Muammer Baran'ın akrabası, çocukluk arkadaşı, Gazi ilkokulunda sınıf arkadaşı, büyük şair Bekir Sıtkı Erdoğan"ı ölüm yıldönümünde saygıyla anıyorum efendim. Nurlar içinde yatsın. Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş Aman karanlığı görmesin gözüm Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş.
Sıla burcu burcu... İlle ocağım Çoluk çocuk hasretinde kucağım Sana her şeyimi anlatacağım, Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş. Güç bela bir bilet aldım gişeden Yolculuk başladı Haydarpaşa'dan Hancı n'olur, elindeki şişeden Birkaç yudum daha ver yavaş yavaş.
Ben o gece, hem ağladım, hem içtim İki gün, diyardan diyara uçtum Kayseri yolundan, Niğde'yi geçtim Uzaktan göründü, Bor yavaş yavaş. Garibim, her taraf bana yabancı, Dertliyim; çekinme, doldur be hancı İlk önce kımıldar hafif bir sancı Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş. Bende bir resmi var, yarısı yırtık On yıldır evimin kapısı örtük Garip bir de sarhoş oldu mu artık Bütün sırlarını der yavaş yavaş.
İşte hancı ben, her zaman böyleyim Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyim Kaldır artık, boş kadehi neyleyim Şu bizim hesabı, gör yavaş yavaş. Bekir Sıtkı Erdoğan’ın bu hepimizin ‘’Hancı’’ diye bildiği şarkısı yapılan ünlü şiirin asıl ismi ‘’Bin Birinci Gece’’dir. Bu şiir ilk olarak 1949 yılında ‘’Şadırvan’’ dergisinde yayımlanır.
Bu şiir Faruk Nafiz Çamlıbel’in ‘’Han Duvarları’’ şiirini anınmsatsa da, ‘’Han Duvarları’’nda geçen Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ın hüzünlü, melankolik ve titrek dizelerinin yanında ‘’Hancı’’ şiirinde hüznün yanında neşe de vardır. Hancı şiiri, Faruk Nafiz’in Han Duvarları şiiriyle başlayan memleket içinde yolculuk konusunun farklı bir benzeridir. Bu şiirde Bekir Sıtkı Erdoğan gurbetten gelen bir adamın hayatının özetini verir.
Şiir o gurbet yolcusunun ağzından ve onun dikkatiyle anlatılır. Çünkü hikâye, onun hayat hikâyesidir. Bekir Sıtkı Erdoğan bu hikâyeyi Yolcu ile Hancı’nın karşılıklı konuşması şeklinde değil de sadece Yolcu’nun konuştuğu, Hancı’nın da dinlediği bir biçimde kurgular.