Ayrancı Barajı’nda Boşa Akan Sular ve Yıllardır Bitmeyen Kapalı Şebeke Çilesi
Anadolu’nun sert ama bir o kadar da bereketli topraklarında, adı yıllardır seçim meydanlarında, siyasi vaatlerde ve yatırım programlarında sakız gibi uzatılan bir hikayedir Ayrancı Barajı kapalı şebeke sistemi. Tarih...
Anadolu’nun sert ama bir o kadar da bereketli topraklarında, adı yıllardır seçim meydanlarında, siyasi vaatlerde ve yatırım programlarında sakız gibi uzatılan bir hikayedir Ayrancı Barajı kapalı şebeke sistemi. Tarih yaprakları 1956 ile 1958 yılları arasını gösterdiğinde, bu toprakların kaderini değiştirmek, çiftçinin yüzünü güldürmek için temelleri atılmıştı. Devlet Su İşleri tarafından hem tarlaları sulamak hem de taşkınları önlemek için yapılan bu baraj, 1958 yılında bitirilip su tutmaya başladı.
Topraktan yapılan gövdesiyle, akarsu yatağından yüksekliği 34 metreyi buluyor. İçinde normal zamanda yaklaşık 28,50 ila 31 milyon metreküp su tutma kapasitesi var. Kağıt üzerinde yaklaşık 7 bin 800 hektarlıgeniş bir tarım ve bahçe arazisine can vermesi planlanan, doğrudan Ayrancı merkez ile ova köylerinin ekinini, bahçesini besleyen bu koca tesis, aslında bu bölge için adeta bir elmas değerindedir.
Kış aylarında Orta Toroslar’ın tepelerine yağan o karlar, dağlardan coşkuyla süzülüp gelen sular bu barajda birikir. Bizim insanımız için bu su, hayatta kalmanın, ekmeğini kazanmanın ta kendisidir. Yazın kuraklığın eksik olmadığı, yağmurun az yağdığı bu topraklarda tarım ve bahçecilikle uğraşan Ayrancı merkez ve ova köylerindeki üreticilerimiz için bu su lüks değil; mutfaktaki aş, tarladaki berekettir.
Ancak işin bir de acı yüzü var: Salma sulama meselesi. Yıllardır bir türlü modernleştirilemeyen, adeta ta dededen kalma açık kanallarla yapılan bu sulama yüzünden, Toroslar’dan gelen o değerli sular tarlalara varana kadar ya buharlaşıp uçuyor ya da toprağa sızıp boşa gidiyor. Barajın kapakları bir açıldı mı, su hızla akıp gidiyor; yazın ortasında çiftçi ortada kalakalıyor.
Daha yaz bitmeden "barajda su kalmadı" korkusu bizim coğrafyanın kaderi haline getiriliyor. Bizim oralarda herkesin hafızası, yıllardır verilen bu boş vaatlerle doludur. Ne zaman seçim havası esse, ne zaman sandık yaklaşsa, siyasilerin kürsülerden en çok dillendirdiği şeydir Ayrancı Barajı Kapalı Sulama Sistemi.
Yıllar boyunca "yatırım programına aldık", "resmi gazetede yayınlandı" diye müjdeler verildi; en son Dünya Bankası ve DSİ ortaklığıyla milyarlarca liralık bütçelerin ayrıldığı ballandıra ballandıra anlatıldı. Ancak ortada hâlâ dönen büyük laflara, "başlıyor, ihale edildi" denilen resmi açıklamalara rağmen sahada atılmış tek bir adım yok. Çiftçi borç içinde boğuşurken, üretici gözünü gökyüzüne ve barajda kalan son suya dikmişken, o süslü laflar ve Ankara'daki yavaş işleyen bürokrasi memleketin insanının inancını bitiriyor.
Bugün Ayrancı’nın ve ova köylerimizin ihtiyacı olan şey kağıt üstündeki laflar değil; binlerce hektarlık o tarım arazisinin bir an önce kapalı şebeke sulama sistemine geçmesidir. Kapalı şebeke sulama sistemi demek; suyun borularla tazyikli bir şekilde, hiç ziyan olmadan, adaletli bir şekilde her tarlaya ulaşması demektir. Bu sistem kurulduğu gün Ayrancı Barajı'nın da ömrü uzayacak, su boşa gitmeyecek ve bizim bu güzel ilçemiz gerçek anlamda bir tarım merkezi olacaktır.
Yıllardır konuşulan, her seçimde yeniden hatırlanan ama seçim bittikten sonra un ufak edilen bu hayati iş artık bizim için bir lütuf değil, en doğal haktır. Ayrancı merkezi ve ova köylerinin insanı artık sabrının sonuna gelmiştir. Elmas gibi suyun göz göre göre akıp gitmesine, alın terinin kuruyup gitmesine daha fazla susmuyor.
Soruyoruz: Ayrancı Barajı’nın suyu boşa akıp gitmesin, tarlalarımız ve ova köylerimizin bahçeleri kurumasın diye o kapalı şebeke sistemi bu topraklara daha ne zaman gelecek? Artık boş laf dinlemek istenmiyor; o boruların bu toprağa döşenme vaktidir!



