Çantadan Daha Ağırı Var
Ekonomi

Çantadan Daha Ağırı Var

Geçen yıl bugünlerde çocukların okul çantalarını nasıl hafifletebileceğimizi yazmıştım. Çantalar ne kadar hafifledi bilmiyorum ama bu kez başka bir yükü düşünüyorum: Okullar açılıyor. Çantalar yine hazırlanacak....

1 okuma

Geçen yıl bugünlerde çocukların okul çantalarını nasıl hafifletebileceğimizi yazmıştım. Çantalar ne kadar hafifledi bilmiyorum ama bu kez başka bir yükü düşünüyorum: Okullar açılıyor. Çantalar yine hazırlanacak.

Kitaplar, defterler, kalemler yerleştirilecek. Fazlası çıkarılacak, eksikler tamamlanacak. Çantanın içindekileri aşağı yukarı biliyoruz.

Peki ya çocuğun kafasındakileri? Bilgi mi? Gürültü mü?

Kaygı mı? Başkalarının hayatları mı? Yaşından önce karşılaşmaması gereken görüntüler, sözler, düşünceler mi?

Yoksa sürekli bir şeyle meşgul olma ihtiyacı mı? Bunların her biri üzerine sayfalarca yazılabilir ancak mesleğim gereği üzerinde durmak istediğim başka bir yer var. Çocuk bütün bunlarla birlikte sınıfa geliyor.

Biz çocukların okul çantalarına hangi kitabın gireceğini düşünüyoruz ama zihinlerine nelerin girdiği konusunda aynı kontrole sahip değiliz. Üstelik oraya giren her şeyi çıkarabilecek durumda da değiliz. O hâlde belki de öğretmenin asıl meselesi çocuğun zihnindeki yükleri hafifletmek değil, bütün o yüklerin yanına sınıfta ne koyabileceğini düşünmek olmalı.

Çünkü karşımızda artık boş bir sayfa yok. Belki hiçbir zaman da yoktu ama bugün o sayfa her zamankinden daha dolu. Çocuk sınıfa gelmeden önce görmüş, duymuş, izlemiş, öğrenmiş, merak etmiş, bazen de yanlış öğrenmiş oluyor.

Öğretmen sınıfta çocuğun dikkatini isteyen tek kişi değil artık. Çocuğun zihninde öğretmenle beraber onlarca şey konuşuyor. Üstelik bazıları öğretmenden daha renkli, daha hızlı, daha eğlenceli ve çocuğun neyi sevdiğini algoritmalar sayesinde belki öğretmeninden bile iyi biliyor.

Öğretmen ise bütün bunların arasında kendisine ve çocuklarla paylaşacaklarına bir yer açmak zorunda. Meslek hayatımın en başından beri kendimizi güncellememiz gerektiğine inanırım Bundan yalnızca yeni teknolojileri kullanmayı, dijital araçları öğrenmeyi ya da sınıfa yeni uygulamalar taşımayı da anlamamak gerekiyor. Asıl güncellememiz gereken belki de çocuğun karşısında nerede durduğumuz.

Çünkü artık hiçbirimiz karşımızda boş bir sayfa beklememeliyiz. O sayfanın içinde kendimize yer edinebilecek bir rol belirlemeliyiz. Öğretmenin kendisini güncellemesinden kastım tam olarak bu.

İlgili Haberler