordu. Anne ve kız, Beyoğlu Ayazpaşa'daki Karşıyaka Apartmanı'nda birlikte yaşıyordu.
Varlıklı olmalarına rağmen evlerinde hizmetçi bulundurmayan anne ve kızın, çok sevdikleri bir köpekleri de vardı. Köpeğin uzun süre havlaması komşularının dikkatini çekmişti. Anne ve kızdan haber alamayan yakınları ve komşuları, kaybolduklarından endişelenerek durumu polise bildirmişti.
Cinayet kısa sürede Türkiye gündemini sarsan bir olay haline geldi. Cinayet Masası dedektifleri, Meyla Hanım'ın da öldürülerek Kireçburnu açıklarında denize atılmış olabileceği ihtimali üzerine arama çalışmaları başlattı. Ancak herhangi bir sonuca ulaşılamadı.
Dedektifler, anne ve kızın kayboldukları 5 Ocak Cuma günü nerelerde bulunduklarını belirlemek için yakın çevrelerinin, komşularının ve son günlerde görüştükleri kişilerin ifadelerine başvurdu. Komşular farklı bilgiler verdi. Bazıları, Meyla Hanım'ı o günün sabahında uzun boylu bir erkekle birlikte evden ayrılırken gördüklerini anlattı.
Bir tanık taksiden söz ederken, bazıları anne ve kızı aynı gün saat 17.00 sıralarında Taksim'de gördüklerini söyledi. Saat 18.30 sıralarında ise Saray Arkası Sokak'ın başında, köpeklerini gezdiren tanıdıkları bir çift tarafından görüldükleri ileri sürüldü. Bir başka komşu da apartmanın çevresinde yeşil renkli, 1965 model Chevrolet marka bir otomobil gördüğünü anlattı.
Aracın çamurluklarında nikelaj adı verilen parlak metal kaplamalar bulunuyordu. Cinayet Masası, elde edilen bilgileri araştırırken anne ve kızın yaşadığı Ayazpaşa'daki dairede daha kapsamlı bir inceleme yapma kararı aldı. Eve giren dedektifler, daireyi didik didik inceledi.
Eşyalar gözden geçirilirken, anne ve kızı yakından tanıyan kişilerin bilgilerine yeniden başvuruldu. Yakınlarının, komşularının ve eve daha önce girip çıkan kişilerin anlatımlarıyla dairedeki eşyaların durumu karşılaştırıldı. Araştırma sırasında önemli bir ayrıntı dikkat çekti.
Anne ve kızın evinde bulunduğu bilinen bazı değerli eşyalar yerinde değildi. Özellikle antika niteliği taşıyan eşyalarla pahalı halıların eksik olduğu belirlendi. Dedektifler, bu eşyaların cinayetten sonra evden çıkarılmış ve satılmış olabileceği ihtimali üzerinde durdu.
Böylece soruşturma, İstanbul'daki değerli halı ticareti yapan iş yerlerine yöneldi. Cinayet Masası dedektifleri, özellikle pahalı ve antika halıların alım satımını yapan tüccarlarla görüşmeye başladı. Varlıklı müşterilere satış yapan iş yerleri de araştırıldı.
Satın alınan halıların özellikleri ve bunları satan kişiler hakkında bilgi toplandı. Yapılan çalışmalar sonunda anne ve kızın evinden kaybolan halılardan birinin izine ulaşıldı. Halıyı satın alan tüccarın verdiği bilgiler, soruşturmada önemli bir gelişme sağladı.
Çünkü halıyı satmaya gelen kişi tek başınaydı. Cinayet Masası dedektifleri, tüccarın anlatımından hareketle halıyı satan erkeğin eşkalini belirledi. Artık polisin elinde, evden kaybolan değerli bir eşyayla bağlantılı şüpheli bir kişi vardı.
Halıyı satan kişinin eşkali, Cinayet Masası"nın elindeki bilgilerle karşılaştırılmaya başlandı. Dedektifler, anne ve kızın yakın çevresini yeniden incelemeye aldı. Özellikle Meyla Hanım'la görüşen, evlerine gelip giden ve para ilişkisi bulunan erkekler üzerinde duruldu.
Bu araştırmada Yalçın adlı bir kişi dikkat çekti. Kapalıçarşı'daki Zincirli Han'da bir antikacının yanında çalışan Yalçın'ın, Meyla Hanım'ı yaklaşık iki yıldır tanıdığı belirlendi. Zamanla Meyla Hanım'la yakınlık kuran Yalçın'ın, anne ve kızın evine de gidip geldiği öğrenildi.
Polisin elde ettiği bilgilere göre Yalçın'ın ciddi maddi sıkıntıları vardı. Meyla Hanım'la arasında para ilişkileri bulunduğu da belirlenmişti. Halıcının verdiği eşkalle Yalçın'ın fiziksel özelliklerinin örtüşmesi, dedektiflerin şüphesini güçlendirdi.
Cinayet Masası, Yalçın'ı takibe aldı. Ancak onu cinayetle ilişkilendirecek başka bulgulara da ihtiyaç vardı. Cinayet Masasının araştırmaları sırasında iki görgü tanığının verdiği araç bilgileri de önem kazandı.
Tanıklardan biri taksi gördüğünü söylerken, diğeri apartmanın çevresinde yeşil renkli, 1965 model Chevrolet marka bir otomobil gördüğünü anlattı. İkinci tanığın dikkatini çeken ayrıntı, otomobilin çamurluklarında bulunan nikelaj adı verilen parlak metal kaplamalardı. Dedektifler, Yalçın'ın olayda bir taksi kullanmış olabileceği ihtimali üzerinde durdu.
Bunun üzerine önce taksiciler araştırıldı. Ancak Yalçın ile bağlantılı bir taksiciye ulaşılamadı. Taksi araştırmasından sonuç alamayan dedektifler, bu kez yeşil renkli, 1965 model Chevrolet otomobilin izini sürmeye başladı.
Cinayet Masası, Trafik Şube Müdürlüğü aracılığıyla İstanbul'da kayıtlı ve tanığın tarifine uyan otomobilleri araştırdı. Tespit edilen araçların sahipleri tek tek incelendi. Ancak Yalçın'ın üzerine kayıtlı böyle bir otomobil bulunamadı.
Dedektifler araştırmayı sürdürerek tanığın tarifine uyan, çamurluklarında nikelaj bulunan otomobile ulaştı. Aracın bir otomobil kiralama firmasına ait olduğu belirlendi. Kiralama kayıtları incelendiğinde önemli bir bilgi ortaya çıktı.
Otomobil, anne ve kızın kaybolduğu günleri de kapsayan 4 ve 5 Ocak tarihlerinde Yalçın tarafından kiralanmıştı. Evden kaybolan halıyı satan kişinin eşkali, Meyla Hanım'la yakınlığı ve tanığın tarif ettiği otomobili kiralamış olması, Cinayet Masasının Yalçın üzerindeki şüphelerini güçlendirdi. Polis, takibe aldığı Yalçın'ın ilişkilerini araştırırken kayınbiraderi Enver'i de belirledi.
Dedektifler, iki kişinin cinayetle bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde yoğunlaştı. Cinayet Masası dedektiflerinin yürüttüğü araştırmalarda elde edilen ipuçları, Yalçın ve kayınbiraderi Enver'i işaret ediyordu. Nuriye Hanım'ın cesedinin Kireçburnu açıklarında bulunmasından 12 gün sonra, 20 Ocak 1973 Cumartesi günü düzenlenen operasyonla iki şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.
Sorguya alınan iki şüpheli, cinayeti itiraf etti. Verdikleri ifadeler, anne ve kızın nasıl tuzağa düşürüldüğünü ve neden öldürüldüğünü ortaya çıkardı. Cinayetin arkasında Yalçın'ın yaşadığı maddi sıkıntılar ve borçlarını ödemek için hazırladığı plan vardı.
Yalçın, yaklaşık iki yıl önce Meyla Hanım'la tanışmıştı. Aralarında zamanla yakınlık ve para ilişkisi oluşmuştu. Yalçın'ın ifadesine göre maddi sıkıntıları giderek artmıştı.
Borçlarını ödeyebilmek için bazı mallarını elden çıkarmış, babasından kalan evini de satmıştı. Ancak bu durum para sıkıntısını gidermeye yetmemişti. Yalçın, çalıştığı antikacıya ait değerli bir halıyı iş yeri sahibinin bilgisi dışında rehin vermişti.
Halıyı geri alabilmek için paraya ihtiyacı vardı. İçinde bulunduğu maddi sıkıntıdan kurtulmak amacıyla anne ve kızın evindeki değerli halıları ele geçirmeyi planladı. Bu amaçla kayınbiraderi Enver'i de yanına aldı.
İki şüpheli, 5 Ocak Cuma günü planlarını uygulamaya koydu. İki şüpheli, 5 Ocak Cuma günü saat 12.00 sıralarında kiraladıkları yeşil renkli, 1965 model Chevrolet otomobille Ayazpaşa'ya geldi. Yalçın, anne ve kızın yaşadığı apartmana çıkarken Enver otomobilde bekledi.
Yalçın'ın amacı, Nuriye Hanım'ı bir bahaneyle evden çıkarmaktı. Bunun için kadının satmak istediği kürkleri kullandı. Nuriye Hanım'a, satmak istediği altı kürk ve üç etol için bir alıcının 8 bin lira teklif ettiğini, ancak kendisinin 35 bin lira istediğini anlattı.
Ardından alıcıyla görüşmek isterse birlikte gidebileceklerini belirtti. Teklif üzerine Nuriye Hanım, Yalçın'la birlikte apartmandan çıktı ve otomobile bindi. Ancak götürüldüğü yer bir kürk alıcısının iş yeri değil, Yalçın'ın Bakırköy'deki eviydi.
Yalçın, cinayet planını uygulayabilmek için eşini ve çocuklarını daha önceden evden uzaklaştırmıştı. Nuriye Hanım'ı içeri aldıktan sonra kayınbiraderi Enver'i de eve çağırdı. Ardından Nuriye Hanım'a, “Sen bir kahve iç, ben adama haber vereyim” diyerek beklemesini söyledi.
Nuriye Hanım, kürkleri satın alacak kişiyle görüşeceğini düşünürken iki şüpheli harekete geçti. Arkasından saldırıya uğrayan kadın, başına aldığı darbeyle yere düştü. Yalçın ve Enver, ardından boğazını sıkarak Nuriye Hanım'ı öldürdü.
İki şüpheli, Nuriye Hanım'ın cesedini önce bir çuvala koydu. Daha sonra cesedi büyük bir bavulun içerisine yerleştirerek otomobile taşıdı. Bavulu aracın bagajına koyan Yalçın ve Enver, bu kez Ayazpaşa'ya doğru yola çıktı.
Çünkü sıradaki hedefleri, evde annesinin dönmesini bekleyen Meyla Hanım'dı. İki şüpheli, Nuriye Hanım'ın cesedi otomobilin bagajındayken Ayazpaşa'daki apartmana geldi. Yalçın, daha önce gidip geldiği dairenin kapısını çaldı.
Kapıyı Meyla Hanım açtı. Karşısında Yalçın'ı gören Meyla Hanım, annesinin nerede olduğunu sordu. Yalçın'ın verdiği cevaplar, annesinin dönmesini bekleyen kadının şüphelenmesine neden oldu.
Ancak Meyla Hanım, annesinin kısa süre önce öldürüldüğünü bilmiyordu. Yalçın ve Enver, Meyla Hanım'ın şüphelenmesi üzerine harekete geçti. İki şüpheli, kadını mutfak kapısıyla hol arasındaki bölümde boğarak öldürdü.
Ardından cesedini salonun önündeki antreye taşıdı. Meyla Hanım'ın cesedini de önce bir çuvala, ardından bavula koydular. Böylece iki şüpheli, aynı gün içerisinde önce Nuriye Hanım'ı Bakırköy'de, ardından kızı Meyla Hanım'ı Ayazpaşa'daki evinde öldürmüştü.
İki kadını öldüren şüpheliler, Ayazpaşa'daki evde bulunan değerli halıları toplamaya başladı. Bu sırada apartmanın kapısı birkaç kez çalındı. Ancak şüpheliler kapıyı açmadı.
Çevrenin sakinleşmesinin ardından halılar ve cesetlerin bulunduğu bavullar otomobile taşındı. Şüpheliler, daha sonra Boğaz'a doğru hareket etti. Cesetleri denize atmak için uygun zamanı bekleyen iki şüpheli, Kireçburnu'na geldi.
Cesetlerin bulunduğu çuvallara ağırlık yapması için taş koyarak ağızlarını bağladılar ve denize attılar. Ardından cesetleri taşımakta kullandıkları bavulları da parçalayarak denize attılar. İki şüpheli, ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi işlerine gitti.
Evden alınan değerli halılardan bazıları ise satıldı. İki şüphelinin yakalanmasının ardından Cinayet Masası, ifadelerde anlatılan olayları doğrulayabilecek delilleri araştırmaya başladı. Yalçın'ın Bakırköy'deki evinde yapılan incelemede kanlı bir halı ele geçirildi.
Bu bulgu, Nuriye Hanım'ın söz konusu evde öldürüldüğüne ilişkin anlatımlar bakımından önemliydi. Dedektifler, şüphelileri Ayazpaşa'daki eve götürerek olayın nasıl gerçekleştiğini yerinde araştırdı. Yalçın ve Enver, Meyla Hanım'ı evin hangi bölümünde öldürdüklerini ve değerli eşyaları nasıl aldıklarını anlattı.
Bu sırada anne ve kızın yaşadığı apartmanın önünde büyük bir kalabalık toplandı. Olayın İstanbul'da yarattığı yankı nedeniyle çok sayıda kişi şüphelileri görmek için binanın çevresine geldi. Polis, Yalçın ve Enver'i araçlara bindirmekte güçlük çekti.
İşlemlerinin tamamlanmasının ardından iki şüpheli adliyeye sevk edilerek tutuklandı. Cinayet Masasının yürüttüğü araştırmalar sonucunda Nuriye Hanım'ın nasıl öldürüldüğü ve kızı Meyla Hanım'ın başına ne geldiği ortaya çıkarılmıştı. Ancak soruşturmada önemli bir eksiklik bulunuyordu.
Meyla Hanım'ın cesedine ulaşılamamıştı. Şüphelilerin iki kadının cesedini Kireçburnu'ndan denize attıklarını anlatmaları üzerine Boğaz'da aramalar yapıldı. Balık adamların da katıldığı çalışmalarda Meyla Hanım'ın cesedinin bulunmasına çalışıldı.
Ancak uzun süre devam eden aramalardan sonuç alınamadı. İstanbul'da iki kadının esrarengiz şekilde kaybolmasıyla başlayan ve Kireçburnu açıklarında bulunan çuvalla cinayet soruşturmasına dönüşen olay, Cinayet Masasının araştırmaları sonucunda aydınlatıldı. Evden kaybolan değerli bir halı, görgü tanığının tarif ettiği otomobil ve şüphelilerin para ilişkileri, iki kişinin yakalanmasını sağlayan önemli ipuçları oldu.
Anne ve kızın öldürülmesi, 1973 yılının en çok konuşulan cinayetlerinden biri olarak hafızalarda yer etti.



