24 September 2026, Thursday
Bir Taşa Bu Kadar Mana Yüklemek
Spor

Bir Taşa Bu Kadar Mana Yüklemek

Trabzonspor’un dünyaca ünlü futbolcusu Muhammed Salah bir yaylaya gitmiş, bir taşın üzerine oturmuş, fotoğraf çektirmiş ve sosyal medya hesabında paylaşmış. Ardından insanlar o taşı görmek için yaylaya akın etmiş....

Trabzonspor’un dünyaca ünlü futbolcusu Muhammed Salah bir yaylaya gitmiş, bir taşın üzerine oturmuş, fotoğraf çektirmiş ve sosyal medya hesabında paylaşmış. Ardından insanlar o taşı görmek için yaylaya akın etmiş. Yetmemiş, “Salah Yaylası” tabelası dikilmiş.

Şimdi de futbolcunun oturduğu taşın yanına belediye tarafından bank konulmuş. Elbette bir bölgenin tanıtılması, insanların yaylalarımızı görmesi, esnafın kazanması güzeldir. Dünyaca tanınmış bir insanın yaptığı paylaşımın reklam değerinden de faydalanılabilir.

Buna kimsenin itirazı olmaz. Biz ne zaman tanıtımla tapınma arasındaki çizgiyi kaybettik? Bir futbolcu gelir, fotoğraf çektirir; bunu tanıtım fırsatına çevirirsin.

Fakat oturduğu taşı adeta ziyaretgâha çevirmek, yaylaya onun adını veren tabelalar asmak, o taşın yanına özel bank koymak başka bir ruh hâlidir. Muhammed Salah büyük bir futbolcu olabilir. Milyonlarca hayranı olabilir.

Ama neticede yaptığı iş futbol oynamaktır. Bir gönül insanı, bir fikir adamı, insanlığa ömrünü adamış bir kahraman değildir. Bu topraklar uğruna canını vermiş bir şehit de değildir.

Buna rağmen bir futbolcunun birkaç dakika oturduğu taşın peşinden binlerce insan giderken, yanı başımızdaki tarihî eserlerin, mezarların, şehitliklerin, ilim ve irfan büyüklerinin mekânlarının çoğunun yüzüne bakılmıyorsa burada düşünülmesi gereken ciddi bir değerler problemi vardır. Mesele bizim kimi, neyi ve niçin yücelttiğimizdir. Bugün çocuklarımız nice ilim insanının, sanatkârın, komutanın, şairin, mütefekkirin adını bilmiyor; fakat futbolcuların transfer ücretlerini, forma numaralarını, attıkları gol sayılarını ezbere biliyor.

Turizm yalnızca ünlü bir insanın oturduğu taşı göstermek değildir. Karadeniz’in dağı zaten güzel, yaylası zaten güzel, kültürü zaten zengin. Horonu, türküsü, mutfağı, tarihi, şehitlikleri, manastırları, köyleri, gelenekleri var.

Bunları dünyaya anlatamayıp bir futbolcunun oturduğu taşı turizm markasına çevirmeyi başarı sayıyorsak, burada turizmden önce konuşmamız gereken mesele kendi değerimize ne kadar inandığımızdır. Adam gelmiş, oturmuş, fotoğrafını çekmiş, gitmiş. Bir yabancı yıldızın oturduğu taşı bu kadar kıymetli gören bizler, kendi tarihimizin üzerinde oturduğumuzun acaba farkında mıyız?

Bir milletin seviyesini yalnızca yetiştirdiği büyük insanlar değil, kimleri büyük gördüğü de gösterir. Bir futbolcunun attığı gole sevinelim. Çünkü bu topraklarda hatırasına bir tabela dikilmeyi Salah’ın oturduğu taştan çok daha fazla hak eden binlerce insan yatıyor.

İlgili Haberler